Erkeği hadım etmek tecavüze çözüm olamaz!

155

AKP’li kadın milletvekillerinin kadına yönelik şiddete dair hazırladığı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, TBMM Başkanlığı’na sunuldu. Aslında teklif edilen yasa bir çok madde içeriyor. Ama biz öncelikle tecavüzde öne sürülen hadım etme önerisini tartışacağız.

Teklif edilen madde, “Cinsel saldırı suçundan, çocukların cinsel istismarı suçundan veya reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun nitelikli halinden hapis cezasına mahkum olanlar, cezanın infazı sırasında ve koşullu salıverildikleri takdirde, denetim süresi içinde; testosteron etkisini önemli ölçüde azaltıcı tedaviye tabi tutulabilecekler, tedavi amaçlı programlara katılmakla yükümlü kılınabilecekler, suçun mağdurunun oturduğu ve çalıştığı yerleşim bölgesi dışında başka bir yerde ikamet etmekle yükümlü kılınabilecekler. Bu suçların birden fazla işlenmesi halinde, bu kişilerin, söz konusu tedavi ve yükümlülüğe tabi tutulması zorunlu olacak.”

Cinsel şiddet (taciz, tecavüz) kadına ve çocuğa yönelik en sık görülen suçlar arasında. Son dönemde tepkilerin artmasıyla da AKP’li kadınların gündemine girmiş bulunuyor. Ne var ki, bu meseleyi kendi politikaları çerçevesinde sindiriyorlar. Tıpkı “eşcinsellik hastalıktır” diye beyan ettikleri ve kadına yönelik şiddete karşı aile imamlığı projesi başlattıkları gibi. Yasa teklifi incelendiğinde kadına ve çocuğa yönelik cinsel taciz ve tecavüz uygulayanlar hasta olarak kabul ediliyor. Dahası, tedavi olarak da kişinin onayı olmadan bedensel bütünlüğünü bozan ve sakat bırakan, ilaçla hadım öneriliyor.

Aslında bu bir politika biçimi olarak tecavüz eylemini, yalnızca kişinin hormonlarına, dürtülerine ve salt bireyin sorumluluğuna bırakmaktır. Kısasa kısas mantığı ile cezalandırma, kadının ve çocuğun maduriyetinin üzerini örter ve tecavüze engel olmanın yolunu toplumda bir korku yaratmaya indirger, toplum cinsiyetçi uygulamalarını değiştirmek zorunda kalmaz.

Tecavüz sadece cinsel bir eylem değil, kadına yönelik bir iktidar kurma biçimi, onun toplumdaki yerine ve mevcudiyetine bir saldırıdır. Dahası toplum ve devlet, kadın cinsini ezen uygulamalarıyla tecavüzü fiili olarak meşrulaştırıyor. Bu durumda tecavüz sadece cinsel sapkınlık ya da hastalık olarak alınamaz.

Tecavüzlere gerçekçi çözümler bulmamak, kadını ve çocuğu tecavüze uğradığında suçlu görmek, dışlamak, süreci yargı, polis ve hastane arasında uzatmak, hem mağdur tarafından tecavüzün teşhir edilmesinin önünü kapatıyor, hem de tecavüzcüleri haklı çıkartıyor.

Medya ise bu düzenin en önemli ayaklarından biri. Dizilerde, filmlerde, reklamlarda kadınların tecavüzü arzulayan tavırlarının gösterilmesi, gazetelerde haberlerin erotikleştirilerek verilmesi en önemli unsurlar. Mesela Defne Joy’un ölümünden sonra “su testisi su yolunda kırılır” gibi ifadelerin medyada yer alması. Devrimci kadınların “öpülerek” dize getirilmesi. Ayn şekilde, yargı araçlarının kadının aleyhinde sonuçlar çıkarması da bu süreçte belirleyici. Keza 13 yaşındayken 26 kişinin tecavüzüne uğrayan N.Ç., fuhuş yapma adı altında mahkemede anıldı. Mahkemeye göre 13 yaşındaki bir çocuk, istese bu tecavüzlere son verebilirmiş! Yine polis gözaltına aldığı kadınlara coplarla, sopalarla tecavüz ediyor. Burada yer veremediğimiz kadar karanlık bir tablo söz konusuyken yargının, medyanın, polisin yani devletin süzgecinden geçmeyi başarmış ve mahkum olmuş birkaç tecavüzcünün hadım edilmesi, toplumun içini rahatlatabilir ama tecavüzü, tacizi engellemez.

Her ne kadar bu durumun erkek egemen bir toplumdan kaynaklandığını söylesek de, bu işin öznesi olan erkekleri de aklamamak gerekiyor. Davalarda hiçbir şekilde ceza indirimi söz konusu olmamalı ve ceza yeterli bir sürede olmalı. Süreçte kadının ve çocuğun beyanının esas alınması yani kadının sürekli sorgulanmaması, erkeğin kendinin tecavüzü yapmadığına dair savunma yapması gerekmektedir. Tecavüz ve taciz engellenmek istiyorsa ilk adım olarak, tecavüz ve taciz durumunda kadın ve çocuklara psikolojik, hukuki, tıbbı bütün hizmetleri karşılıksız sunacak, donanımlı ve sayıca yeterli tecavüz kriz merkezleri açılmalıdır.

Yorumlar kapalıdır.