Tutuklu öğrencilere özgürlük!

117

Bugüne kadar gazetemizin gençlik sayfasında, Bologna süreciyle beraber eğitimin hızlı bir biçimde piyasalaşması, barınma, ulaşım, işsizlik gibi sorunlara değindik ve değinmeyi de sürdüreceğiz. Ancak, nispeten “gündem dışı” olmaya zorlanan tutuklu öğrencilerle de dayanışmayı sürdürmenin zorunluluğuna inanıyoruz. Bugün Türkiye’de çeşitli gerekçelerle gözaltında ya da tutuklu olan yüzü aşkın öğrenci bulunmakta. Bunlardan biri, Galatasaray Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü 3. Sınıf öğrencisi Cihan Kırmızıgül. Yaklaşık 20 aydır tutuklu ve Tekirdağ F Tipi Cezaevinde. 20 Şubat 2010 tarihinde Kağıthane’de bir “molotoflama” eylemine katıldığı gerekçesiyle gözaltına alınan Cihan o günden beri yalan ve iftiralar silsilesiyle karşı karşıya.

Bir suç delili olarak puşi

“Şüphelinin üst aramasından elde edilen puşi tabir edilen bez parçasının yapılan incelemesinde; PKK-KONGRA-GEL terör örgütüne müzahir kitle tarafından gerçekleştirilen molotof kokteylli korsan gösteri, araç kundaklama vb. eylemlerde şüphelilerin tanınmamak için yüzlerini kapatmakta kullandıkları puşi olduğu […] anlaşılmıştır”

Polis tutanağında, boynundaki puşi ve telefonundaki Kürtçe bayram mesajları gözaltına alınmasına gerekçe olarak gösteriliyor, polise direndiği ve uyarı ateşine rağmen kaçmaya devam ettiği hatta polislerin silahını almaya çalıştığı belirtiliyor.

Oysa bu tutanak, gözaltına alındığı saatten başlayarak, yalanlarla dolu. Kendi ifadesiyle otobüs durağına doğru giderken önünde duran arabadan inen kişiler polis bile olduklarını belirtmeden, Cihan’ı yere yatırıp dipçikle darp ederek gözaltına aldılar.

Evinde yapılan aramada hiçbir suç delili ve/veya eyleme katıldığına dair hiçbir delil bulunamamasına rağmen tutuklanan Cihan Kırmızıgül, halen tutuklu yargılanmaktadır. Dava sürecinde ortaya çıkan gizli tanık dahi “yüzleştirildiğim kişi bu kişi değildir” diyerek ifadesini geri çekmiştir. Bu tür davalarda alışık olunmayan bir biçimde, savcı, Cihan’ın tahliyesini talep ettiği halde mahkeme bu isteği reddetmiş ve “delilleri karartma ve suçun niteliğine istinaden” tutukluluk halinin devamına kanaat getirmiştir.

Polis, Hâkim, Rektör el ele

Arkadaşımız, olmayan delilleri karartma şüphesiyle ve işlemediği bir suçtan iki yıla yakın bir süredir tutuklu bulunmaktadır. Yaşadığı sağlık sorunlarını bir kenara bıraksak dahi, Galatasaray Üniversitesi Rektörlüğü’nün polis ve adli makamlarla itinalı bir biçimde sürdürdüğü işbirliği neticesinde arkadaşımızın eğitim hakkının gasp ediliyor olması bile bu davanın birçok boyutuyla burjuva hukukuna aykırılığını gözler önüne sermektedir. Anlaşılan o ki, Hukuk Fakültesi’nin verdiği üst düzey eğitimle övünmekten geri durmayan Galatasaray Üniversitesi Yönetimi “masumiyet karinesi” kavramından bihaber durumdadır.

Lafı daha fazla uzatmadan belirtmek gerekir ki, Cihan’ın ve onunla beraber bizlerin karşı karşıya olduğu durum açıkça devletin ve onun hukukunun niteliğini gözler önüne seriyor. Zira, bir “bez parçası”, “sakıncalı” bir yerde doğmuş ve “sakıncalı” bir kökene sahip kişi ya da kişilerin omuzlarında bir suç deliline dönüşebilmektedir. Dahası bu ve buna benzer gerekçelerle insanların özgürlüğü ellerinden alınmakta, eğitim hakkı gasp edilmektedir. Bu durum, sadece Cihan’ı n değil bizlerin de her an bu tür baskı ve şiddet yöntemlerine maruz kalabileceğinin en açık göstergesi. Dolayısıyla, 13 Eylül Salı günü saat 12.00’de İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi’nde düzenlenecek basın açıklamasına ve ardından 14 Eylül Çarşamba günü saat 11.00’de Beşiktaş Adliyesi’nde gerçekleştirilecek duruşmaya mümkün olan en yüksek katılımın sağlanması ve arkadaşımıza elimizden gelen desteği vermek oldukça önemli görünüyor.

Yorumlar kapalıdır.