İşçilerin haklarını almasının yolu mücadeleden geçiyor. Bu nedenle Türkiye’nin her köşesinde işçiler haklı talepleri için yollarda ve alanlarda olmaya devam ediyor.
6 Temmuz’da başlayan AFP grevi, toplu iş sözleşmesi görüşmelerinde resmi enflasyon oranının altında kalan zam teklifinde uzlaşılmaması nedeniyle başlamıştı. TGS’de örgütlü AFP basın emekçilerinin mücadelesi sayesinde grev 12. gününde kazanımla sonuçlandı.
Yunus Emre Termik Santrali işçileri üç aydır maaşlarını alamadıkları için yollardaydı. Beypazarı’ndan Ankara’ya yürürken polis saldırısıyla karşılaşan işçiler vazgeçmedi. Bu sırada Enerji-Sen Genel Başkanı ve Genel Sekreteri de gözaltına alındı. Direniş sonuç vermeye de başladı: Sendika, işçilerden gasp edilen 7 milyon TL’nin 5 milyonunun hesaplara yatırıldığını, kalanıyla ilgili mutabakata varıldığını açıkladı.
Temmuz ayında işten çıkarılan ve DİSK Gıda-İş’te örgütlü Çapa Tıp Fakültesi yemekhane işçileri, taşerona ve hak gasplarına karşı 10 Temmuz’da dekanlık önünde direnişe başladı. Özgüneş Lojistik’te sendikaya üye oldukları gerekçesiyle işten çıkarılan 185 Mersin Limanı işçisinin direnişi ise altı aydan uzun bir süredir devam ediyor. İşçiler işlerine geri dönmek, taşeronda değil güvenceli ve sendikalı çalışmak istiyor. Her iki direnişte de taşerona ve güvencesizliğe karşı talepler öne çıkıyor.
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın mülakat mağduriyetine karşı ve taban maaş hakkı talebiyle başlattığı eylemler de devam ediyor. Ankara’daki açlık grevi sırasında yoğun polis şiddetine maruz kalan öğretmenler 21 Temmuz’da MEB önünde basın açıklaması yaptı. Öğretmenler, açıklamalarında yüzlerine “haklısınız” dense de somut adım atılmadığının altını çizerken yetkilileri özel öğretmenler için taban maaşı yasalaştırmaya ve mülakat mağduriyetini gidermeye çağırdılar.
Saraçhane’deki İstanbul Büyükşehir Belediyesi önünde ise hukuksuz işten atılmalar sonrası 150 işçi iade edilmeyi bekliyor. İBB iştiraki olan Ağaç A.Ş’de çalışırken güvenlik soruşturması bahane edilerek işsiz bırakıldıklarını söyleyen işçiler 80 günü aşan direnişlerinde geri adım atmamakta kararlı.
Direnişler farklı sektörlerde ve şehirlerde olsa da işçilerin talepleri ortak: insan onuruna yakışır koşullarda ve bunu talep ettiği için veya gerekçesiz işsiz bırakılma tehlikesiyle karşılaşmadan çalışmak. İşçi mücadeleleri şu an parçalı ilerlese de karşılarında gerekli yasaları çıkarmayan, sorunlara kayıtsız kalan ve yeri geldiğinde polis şiddetini kullanan bir iktidar bloku görüyoruz. İşçi ve emekçilerin de yola mücadelelerini birleştirerek devam etmeleri şart.
