Deri – Ortak talepler etrafında birleşik işçi mücadelesinin önemi

23

Merhaba,

Bizler Bayrampaşa’da bulunan DEPAR Ayakkabı Fabrikası’nda uzun zamandır çalışan işçilerdik. Yaşadığımız bir deneyimi siz emekçi kardeşlerimizle paylaşmak istiyoruz. Fabrikada toplam 170 kişi çalışıyorduk ve bu işçilerin yarısı kadın, yarısı erkekti. Çalışan işçilerin yüzde sekseni sigortasız çalıştırılıyordu. Maaşlar ortalama 570 lira civarında ve 18 yaşın altında çalıştırılan yaklaşık 20 işçi vardı.

Çalışma şartlarımız çok ağırdı, bunun üstüne bir de patron ve usta baskısından dolayı işçi arkadaşlarla bir araya gelip konuşma şansımız dahi olmuyordu. Maaşlar ise hiç vaktinde yatırılmazdı. Ödemelerin sürekli gecikmesinden dolayı zor durumda kalıyorduk. Bir gün patrona neden maaşlar gecikiyor diye sorduğumuzda, bize, “Ben sizin için bankadaki parama dokunmam. Ne zaman mal satıp para kazanırsam o zaman ödemeleri yaparım”, demişti.

Diğer bir sorun da sigortasız çalışmamızdı. Örneğin, fabrikamızın iki kapısı var, giriş ve çıkış kapıları. Bazen Bölge Çalışma’dan denetlemeye gelen memurlar olurdu, güvenlik onları kapıda oyalarken biz sigortasız çalışanları hemen apar topar diğer kapıdan dışarı çıkartırlardı. Defalarca söylememize rağmen, bizlere sigorta yapmadılar. Bu koşullar altında bazı arkadaşlarımız, yapıştırıcı kimyasallar yüzünden ciddi rahatsızlıklar yaşadı, hatta makineye elini kaptırıp parmağı kopanlar oldu. Saçını makineye kaptıran bir kadın arkadaşımız saçlarını kaybetti.

Böyle bir olay olduğunda ise, patron zor durumda kalacağını bildiği için hemen o işçiye sigorta yapardı. Yani ciddi bir iş kazası olmayana kadar patron sigortaya yanaşmıyordu. İş kazası geçiren arkadaşlarımıza da, davacı olmamaları için baskı yapıp, ceplerine biraz para koyup susmalarını sağlıyordu. Biz de bu haksızlıklara bir son vermek için arkadaşlarla bir araya gelip konuşmanın ve ortak bir tepki vermenin doğru olacağını düşündük. 17 kişi bir araya gelerek ücretlerin geç yatırılmasına tepki olarak bir gün işe gitmeme kararı aldık ve bunu uyguladık. Sonraki gün işe gittiğimizde ise patron, “Neden böyle bir şey yaptınız?”, diye sordu. Biz 17 arkadaş olarak tüm çalışanlar adına taleplerimizi sıraladık. “Sigortamız yapılsın, ücretler yükseltilsin, maaşlar zamanında yatırılsın, mesai ücretlerimiz ödensin ve çalışma şartları daha uygun hale getirilsin” dedik.

Bunun üzerine patron da, “Kapı orada, benim şartlarım bunlar. İşinize gelirse çalışın, gelmiyorsa çıkın gidin”, dedi. Biz de sinirlendik ve giriş-çıkışta bastığımız kartları attık ve çıkışımızı istedik. Patron da, “Burada çalıştığınızı nasıl ispat edeceksiniz ki” dedi. Daha sonra tanıdık bir avukat aracılığı ile patronu, sigortasız işçi çalıştırmasından dolayı mahkemeye verdik.

Geriye dönük tüm haklarımızı alana kadar mücadeleye devam edeceğiz. Biz işçiler olarak bu deneyimden şöyle bir ders çıkardık. Bizler 17 kişi olarak aslında çok iyi bir sayı yakalamıştık, tepkimizi hemen belli etmek yerine, fabrika komitelerimizi oluşturabilseydik, fabrikadaki diğer tüm işçilerle bir araya gelerek, ortak talepler etrafında güç birliği yapabilirdik. Bu mücadeleyi biraz daha uzun soluklu düşünüp ona göre hareket edebilseydik, sonuç çok daha farklı ve olumlu gelişebilirdi. Biz işçiler olarak birlik olduğumuz sürece güçlüyüz ve ancak ortak talepler etrafında birleşerek sesimizi ortaklaştırarak kazanabiliriz. Nitekim işçilerin büyük bir çoğunluğuyla bu talepler etrafında birlik oluşturabilseydik, patronun taleplerimizi geri çevirme şansı olmayabilirdi.

Yorumlar kapalıdır.