ATV-Sabah işçisi yalnız değildir!

90

İşçi Cephesi gazetesi olarak, grevdeki Atv-Sabah işçilerini ziyaret ettik ve süreci daha iyi öğrenebilmek için grevci işçi Selim Suner’le yaptığımız röportajı yayımlıyoruz.

Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın, Atv ile Sabah gazete ve dergi grubunun bağlı olduğu Turkuvaz işyerlerinde başlattığı grev, bir ayı aşkın süredir devam ediyor. 29 yıl aradan sonra basın tarihine grev adını yazdıran, 10 basın emekçisinin mücadelesi 13 Şubat günü başladı. Onlar, Atv-Sabah grubunda çalışırken, sendikalı olmak ve toplusözleşme haklarını alabilmek için greve çıktılar. Bir süre sonra, sendikalı oldukları ve greve çıktıkları için işlerinden atıldılar. Bu bağlamda her çarşamba, saat 12.30’da Balmumcu Atv binası önünde yine kendileri gibi beyaz yakalı IBM işçilerinin de içinde bulunduğu Plaza Eylem Platformu olarak, basın açıklaması yapıyor ve kendileriyle dayanışmaya gelen emekçilerle birlikte, seslerini duyurmaya çalışıyorlar.

Plaza Eylem Platformu, IBM’de işten çıkarılan işçilerin mücadeleleri ile adımı atılan bir oluşum. Amaçlarını, beyaz yakalı işçilerin sınıf bilincini ve örgütlülüğünü arttırmak ve mücadelelerini birleştirmek olarak tanımlıyorlar. Bu nedenle, IBM’de başlattıkları eylem dizilerini, artık her çarşamba Atv-Sabah grevcileriyle birlikte gerçekleştiriyorlar. Yine kısa bir süre önce işten çıkarılan 260 Vodafone çalışanı için de benzer bir dayanışma eylemi gerçekleştirmişlerdi. Ayriyeten, Atv-Sabah çalışanı grevci basın emekçileri haklarını alana dek her cumartesi saat 18.00’de Taksim’den Galatasaray’a yürüyorlar.

Bu onurlu grevi selamlıyor ve Atv-Sabah işçilerinin mücadelesini destekliyoruz. Tüm emekçileri, ATV-Sabah grevcileri ile dayanışmaya çağırıyoruz.

İ.C: Bize biraz süreçten bahseder misiniz?

S.S: Medya sektörü en çok sömürülen ama pek dillendirmeyen bir sektör. Aslında birçok problemimiz var ama örgütlü değiliz. TMSF, Atv televizyon ve Sabah gazete kuruluşuna el koyduktan sonra, biz de yeniden satışa çıkana kadar, bu boşluktan yararlanmak istedik ve sendikal çalışmalara başladık. Sabah’ta 408, Atv’de 118 kişi olmak üzere 526 kişi sendikaya evet dedi. Atv yetkiyi aldı; fakat gazete askıya aldı. TMSF de toplu sözleşmeyi uzattı. Bence örgütlü işçilerin bulunduğu bir medya grubunu satmak zor olduğu için uzattılar. Sonra Çalık grubu gazete ve Atv’yi satın aldı. Çalık, satın aldıktan sonra Turkuvaz Radyo Televizyon Haberleşme ve Yayıncılık A.Ş adı altında Sabah ve Atv’yi birleştirdi. Hukuki olarak Atv için alınan sendikalaşma kararı, böylelikle Sabah gazetesini de kapsamış oldu. Bunun için de kesin yargı kararı çıktı. Dolayısıyla TGS ve Turkuvaz toplusözleşme için masaya oturdu. 57 maddenin 22’sinde anlaşıldı. Fakat bu sırada işçilere dışarıdan baskı arttı. Tehdit, rüşvet ve şantaja maruz kaldık. Sendikal sebeplerden işten atılan işçiler kara listeye alınıyor, mesleğinizi kaybedersiniz, dediler. Birçok kişiye de “212 Basın Kanunu”nu tanıdılar. Normalde, tüm gazetecilerin yararlanması gereken bir yasa iken; bizde, sendikadan istifa ederseniz size 212’yi tanırız, dediler. Tahmini 80-90 kişiye bu yasadan yararlanma hakkı tanıdılar.

İ.C: “212 Basın Kanunu” neleri kapsıyor peki?

S.S: 212 olarak bilinen, sonradan ismi değiştirilen basın kanunudur. Ve her gazetecinin yararlanması zorunlu olan, yasal bir güvencedir. Fakat çoğu basın işçisi de yararlanamaz. Genel olarak, bu yasayla kısa sürede yılda 42 gün izin yapabilecek duruma gelirsiniz. Basın kartı alabilirsiniz ve kimliğiniz tüm dünyada geçerli olur. Emekliliğiniz, yıpranma payınız diğerlerine göre daha fazladır. Aynı şekilde alacağınız tazminat da, maaşınızın birkaç katı üzerinden hesaplanır. Esnek çalışma saatleriniz, daha sağlıklı bir hale getirilir. Birçok hakkınız yasalarla korunur.

İ.C: Greve çıkmaya nasıl karar verdiniz?

SS: Şirket görüşmeler sırasında birçok kişiyi ikna edince masadan kalktı. Son gün 40-50 kişi kadardık. 22 madde üzerinden anlaşalım, 1 sene içinde de geri kalan maddeleri anlaşabiliriz dedik; ama buna bile yanaşmadılar. Biz de grev kararı aldık. İstanbul Sefaköy ve Balmumcu, Ankara Balgat’taki işyerlerinde 13 Şubat’tan beri grevdeyiz. 10 kişi başladık bu greve. Fakat işveren, grev başladıktan sonra da yaptırımlarına devam etti. İlk, grev kararını kaldırın, çalışma komisyonu kurun ve sendika güvenimizi kazansın, dendi. Neden bir sendika patronun güvenini kazansın ki? Kabul etmedik. Daha sonra Atv çalışanları çıkabilir, fakat Sabah çalışanları greve çıkamaz, bu nedenle bu grev yasal değildir diyerek dava açtı. Bunu gerekçe göstererek grevin 4. gününde bizi işten çıkardı. Fakat davası geri döndü, çünkü TGS iki yerde de örgütlenme yetkisini almıştı.

İ.C: Basın sektöründe sendikalaşmaya bu kadar karşı olmalarının sebebi nedir?

S.S: Basın sektörü aslında çok kritik bir sektör. Çünkü biz günlük tüketilen bir şey üretiyoruz. Biz olmazsak gazete çıkmaz. Medya diğer sektörlerden mesela ağır sanayiden çok farklı, sanayide dışarıdaki bir ton işsizi kullanabilirsiniz. Fakat medya öyle değil belli bir tecrübe istiyor. Yaptığınız işte uzmanlaşmış olmanız lazım. Ayrıca günlük üretim olduğu için gücünüz daha fazla, patronlar bir gün çıkmamasını göze alamazlar. Fabrikalarda depolar vardır. İşi istedikleri zaman patronlar bile durdurur. Ama burada işin durması patronları kalbinden vuracak bir şeydir. Artı bizim sendikalaşmaktan sonra gelen, en önemli taleplerimizden biri de “Editoryal bağımsızlık”. Bu şu anlama geliyor; bizler kendi istediğimiz haberleri yapabileceğiz. Patronun istediği kişileri öven, sevmediği kişileri yeren haberleri yapmayacağız. Özgür bir şekilde gerçekleri tamamen yazabileceğiz ve patronun denetiminde, işten çıkarılma korkusu olmadan mesleğimizi yapabileceğiz. Editoryal bağımsızlığı hiçbir patron istemiyor, çünkü medya onların fikirlerini yaymak için kullandıkları ideolojik bir araç. Fakat bizim bu talebimiz, basın özgürlüğünü sağlayacak, bu sayede parası olan medyayı istediği gibi kullanamayacak.

İ.C: Büyük medya kuruluşlarının grevinize yer vermemelerini neye bağlıyorsunuz?

S.S: Çok normal karşılıyorum. Patronlar arasında, sınıf bilinci içinde net bir sınıf dayanışması var. Bu yüzden bizim yaptığımız da, Pandora’nın kutusunun açılmasını sağladı.

İ.C: Talepleriniz nelerdir?

S.S: Bir kere işverenin bizimle masaya oturup, en başta sendikalaşma talebimizi kabul etmesini istiyoruz. Örgütlenmenin gerçekleşmesi ile en temel haklarımıza kavuşmak istiyoruz. Toplu sözleşmenin olması (57 maddelik sözleşmenin imzalanması), oto-sansürün kalkması, gazetecinin üzerindeki haber baskısının kalkması, editoryal bağımsızlık istiyoruz. Ama öncelikli olarak sendikalaşmayı çok önemsiyoruz, tüm mali taleplerimizi erteleyebiliriz fakat örgütlenme talebimiz önceliklidir. Çünkü toplusözleşme olursa, bunu kabul etmeyecek gazeteci yoktur. Bu nedenle, taleplerimiz kabul edilene kadar mücadeleye devam edeceğiz.

Söyelşen: Dicle Nadin, Rukiye B. (26 Mart 2009)

Yorumlar kapalıdır.