Katliam sürüyor: Kürt illerindeki savaş sonlandırılmalıdır!

İlk olarak 16 Ağustos’ta Varto’da uygulamaya konan ‘sokağa çıkma yasakları’ adı altındaki ablukalar, geçtiğimiz yılda yedi kentte 19 ilçede en az 253 gün hüküm sürdü, onlarca sivil öldürüldü. Halen Diyarbakır’ın Sur, Şırnak’ın Cizre ve Silopi ilçelerinde sokağa çıkmak yasak. Bugüne kadar 7 ilin 20 ilçesinde onlarca mahalleyi kapsayacak şekilde 56 kez ilan edilen sokağa çıkma yasaklarında toplamda çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan 131 kişi devlet güçlerince katledildi.Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Sözcüsü ve Kars Milletvekili Ayhan Bilgen’in iki gün önce yaptığı yazılı açıklamaya göre yalnızca Cizre’de 14 Aralık’tan bu yana 23 kişi öldürüldü. Bu açıklamanın yapıldığı gün de Cizre’de iki kişi daha öldürüldü. Bu yasaklar en çok da Sur, Nusaybin, Silvan, Cizre gibi seçimlerde HDP’nin ezici bir çoğunlukla galip olduğu ilçe ve mahallelerde yaşandı.

21 Aralık itibariyle başlayan ‘büyük operasyon’ ile Türk Ordu Birliklerinin komutanları Silopi ve Cizre’de halka anons yaparak mahalleleri terk etmelerini, aksi halde olacaklardan sorumlu olmayacaklarını belirttiler. Aynı şekilde Sur, Nusaybin ve Dargeçit’te de Kürt kentleri zorla boşaltıldı; ilçelerde devlet memurları zorunlu hizmet içi eğitime çağrılarak bulundukları yerleri derhal kaybetmeleri salık verildi. Ağır savaş silahlarının kullanıldığı operasyonlarda, evler harap edildi; yaralılar sokaklarda ölüme terk edildi.

Önce çocuklar ve kadınlar…

3 aylık bebek Miray İnce evlerinin 2. katından dış merdivenlerden halası tarafından indirilirken halasının kucağında keskin nişancılar tarafından vuruldu; dedesi 80 yaşındaki Ramazan İnce ve babaannesi Rukiye İnce bebeği beyaz bayrakla ambulansa götürürken yeniden ateş açılması sonucu yaralanarak yere düştü. Dede Ramazan İnce ve 3 aylık torunu Miray devletin keskin nişancıları tarafından katledildi.

Devletin kurşunu bir sağlık emekçisinin de canını aldı. Cizre’nin Nur Mahallesi’nde Özel Harekat polisleri tarafından açılan ateş sonucu yaralanan bir kadına müdahale eden SES (Sağlık Emekçileri Sendikası) Cizre Temsilciliği yönetim kurulu üyesi Aziz Yural tam alnından hedef alınarak özel harekat polislerince katledildi.

Silopi’de komşusuna giderken yine kurşunların hedefi olan, 11 çocuk annesi Taybet İnan’ın cenazesi 6 gün sokaklardan kaldırılamadı. Taybet İnan’ın oğlu Mehmet İnan “Annem komşularımızdan dönerken sokak ortasında vuruldu ve hayatını kaybetti. Yusuf amcam annemin yardımına koşarken evimizin avlusunda vuruldu ve 20 saat boyunca ambulansın gelmesini yaralı bir şekilde bekledi daha sonra kan kaybından yaşamını yitirdi” dedi. Babası Halit İnan’ın da annesinin cenazesini sokak ortasında almaya giderken yaralandığını söyleyen İnan, babasından 3 gündür haber alamadıklarını belirtti. Ambulans çağırmaya çalışan herkese beyaz bayrakla çıkabilirsiniz yanıtı veren güvenlik güçleri, beyaz bayrakla çıkan herkesi taramakta; Silopi’de sokakta vurulan kimsenin cenazesinin sokaktan kaldırılamamaktadır.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı’ndan (TİHV) Ümit Efe, Şırnak’ta bir gencin cesedinde işkence bulgularına rastlandığı; hastanelere gelen yaralıların dahi polislerce başlarına silah dayanarak sorgulandığından söz ediyor. Hareket eden her şeyin -hayvanların dahi- vurulduğunu; Cizre’de kente su gitmediğini, ilaç sıkıntısı yaşandığını belirtiyor.

Bu insanlık dışı vahşet, adeta bir sömürge savaşını andırmaktadır. Bu sömürge savaşı, Kürt halkını yıldırmak, siyasi ve askeri güçlerini tasfiye etmek, çoluk çocuk demeden katletmek, şehirleri insansızlaştırmak üzerine kurulmuştur. Gerçek hedef, Kürt hareketinin askeri-politik güçlerinin, “ikili iktidar” organlarının tasfiye edilmesinin ötesinde, bu hareketi var eden yoksul-emekçi Kürt halkının canının çıkartılmasıdır. Sorunun, Kürt siyasi hareketinin toplumsal tabanının ve kalelerinin yoğun ve kalıcı bir devlet terörü ile teslim alınması olduğu açıkça ortada. Eğer devlet açısından bu becerilemezse muhtemelen bir daha hiçbir şey eskisi gibi olmayacak; hem Kürtler, hem de Türkler açısından…

Çözüm sürecini donduran, siyaset hakkı bırakmayan, bununla da kalmayıp evlerini, mahallelerini basıp yaşam hakkını ihlal eden iktidara karşı Kürt halkının demokratik hak ve özgürlüklerini destekliyoruz. Kürt illerinde savaş sürerken, Türkiye’nin hiçbir köşesinde adalet, barış ve demokrasi olamaz! Türkiye’nin tüm emekçilerini Kürt Halkı ile dayanışma içerisinde olmaya; demokratik hak ve özgürlüklerin açık ihlali olan anti-demokratik sokağa çıkma yasaklarına ve operasyonlara tepki göstermeye çağırıyoruz.

Hükümet bu ‘kanlı çözüm’ü terk etmelidir; askeri ve siyasi operasyonları durdurmalıdır. Sokağa çıkma yasakları derhal sonlandırılmalıdır.

Yorumlar kapalıdır.