Sendikal hakkımız engellenemez!

37

Türkiye’de işçi hareketinin önünde birçok sorun ve engel bulunuyor. Çalışanların haklarını savunmak için yola çıkan sendikalar mücadeleci sınıf örgütleri olmaktan uzaklaştırılmaya çalışılıyor. Bu bizzat sendika bürokrasileri eliyle yapılmak isteniyor. Sürekli sendika hakkını kullanmak isteyen işçilerin işlerinden atıldığına tanık oluyoruz. Her yer ve aşamada sendikasız çalışma dayatılıyor.

Uluslararası Sendikalar Federasyonu İTUC’un 2008 yılına dair hak ihlallerini derlediği rapor durumun çarpıcılığını ortaya koyuyor. Rapora göre, 2008 yılında, 68 ülkede 7500 kişi sendikal faaliyetleri nedeniyle işten çıkarılmış. Türkiye’de bu sayı 2000 ve bu yüzden bu 68 ülke arasında ilk sırada.

Oysa sendika kurmak ve sendikaya üye olmak anayasal bir hak. Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 118. maddesi aynen şöyle: “Sendika kurmak haktır. Sendikal faaliyette bulunmak haktır. Bu hakkı engellemeye çalışmak suçtur.”

Ama öte yandan, bu hakkı tanıyan yasa, hakkın kullanımına yönelik sınırlamalar da koymakta. Mesela, kamuda hükümet toplu pazarlık, sözleşme ve grev haklarını tanımıyor. Dayanışma grevi, toplu grev, iş yavaşlatma ve işyeri işgalleri hâlâ engelleniyor. Ki bu meselenin resmi boyutu, bir de fiili boyutu var. O da sendikal faaliyet içinde bulunan işçilerin türlü bahanelerle işten çıkarılması ya da ayrılmaya zorlanması.

Mesela günümüzde çokça başvurulduğu gibi, patronlar sendikaya üye olduğu için çıkartamadığı işçiyi ekonomik kriz ve işlerin azalması gibi bahanelerle işten atıyor. SİNTER’de yaşandığı gibi… Sendikal haklarını kullanmak isteyen ve DİSK’e üyelik kayıtlarını yaptıran Ümraniye İMES’teki metal iş kolunda çalışan SİNTER işçileri sendikal haklarını kullandıkları için işten atıldı. Gerekçe olarak ise ekonomik kriz sunuldu.

Yine, bildiğimiz gibi, ATV-Sabah çalışanları da sendikal faaliyetleri nedeniyle işten çıkartıldı.

İşte tam da bu yüzden mücadeleleri birleştirelim diyoruz. Sendikal hakkımızı kullanmamıza engel olma çabasında olan patronlara gereken cevabı ancak böyle verebiliriz. Unutmamamız gereken en önemli şey de sendikanın işçinin hakkını almasında ve bir arada durmasındaki önemi. İşte o yüzden en kötü sendika bile sendikasızlıktan iyidir diyoruz.

Türkiye’de işçi hareketinin birçok sorunu var ama işçi ve emekçiler bu sorunlarla başa çıkabilecek güce sahipler. Çalışanların haklarını savunmak için yola çıkan sendikaların birer mücadele örgütü olmaktan çıkarılmaları en önemli sorunların başında geliyor. Sendikaların mücadele eden örgütler olmaktan uzaklaşması, patronların ve hükümetlerin sendika düşmanı uygulamaları sonucu son 30 yılda işçi sayısındaki artışa rağmen sendikalı işçi sayısı 3,5 milyondan 750 bine gerilemiş durumda. Tablo durumun vahametini net olarak gösteriyor. Sendikalılaşmanın önündeki engellerin kaldırılması ve sendikaların tekrardan birer mücadele örgütü haline gelmesi çok önemli bir gereklilik.

Çalışan her işçi sosyal güvence altına alınmalı, sigortasız çalışma engellenmeli, anayasal hakkımız olan sendikal haklar üzerindeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Bu nedenle sendikaların tekrardan sınıfın mücadele örgütleri haline getirilmesi başta gelen hedeflerimizden biridir…

Yazan: Kemal Boran (30 Haziran 2009)

Yorumlar kapalıdır.