İdam mahkûmunun son mektubu

167

Geçtiğimiz günlerde bir mektup haberi basında çıktı. İdama mahkûm edilen Ömer Yazgan’a aitti bu mektup. Yazgan, idam edileceği sabah “Şu an saat 04.00 ve ben infaz için son hazırlığım olarak bu mektubu yazıyorum.” diyor ve hüzün dolu bir mektup yazıyor. Mektubunun sonuna şu sözleri ekleyerek son veriyor: “Tek yol devrim. Kahrolsun faşizm!”

Ömer Yazgan bu mektubu yazarken ailesine verileceğini düşünerek yazıyor. Ne yazık ki onun düşündüğü gibi olmuyor; bir idam mahkûmunun son isteğini yerine getirmiyorlar ve mektubu ailesine vermiyorlar. O kadar korkuyorlar ki devrimcileri asmak bile onların korkularını azaltmıyor. Onların mektuplarından bile korkuyorlar ve ailelerine vermiyorlar. Bir mektup koca devleti bu kadar tedirgin eder mi? Anlamak güç. Zaten idamın acımasızlığı varken o son mektupta idam mahkûmunun son sözlerini ailesine ulaştırmayı engellemek zulmü katmerleştiriyor. Ankara 78liler Dayanışma ve Araştırma Derneği’nin Kara Kuvvetleri Komutanlığı arşivinden çıkarttığı Ömer Yazgan’a ait mektup 26 yıl sonra ailesine teslim edildi… Ömer Yazgan’ın ailesi 26 yıl sonra da olsa oğullarının yazdığı mektubu okuyabildi. Kıyamet kopmadı, ülke bölünmedi. Korku tüccarlarının yaptıkları kendilerine kar kaldı. Ömer Yazgan’ın da dediği gibi “Bu ülke çok evladını kaybetti ama bir gün kazanmayı da öğrenecek”

Buna benzer bir olay da Veysel Güney adındaki devrimcinin yazdığı mektuba oldu, onun da mektubu ailesine 25 yıl sonra verildi. Mektubu verildi ama cenazesi hâlâ kayıp 12 Eylül cuntası tarafından ‘suçsuz-delilsiz’ idam edilen devrimci işçi Veysel Güney’in cenazesi, 10 Haziran 1981 günü, babası Ali Güney’e teslim edilmek üzere, ‘tutanakla’ Yüzbaşı Burhan Erdem’e verildi. Yüzbaşı Erdem örneği görülmemiş bir tutumla Veysel Güney’in cenazesini ‘kaybetti’. Aradan 27 yıl geçtikten sonra bugün bile Veysel Güney’in cenazesi hâlâ ortada yok, mezarı hâlâ kayıp. 12 Eylül darbecilerinin idam ettiği ve cenazesini ailesine teslim etmediği Veysel Güney için yapılan iade-i muhakeme (yeniden yargılama) başvurusu ise Türkiye’de reddedildi. Şimdi, konu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşındı.

Onları saygı ve minnetle anıyoruz…

Yorumlar kapalıdır.