Lucha Internacionalista, No 96 – Mayıs 2009 – Gündem

24

17 Haziran tarihinde Avrupa parlamentosu seçimleri gerçekleştirilecek. Lucha Internacionalista olarak, bu seçimlere, Iniciativa Internacionalista – Enternasyonalist İnsiyatif girişimi- katılıyoruz. Bu insiyatif, devrimci partilerin ve bağımsızlıkçı sol’un geniş bir koalisyonu.

Ortak hareket noktalarının başında, hükümetin krizin tüm yükünü işçi sınıfına yıkma ve bankalara yüklü oranda kamu kaynaklarını akıtma girişimlerinin kitlelere teşhir edilmesi, diğer tüm haklar ve kolektif ve bireysel özgürlüklerle beraber halkların kendi kaderini tayin hakkının savunusu, başta Filistin halkı olmak üzere tüm dünya emekçileri arasında enternasyonalist bir dayanışmanın örülmesi gibi merkezi tutumlar gelmekte.

Enternasyonalist inisiyatif, 17 Nisan günü Madrid’de kuruluşunu ilan etti ve 8 Mayıs günü de Barcelona’da bir tanıtım etkinliği düzenleyecek.

2004 yılında gerçekleştirilen seçimlerde, Lİ olarak ortak bir perspektif temelinde bir araya gelen örgütlerin, sendikal militanların ve özgürlük mücadelesi yürütenlerin oluşturduğu bir yeni örgütlenmenin bileşeniydik. O dönemde kapitalizm yanlısı kurumsal sola, monarşi yanlısı PSOE’nin merkezi hükümetine ya da Katalunya’da iş başında bulunan PSC-ERC-İC/Euia üçlü koalisyonu türünden yapılara karşı alternatif bir sol alan inşa etmek gerekliydi. Bir dizi görüşmenin ardından, 2004 yılında önerimize olumlu yanıt veren, PCPE- İspanyol halkı komünist partisi- ve MİA ile birlikte ” Avrupa anayasasına hayır, işçilerin ve halkların Avrupa’sı için” koalisyonunu oluşturmuştuk. Öyle görülüyor ki, “Enternasyonalist inisiyatif girişimi”, bir sol cephenin oluşabilmesine giden yolda daha ileri bir adımı temsil etmekte.

“Enternasyonalist inisiyatif girişimi saflarındaki bir çok yapının gösterdiği tutum ve heyecan, bu girişimin yalnızca Avrupa parlamentosu seçimleriyle sınırlı kalmayıp, yakın dönemde bir eylem birliğine dönüşerek ilerleyebilmenin de olanaklı olduğunu göstermekte. Tüm işçileri ve gençleri, “E.İ” i inşa çabalarımız esnasındaki tartışmalara katılarak bizlere destek olmaya ve böylece fabrikalarda, mahallelerde ve okullarda kampanyamıza destek komiteleri oluşturmaya çağırıyoruz.

Ülkedeki işsizlik rakamları “resmi olarak” 4 milyona ulaşmış durumda ve işçi sınıfının yaşam koşulları büyük bir hızla kötüleşmekte, Hükümet açısından merkezi sorun bu gelişmelerin kitlesel bir öfkeye ve seferberliğe dökülmesini ve hükümetin gerçekte tümüyle patronların çıkarlarını kollayan politikalarını hedef almasını engellemek.

Emekçilerin, patronların planlarını kaçınılmaz kabul etmesi ve mücadelelere katılarak ve genel grev talep ederek, bu süreçten politik bir kopuş yoluna kaymamasını sağlamaya dönük bu plan kuşkusuz, CCOO ve UGT sendikal bürokrasisinin doğrudan işbirliği olmaksızın asla hayata geçirilemezdi.

İşten çıkartmaların ve fabrika kapatmaların tümünün bu sendikaların desteğiyle gerçekleşmiş olması gerçekten de çok ağır bir durumla karşı karşıya olduğumuzu ortaya koyuyor.

SEAT’ın Q3 modeli bantında yaşananlar bu senaryonun yeni bir perdesini oluşturdu. Patronlar Martoreldeki SAET fabrikasının söz konusu Audi araba modelini üretmeye devam ” edebilmesi için” ücretlerin iki yıllığına(!) dondurulmasını önerdiler. UGT ve CCOO, ilk etapta fabrikada ücretlerin doğrudan 1 yıl için dondurulmasını kabul etmek gerektiği yolunda bildiriler dağıttı ve ardından işçilerin en az %50’sinin katılımıyla bir referandum önerdiler. Ama patronlar daha fazlasını istiyordu. İşte bu noktada çok uluslu şirketin hizmetine bir kırmızı halı gibi kamu kaynaklarını sererek Q3 modelinin Martorelde üretime devam etmesini sağlamak için sahneye merkezi hükümet ve Generalitat – Katalan hükümeti- girdi.

Oyunun son perdesi ise, sendikal teslimiyetçiliği güçlendirmek, dolayısıyla merkezi hükümet yanlısı UGT sendikasının rolünü belirleyici hale getirmekti. Bu amaçla fabrikanın UGT’li işyeri komitesi sekreterinin anlaşmayı duyurması sağlandı. İş yeri sekreteri anlaşmayı o sırada sürmekte olan UGT Katalunya kongresine danışmadan ve sonunda kongreyi durdurarak, ilan etti. Tüm UGT delegeleri infial halindeydi.

Şirket varılan anlaşma uyarınca üretime devam edeceğini 24 saat içinde açıklarken tüm iletişim organlarında UGT’nin oynadığı başrol vurgulanmaktaydı.

Patronlar, hükümet ve işbirlikçi sendikalar, hepsi tek bir hedefte birleşmiş durumdalar; işçilere işten çıkartmaları ve ücret kesintilerini, sermayenin planlarını ve sendikal teslimiyet çizgisini kabul ettirtmek.

Yazan: Lucha Internacionalista

No 96 – Mayıs 2009 – Gündem

Yorumlar kapalıdır.