‘Kitlesel Eğitim’: Tek devlet, tek bayrak, tek çeşit ülkü, tek tip insan

43

Krizin sonuçlarıyla yüzleştiğimiz yerel seçimler öncesindeki şu günlerde, “tek yürek, tek bilek” olmamız söyleniyor. “Tek devlet, tek bayrak” söylemlerini daha sıklıkla duyar olduk.

Bu tek tipçi söylemlerin nelere mal olduğu ortada. Maraş Katliamı’nın 30’uncu, Hrant’ın katlinin 2.’inci yılındayız. Bunlar gerçekler… Bu teklik vurgusu; baskı ve şiddet zihniyetinin topluma yansıması. Egemen rejim tek tip sınırların dışına çıkılmasını istemiyor. Bu yöndeki teşebbüslere de kesinlikle sempatik davranmıyor!

Buradaki söylem açık! Bu coğrafyada tarih boyunca yaşananlar, bundan sonra yaşatılabileceklerin de bir teminatı. Bu gizlisi olmayan, açık bir durum! Üstelik çizgi dışına çıkacak olanın illa “yabancı” olması da gerekmiyor.

Kitlesel eğitim ve yöntemleri

Her Türk gibi asker olarak doğduktan sonra, bu zihniyet kitlesel eğitimle aşılanıyor. İlk adım; tek tipleştirme oluyor: Diline, dinine, cinsine bakılmaksızın herkes andımızla başlıyor okuluna. İlk görev tamamlanıyor: Kişilik ve kimliğin inkârı. Sonra bilgisizliğin kuvvet olduğunu deneyimliyoruz, çalışmanın özgürleştirdiğini öğreniyoruz ve kendi toprağımızdaki savaşın ‘barış’ olduğunu. Sonra preslenip kalıplandıktan sonra ortalama adam, sade vatandaş olabildiysek, mezun olabiliyoruz. Sade vatandaş olduk mu zaten; yaşama şansı elde ediyoruz; Osmanlı’dan bugüne karanlıkta kalması istenen ne kadar olay varsa bunlar hiç olmamış gibi davranma yeteneğini de kazanıyoruz.

Burjuva devletin ‘her ne olursa olsun, benim kontrolümde olsun’ zihniyeti devam ediyor. TRT “şimdiye kadar olmayan bir dilde” yayın yapma kararı aldı. Hiçbir yasada Onlar’ın adı dili yok! ‘Ki varlarsa da şayet, defolup gitmeleri gerekenler’ için yayın yapılacak. Kapatılan gazetelerini, kanallarını aklımıza getiriyor bu girişim. Kuşkusuz, ölünceye kadar bitmeyecek kitlesel eğitimimizin kavramların, taleplerin içini boşaltmak kısmına denk geliyor.

Kavramların içini boşaltarak, kimlikleri inkâr ederek adım adım herkesi katleden bu asker-polis rejimi ve burjuvanın devleti emeğimizi sahiplendiği gibi zihnimizi de sahipleniyor. Kendi emeğimize, kimliğimize, özgürlük talebimize sonuna kadar sahip çıkmalıyız. Bunun tek yolu örgütlenmek!

Yazan: Canan Yılmaz (21 Aralık 2008)

Yorumlar kapalıdır.