PETROKİMYA – Ne kadar boyun eğersek o kadar kaybederiz

153

Merhaba arkadaşlar, ben GOP bölgesinde petrokimya sektörüne bağlı çalışan bir işçiyim. Çalıştığım fabrika kriz başladığından beri satış rekorları kırıyor. Sadece satış rekoru kırmıyor, aynı zamanda biz çalışanların hakkını tırpanlamakta da rekorlar kırıyor.

Esnek üretim ile zaten iliklerimize kadar sömürülmekteyiz. Ancak bazı müdürlerimiz bununla da yetinmeyip patronun gözüne daha hoş görünmek için ekmeğimize göz dikmiş. Biz çalışanlar akşamları saat 24.00’dan sonra mesaiye kaldığımız zaman bakkaldan kişi başına 5 liralık kahvaltılık yemek söylenirdi. Ancak geçtiğimiz günlerde bizden önceki vardiyada bunu 3 liraya indirmişler. Oradaki işçi arkadaşlardan ses çıkmayınca devam edelim kararı almışlar. Mesai, benim vardiyama denk geldiğinde bakkala 5 kişilik ekmek arası kaşar söyledim. Ekmekleri açınca da her zamankinden az olduğunu gördüm. Gidip güvenliğe sorunun bakkaldan mı, yoksa fabrikadan mı kaynaklandığını sorduğumda, aldığım cevap beni şaşırtmadı. Yemek kotamız 5 liradan 3 liraya düşmüş! 3 liranın bir kısmını da bakkal çalınca bize bir şey kalmamış! Bunu hemen arkadaşlarıma da söyledim. Onların da tepki verdiğini görünce arkadaşlarımla konuşup bunu üretim raporuna not alacağımı söyledim ve rapora aynen şunları yazdım: “Bizim 1 ekmek 72 gr kaşarla çalışacağımızı sanıyorsanız, gelin siz çalışın, siz mesaiye kalın.” Raporu verdim ve çıktık.

Sabah rapor okununca müdürler arasında kargaşa yaşandı. Sorumlu müdür hemen beni telefonla arayıp bu tür sorunları rapora niye yazdığımı sordu. Bunu kendi aramızda çözerdik dedi. Aklınca bana fırça atmaya çalıştı. Ama ona hemen cevap verdim: “Bugüne kadar neyi konuştuk da çözüldü ki, bugün konuşup çözelim? Siz patrondan da daha çok çalmaya çalışıyorsunuz.” Ben böyle deyince ve arkadaşlarımın da beni desteklediğini anlayınca geri adım atmak zorunda kaldı.

Ertesi gün yine mesaiye kalmak zorunda kaldık. Yine kahvaltılık söyledik, belki düzelmiştir diye bekledik. Ama ekmekler gelir gelmez hemen kontrol ettik, değişen bir şey yoktu. Önce bakkalı arayıp ona kızdık. Çünkü o da hakkımızı çalmıştı. Sonra da arkadaşlarıma: “Ben bu ekmeği yemeyeceğim, sabaha müdür ve patronlara bırakacağım, onlar yesinler” dedim. Arkadaşlarım da bana destek verdiler. “Usta sen yemiyorsan biz de yemeyiz. Hem bu bizim de sorunumuz.” dediler. Hepimiz ekmeklerimizi poşete sarıp masanın üzerine bıraktık, sabaha gelip müdürler yesinler diye. Ama sorumlu müdür bunu yapacağımızı sezmiş olmalı ki sabah erkenden (saat 5.30 gibi) fabrikaya gelip ekmekleri hemen bakkala geri göndermiş. Akşam işe geldiğimde diğer vardiya sorumlusuna sordum, sabah ekmekleri ne yaptınız diye. Görmediklerini söylediler. Arkamı döndüğümde üretim müdürünü gördüm. Bana nasıl olduğumu sordu. Ben de iyi olduğumu söyledim ama hemen yemeklerin düzelip düzelmediğini sorup, “Akşamki yemeklerimizi bütün müdürlerimize bırakmıştık. Size vermediler mi?” diye sordum, “Herhalde az olduğu için size kalmamış.” diye de ekledim. Bunun tepki olarak mı yaptığımızı sorunca, “Nasıl algılamak isterseniz öyle olsun” diye cevap verdim. Birlik olduğumuzun da farkına varan müdürler hemen tutuşmuşlar. Sorumluluğu üzerlerinden atmak için önce bakkalı suçlamışlar. Ama bakmışlar ki olacak gibi değil, meseleyi örtmek için o gün mesaiye kalan arkadaşlara lokantadan yemek söylemişler. Ve biz mesaiye kaldığımızda hâlâ lokantadan yemek yemekteyiz.

Yani biz kazandık. Birlikte mücadele etmeseydik kazanamazdık. Bu sayede bazı arkadaşlarım da mücadelenin farkına vardı. Birlik olmayan yerde kazanım olmaz. Belki kazancımız küçük olabilir. Ama bunun yarın daha büyük işler başaracağımızın habercisi olduğunu düşünüyorum.

Yorumlar kapalıdır.