“Sen ağlama”

140

Anayasa Referandumu’na 45 günlük bir süre kaldı. AKP iktidarı halka “evet” oyu kullandırmak için ikna yollarının her türünü uyguluyor. Şeytanın bile aklına gelmeyecek yolları deniyor. Çocukları idam edilen, işkence gören ana babalar ona inanır mı? Onu bilemiyorum. Ama ben inanmıyorum.

Ama sağ görüşlü birçok insana, “demek ki bu çocuklar haklıydı, boşuna asıldılar” fikrini verebildiyse ne mutlu bize.

Başbakan, darbe döneminde idam edilen devrimcilerin ailelerine göndermiş olduğu mektupları okudu. Ahmet Kaya’nın parçalarını okudu. Aynı zamanda MHP’li idam edilen kişileri de unutmadı. Bunların hepsini alt alta sıraladığımızda çerçeve belli oluyor. Erdoğan’ın bütün bu yaptıklarının bir nedeni vardı. “Evet” oylarını arttırmak için uç örnekleri de katarak sol ve sağ kesimleri ikna etmeye çalışıyor. Üstüne bir de timsah gözyaşları döküyor.

Erdoğan bu söylemleriyle bir dönemi sorguluyordu. Ama çıkarları için sahte bir sorguydu. Hiçbir yaptırımı olmayan sözde bir sorgu. AKP iktidarı boyunca demokrasi havarisi kesildi. Söylemde solu bile geçti. Ama uygulamalar bunun tam tersini gösteriyor. Bu gün gazete sattığı için arkasından vurulan, karakolda işkenceyle öldürülen, babasıyla birlikte kurşuna dizilen çocukların vb. hesabını kim verecek? “Kötü polis”, “kötü asker” mi; yoksa bunlara emir veren burjuva hükümet mi?

80 darbesinin uzun bir çetelesi var biz bunları tekrar sıralamayacağız. Ama Erdoğan’ın söylediklerinin bize hatırlattıkları ve kadınlar üzerindeki izlerini sorgulamak istiyorum. Darbenin kuşkusuz her kesimde onarılamayacak acılar bıraktığını biliyoruz. Tecavüz, kadın erkek ayrımı yapılmadan sistemli yapılan bir işkence yöntemiydi. Çekilen bu acıların hesabı bu güne kadar verilmedi. O gün bu acıları çeken ve yaşayanlar halen hayatlarında bunların acılarını yaşıyorlar. AKP iktidarıyla da bu hesap verilmeyecek. İdam edilen, tutsak düşen devrimcilerin anneleri militanlaştılar, çocuklarının acısından mücadele etmeyi öğrendiler. Çocuklarına sen nasıl işkence gördün diye soramadılar. Çocukları da nasıl işkencelerden geçtiklerini anlatamadılar. Yaşananlar anlatılamayacak kadar onur kırıcıydı. Erdoğan’ın okuduğu mektuplar, o tezgâhtan geçmiş milyonlarca kişinin acılarını tekrar yaşamalarına neden oldu. Bunu bir siyaset malzemesi olarak kullanmaya Erdoğan’ın hiç hakkı yoktu. Burjuva demokrasisi ezilenlerin istemlerini yerine getiremez.

Bu gün halen polis tarafından kaçırılarak tecavüz edilen kadınlar varsa bu erkek-egemen kapitalist rejimin kılık değiştirerek devam ettiğini gösterir.

Yazan: Nergis Çayır, 27 Temmuz 2010

Yorumlar kapalıdır.