Ortadoğu’nun darağacı: İran

38

İran hükümeti 9 Mayıs Pazar günü Tahran’daki Evin cezaevinde beş kişiyi idam etti. Devlet dairelerini ve Türkiye’ye giden bir gaz borusunu bombaladıkları iddia edilen beş siyasi mahkûm Shirin Alamhouli, Ferzad Kemanger, Ali Heidarian, Farhad Vakili ve Mehdi Eslamian ‘Tanrı’ya ve peygambere düşmanlık etmekle’ suçlandılar.

İran’da beş mahkûmun idamı münferit değildi. 12 Haziran günü yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin bir halk ayaklanmasını beraberinde getirmesiyle, Mahmud Ahmedinecad’ın ikinci kez görevine başladığı 5 Ağustos arasındaki sekiz haftada tam 112 kişi idam edildi. Uluslararası Af Örgütü’nün raporuna göre geçtiğimiz yıl 388, 2008 yılında 346 kişi asıldı. Şu an halen kendilerinden haber alınamayan 18 Kürt siyasi tutsak idamlarının infazını bekliyor.

Sayılar gösteriyor ki, İran’da varoluş mücadelesi veren Kürtler ve rejime muhalif olan tüm devrimciler “ulusal güvenliği tehlikeye atmak” gibi türlü gerekçelerle imha ediliyorlar. En son idam edilen öğretmenler de dahil kadın erkek tüm tutsaklar, İran rejiminin faşist inkâr ve imha politikalarına maruz kalıyorlar.

Sukut ikrardan gelir

Her fırsatta İran’la ekonomik işbirliğine giden Türk devletinin ise, İran devletinin kirli politikalarına sessiz kalışı manidardır. Kürt halkı, Ortadoğu’nun dört bir yanında varoluş mücadelesi verirken, kendi topraklarında savaşı sürdüren ceberut devlet, ne devrimcilere ne de Kürtlere yaptığı zulümler konusunda idamcı İran’dan daha ak değildir. Karakolun önünde patlayıcı maddeyle oynayan çocukların ölümüne göz yummak, idam etmekten daha masum değildir. AKP, CHP ve temsil ettikleri burjuva kampları aralarında anlaşamaz görünseler de Kürt halkına uygulanan zulümler söz konusu olduğunda ağızbirliği yapıp susmaktalar. Benzer şekilde, Ortadoğu’da demokrasi havariliği yapan işgalci güçler de bu katliama ortak olmaktadır. Kürt halkına yönelik saldırı ve idamlar kuşkusuz ciddi bir soykırım planının günbegün hayata geçmesidir.

İdamları kınamak?

Bir yandan ölüm saçarken diğer yandan insan hakları savunuculuğuna girişen emperyalist devletler ve onların diplomatik kurumları, idam edilenlerin sayılarını verip bunu bir vahşet olarak tanımlıyor ve İran Devleti’ni kınamakla yetiniyorlar. İran’daki idamları kınamakla yetinmek ise, düpedüz hiçbir şey söylememektir.

İran’daki idamlara verilen en gerçekçi cevap, 13 Mayıs’ta Kürt illerinde, köy ve mahallelerinde, devletin bütün tehditlerine ve sıkıyönetim uygulamalarına karşı gerçekleştirilen genel grevdi. Genel grev günü, nüfusu 1 milyonu aşan Sine’de ve Senendec, Merivan, Boukan, Kamyaran, Miandoab gibi illerde hayatın tamamen durduğu bildirildi. Mahabad kentinde genel grev kararı çerçevesinde tüm dükkan ve pazar yerleri kepenk indirdi. İdam edilenlerden Kürt öğretmen Ferzad Kemanger’in doğum yeri Kamyaran’daki sıkıyönetim uygulamasına rağmen, genel grevin etkisi burada da hissedildi.

Bu genel grev, hiç şüphesiz İran’da şiddetlenen siyasi baskı ortamına cevaben Kürt halkının ve işçi sınıfının ortak mücadelesi olarak hayati öneme sahiptir. Bu grev, Ortadoğu’da halkların özgür ve eşit şekilde yaşaması için verilecek mücadelede önemli bir adımdır. Zira ezilen halkın mücadelesi, egemen burjuvazinin kârını zedeleyecek bir eylemlilik yarattığınca, siyasi baskıya da son verebilecektir. İran’daki demokrasi mücadelesi, Türkiye, Suriye ve Irak topraklarındaki Kürt halkının birleşik eylemleri, kitlesel destekleri olmaksızın başarıya ulaşamayacaktır ve bu demokrasi, halklara ekmek, barış ve adalet getirecek yegane demokrasi işçi demokrasisinden başka bir şey olmayacaktır. 13 Mayıs’taki grev bu yolda, başta Kürtleri ve sonra tüm Ortadoğu halklarını boyunduruklarından kurtarmada bir ders, deneyim olarak önümüzde durmaktadır. Kuşkusuz, Kürdistan halkının bugünkü kahramanca hareketi, Ortadoğu’nun her yerinde devrimci mücadelenin örneği olacaktır. İran’daki idamların durması, siyasi tutsakların serbest bırakılması için kendi coğrafyamızdaki savaşa ve onun patronlarına karşı sessiz kalmayalım. Türkiye, İran, ABD ve Avrupa devletlerinin kirli ortaklığı karşısında ezilen Kürt ulusuyla enternasyonalist birliğimizi kuralım.

Yazan: Canan Yılmaz, 31 Mayıs 2010

Yorumlar kapalıdır.