Yokuz!

Seçim bitti, kriz bitmedi. Hükümet, krize karşı 6. Ekonomi Paketi ile geliyor

29 Mart günü bir yerel seçimi daha geride bıraktık. Seçim sonucunu burjuva cephenin bir başarısı olarak görmek gerekiyor. İşçi düşmanı AKP hükümeti oy kaybetmiş olsa bile, hâlâ seçmenlerin yüzde 40’ının oyuna sahip.

Ayrıca AKP’nin kaybettiği oylar, bazı Kürt illeri dışında, CHP ve MHP gibi burjuva partilerde toplanmış durumda. Bir işçi seçeneğinin olmadığı koşullarda, burjuva partilerden birine oy vermek durumunda kalan işçiler, önümüzdeki günlerde yoğun bir saldırı dalgasıyla daha karşı karşıya kalacaklar, bu sonuçlar onun habercisi.

Televizyondaki seçim istatistiklerini bir yana bırakıp, biz işçilerin bugünlerde dikkatle izlememiz gereken bir diğer istatistiğe, artan işsizlik oranına bakarsak, burjuva seçimlerinden önce olduğu gibi, seçimlerden sonra da kaybedenler listesinin başında biz emekçilerin olduğunu görürüz. İşsiz sayısının yüzde 13’lere ulaştığı resmî olarak ifade edilmektedir. Kırdaki işsizlerle bu oranın yüzde 20’lere ulaştığı gerçeği, yani neredeyse her 5 kişiden birinin işsiz olduğu gerçeği önümüzde durmaktadır. Sadece Bursa’da ocak ve şubat aylarında 13 bin 773 kardeşimiz işten çıkarılmıştır. Yine sendika üyesi 42 bin kardeşimiz son 5 ay içerisinde işten çıkarılmış durumda. Bizler örgütlü olmadığımız sürece bu oranların hep bizlerin aleyhine olacağı da açık.

Peki, artan işsizlik karşısında hükümet ne çözüm üretiyor? Elbette boş durmuyor. Patronlar için yeni kurtarma paketleri hazırlıyor. Mesela otomotive, satılık eve vergi indirimi getirdi. Peki, biz emekçiler için ne öneriyor? Koca bir hiç! Kısa çalışma ödeneğini saymazsak… Yani bizden yaptığı kesintilerle işverenleri maaş ve vergi ödemeden kaçırıyor. Krize girdim diyen işverene, bizim vergimizle yardım ediyor. Bizlere de asgari ücretin altında bir maaş öneriyor. Hükümete soruyoruz zarar ettiğine inandığınız bu fabrikalara bizden kestiğiniz vergileri vereceğinize, neden bu fabrikaları kamulaştırmıyorsunuz?

Kriz bizi teğet geçti diyen Başbakan, seçimlerden önce patronlara “İşçi çıkarmayın hesap sorarız” dedi. Keşke sorabilse… Ama bu da bir yerel seçim yatırımıydı ve belki birçok işsiz kalmış ya da kalma korkusu yaşayan işçi de bu seçim yalanına kandı. Oysa Hükümetin bu seçim çıkışı bile patronların tepkisini çekmeye yetti. Türkiye İşverenler Sendikası (TİSK) Başkanı Tuğrul Kudatgobilik ve TUSİAD başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ hükümete hemen tepki gösterdiler ve hükümetin işten çıkarmaya karışamayacağını ifade ettiler. Patronlar vergi indirimini aldılar, borçlarına da aflar çıkıyor, maaş ödemek yerine kısa çalışma ödeneği ile maaş ödemekten de kurtuluyorlar. Daha ne için ağlıyorlar? İşsiz kalan biziz, aç açıkta kalan biziz! Bakın şimdi de, SSK ve diğer vergilerin yüzde 25’i İşsizlik Sigortası Fonu’ndan ödensin diyorlar. Pes! Krizi çıkaran onlar, bedelini ödeyense bizleriz!

AKP işçi düşmanı da diğerleri değil mi? CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın krizin çözümü için yaptığı önerilerin içerisinde biz işçilere dönük bir tek çözüm var mı? Yok… Herkes iç piyasayı canlandırmaktan, tüketimi arttırmaktan bahsediyor. Gerçekten krizi engellemek istiyor musunuz? Talebi mi arttırmak istiyorsunuz? Çözümü var. Önce kriz gerekçesiyle işten çıkarmaları yasaklayın. Zarar ettiği için kapanan fabrikaları kamulaştırın, bu fabrikalara işçileri geri çağırın. Vardiyaları arttırın, çalışma saatini haftalık 35 saate çekin. Böylece işsiz milyonlarca insana iş yaratmış olursunuz. Hala çözülmedi mi? Asgari ücreti açlık seviyesinin üstüne çıkarın. Mesela asgari ücret 1500 ytl olsun! Enflasyon oranında da artsın. Ne dersiniz? Mesela hastaneler, toplu ulaşım ve hatta ekmek ücretsiz olsun. Temel gıda maddelerinde KDV olmasın. Yapmak çok mu zor geldi? Hani halkçıydınız, siz de emekçiden yanaydınız?

Bu sorunları çözmek için kaynak mı yok? Onun da kolayı var. Servet vergisi getirin. Bugüne kadar bizim sırtımızdan zengin olmuş yüz binlerce patron var. Servetlerine daha fazla vergi koyun. Yine mi kaynak yetersiz? Durdurun dış borcu, ödemeyin. Kim bu borçları yaptıysa o ödesin. Davos’ta şov yapmak kolay. Gelin bu ülkede milyonlarca emekçi için iyi bir şey yapın. Dış borcu ödemeyin. Böylece diğer tüm yoksul ülkelere de örnek olmuş olursunuz.

Ama niyetinizin biz emekçileri değil, patronların kârlarını korumak olduğunu biliyoruz. O yüzden işçiden, yoksuldan, ezilen halktan yana bir seçenek yaratmak için mücadele ediyoruz. Bu yüzden mücadele eden veya etmeyi hedefleyen tüm emekçileri, aynı 19 Mart’ta Fransa’da greve çıkan 1 milyon işçi kardeşimiz gibi, mücadelelerimizi birleştirmeye ve krizin bedelini patronlara ödetmeye çağırıyoruz.

Yazan: İşçi Cephesi (31 Mart 2009)

Yorumlar kapalıdır.