İşten atılan TÜBİTAK işçisi Aynur Çamalan ile söyleşi

39

TEKEL işçileri ile dayanışma amacıyla katıldığı 1 günlük iş bırakma eyleminin ardından işten çıkarılan TÜBİTAK işçisi Aynur Çamalan’ı direnişinin 15. gününde İşçi Cephesi gazetesi olarak ziyaret ettik. Aynur Çamalan’la neden işten atıldığı, direnişe nasıl başladığı ve bundan sonraki süreç üzerine kısa bir sohbet gerçekleştirdik.

İşçi Cephesi (İC): İşten atılma sürecinizi bize biraz anlatır mısınız?

AYNUR ÇAMALAN (AÇ): Benim direnişim bir birikimin sonucu aslında. Çalıştığım işyerinde yaklaşık 2,5 yıldır diğer işçi arkadaşları bilinçlendirmek amacıyla sendikal çalışmalar yapıyordum. Sendikanın yapması gereken işi ben yapıyordum açıkçası. Sadece işyerindeki arkadaşlarıma yönelik değil buradaki taşerona bağlı işçi arkadaşlara da yönelik bir çalışma yapıyordum. Ancak TÜBİTAK yönetimi bu durumdan fazlasıyla rahatsız oluyordu. İşyerinde sendikalı bir işçi olduğumdan dolayı TÜRK-İŞ konfederasyonunun aldığı karar doğrultusunda 4 Mart’ta TEKEL işçileriyle dayanışma amacıyla gerçekleştirilen 1 günlük genel greve katıldım ve mesai bitiminde de TÜBİTAK yetkilileri tarafından işime son verildiğini öğrendim. Ve 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde de direnişe başladım.

İC: İşten atıldıktan sonra, diğer TÜBİTAK işçilerinden destek alabildiniz mi?

AÇ: Çok fazla olmamakla birlikte destek vermeye çalışıyorlar. Son olarak TÜBİTAK’ta çalışan işçi arkadaşlarıma yazdığım mektubu dağıtmak için içeriye girdiğimde beni desteklediklerini söylediler ama bu çok yeterli değil. Çünkü örgütlü olduğum sendika desteklemiyor ki…

İC: Örgütlü olduğunuz Tez Kop-İş sendikasının direnişinize karşı tutumu nasıl?

AÇ: Usulsüz bir şekilde işten atıldım. Ben sendikalı bir işçiyim ancak sendikam benim sahiplenmiyor. Günlerdir direnişteyim ancak sendikam yanımda yok. Sendika hukuksal anlamda destek veriyor ancak mücadele anlamında hiçbir destek vermiyor. Tez Kop-İş hukuk bürosu gibi çalışıyor. Hukuksal destek vermesi tek başına yetmiyor. Direnişin kazanıma dönüşebilmesi için sendikamın yanımda olmasını ve birlikte mücadele etmeyi isterdim.

İC: TEKEL işçileriyle dayanışma grevine katıldığınız için işten atıldınız. Peki, TEKEL işçisinin direnişinize yönelik tavrı nedir?

AÇ: 78 gün boyunca TEKEL işçilerinin yanındaydım ve TEKEL işçisi arkadaşlardan birçoğunu da evimde misafir ettim. Şimdi değişik illerdeki TEKEL işçisi arkadaşlar beni arayarak destek çıkıyorlar. Hatta bugünlerde bir grup TEKEL işçisi arkadaş da ziyarete gelecek.

İC: Demokratik kitle örgütlerinin, sendikaların ve çevredeki insanların direnişe karşı tutumu nasıl?

AÇ: Çağdaş Hukukçular Derneği direnişin ilk gününden beri yanımda. Sendikalar ve değişik kurumlar da destek sundu. Gazetelerde direnişe dair haberler çıktı, ancak bunlar bizim çabamız sonucu olan şeyler. Çevredeki insanlar ve esnaf direnişi sahipleniyorlar ve desteklediklerini dile getiriyorlar. Ben biliyorum ki bu direniş bugün bitmeyecek ve devam edecek. Elimizden geldiğince daha çok şeyler yapmalıyız.

İC: Özellikle TEKEL işçileri olmak üzere, direnişleri devam eden diğer işyerleri ve sendikalar ile şu andaki ilişkileriniz ne durumda?

AÇ: Evet bugün birçok işyerinde devam eden direnişler var. Henüz ortaklaşa bir şeyler yapmadık. 31 Mart gecesi TEKEL işçisi arkadaşlarla birlikte TÜBİTAK önünde bir günlük oturma eylemi yapacağız ve buradan 1 Nisan günü TÜRK-İş’in önüne yürünecek.

İC: Sınıf dayanışması “suçuyla” işten atılmış biri olarak, diğer sınıf kardeşlerinize ne söylemek istersiniz?

AÇ: Mücadeledeki işçilere yürekten destek veriyorum. Sendikalar mücadele anlamında işçilerin yanında olmalıdır. TEK SES, TEK EL ve TEK YÜREK OLMALIYIZ, mücadeleler birleştirilmelidir.

İC: Teşekkür ederiz

AÇ: Ben teşekkür ederim, yüreğinize sağlık.

Yazan: İC – Söyleşi, 22 Mart 2010

Yorumlar kapalıdır.