İC yaşamında bir kritik dönemeç daha

39

İşçi Cephesi gazetesi (İC) Ocak ayının başlarında çok önemli bir konferans gerçekleştirdi. Gazetenin -genç bir kadın arkadaşın deyimiyle- 32 yıllık sadık bir okuru ve zaman zaman da yazarı olarak, konferansta davetli olarak bulunma fırsatına ve onuruna sahip oldum.Gözlemimi hemen bir cümleyle özetleyeyim: İC bunca yıllık tarihinin en önemli ve en verimli anını yaşamakta. Daha başından itibaren kendisine hedef olarak belirlediği, işçi sınıfı ve emekçi kitlelerin devrimci partisini inşa etme mücadelesinde tarihsel bir adımın eşiğine ulaşmış durumda.

İC’nin yaşamında bu tip bazı kritik anlar ve dönemler olmuştur. Örneğin, 1979’da o dönemde kendini devrimci Marksist olarak tanımlayan çevrelerde egemen olan “solculara propaganda” yoluyla örgüt olma yönteminden kopup, kitle mücadeleleri içinde devrimci parti inşası strateji doğrultusunda mücadeleye atıldığı an bunlardan biriydi. Gene 1980 ortalarında ve ardından 1990’ların başlarında politik mücadelesini devrimci enternasyonalist dünya hareketiyle bütünleştirme doğrultusunda yaptığı atılımlar da gazetenin yaşadığı kritik ve belirleyici dönemler olmuştu.

Tabii bu anların ve dönemlerin hiçbiri acısız ve arızasız yaşanmadı. Devrimci militanların enternasyonalist bir politik strateji ve devrimci bir program çevresinde toplanması, pekişmesi ve kitlelerin içine nüfuz edebilmesi, üstelik bütün bunları “bunu sadece biz yapabiliriz” türünden herhangi bir sekterliğe kapılmadan gerçekleştirebilmeleri, bölünmelerle dolu Türkiye solu geleneği düşünüldüğünde hiç de kolay olmadı. Öyle anlar oldu ki, İC bir avuç yazar ve okur halinde kendisini yeniden üretebilme savaşımı vermek zorunda kaldı.

Ama andığım konferans, bütün bu zahmetlerin ve çabaların ürünlerini verdiğini ve vermekte olduğunu gözler önüne serdi. Konferansın ilk bölümünde İC çalışanlarının tartıştıkları dünya ve Türkiye tahlilleri, onların devrimci Marksist yöntemlerle ulusal ve uluslararası sınıf mücadelesinin sorunlarını nasıl kavrayabildiklerini gösterdi ve buradan hareketle kitlelere sunulacak acil eylem programını belirlemelerine yardımcı oldu.

Ama daha da önemlisi İC’nin önüne devrimci bir işçi ve emekçi partisi kurma hedefini koyması oldu. Bu yeni hedef sadece İC’nin niteliksel ve niceliksel evriminin bir ürünü değildi. Tüm dünyada yepyeni bir evreye doğru yönelmekte olan sınıf mücadeleleri böyle bir partinin Türkiye’de de hızla inşasını zorunlu kılıyor. Tüm dünya proleterleri ve emekçileri, emperyalizmin ve ulusal burjuvazilerin korkunç saldırısı karşısında ellerinden geldiğince direnmeye ve mücadele etmeye gayret ediyor. Ama örneğin dünya ekonomik krizi karşısında onları bankaların millileştirilmesi, spekülasyonun yasaklanması, emekçilerden yana ve onların kontrolünde merkezi bir ekonomik planlamanın yapılması doğrultusunda siyasi iktidara talip olacak biçimde seferber edecek devrimci partilerden yoksunlar. İC’nin kendi iç dinamiklerinin yanı sıra, işte bu zorunluluğa yanıt vermek üzere ileri atılması, işte onu yukarıda andığım “kritik eşik”lerden birine taşımış durumda.

İC’nin bu göreve talip olurken, bunu sadece kendi başına değil, bu doğrultuda anlaşmaya hazır olduğu her çevre ve kişiyle birlikte yapmaya hazır ve istekli olması da, bence onun ulaşmış olduğu politik olgunluk ve özgüven düzeyine işaret ediyor. İC daha kuruluşundan itibaren uyguladığı parti inşasında işçi demokrasisi ilkesinin önemini çok iyi kavradığını bir kez daha kanıtladı konferansta.

Partinin inşa edileceği yer elbette kitle mücadeleleri. Zemini ise, devrimci ve enternasyonalist eylem programı. Şimdi İC’nin önünde bu programı -daha doğrusu program önerisini- kitle seferberliklerinin içine daha fazla taşıma ve parti inşasındaki dev ve belirleyici adımı atma görevi duruyor. Konferansta UPS grevi önderlerinin yer almış olması bu doğrultuda zaten yol alınmakta olduğuna işaret etmekte. Konferans gecesinde onlarca İC çalışanı ve okurunun katılımıyla gerçekleştirilen ortak yemek ve eğlence ise İC’nin hak ettiği keyifli bir dayanışma ve enerji depolama şöleni oldu.

Şimdi İC’nin satırları olduğu kadar satır araları da daha iri büyülteçler altında okunacak. Ben de öyle yapacağım, 32 yıldan beri yaptığım gibi.

Yorumlar kapalıdır.