Basına ve kamuoyuna

45

Bu yıl 6 Kasım 1981’de kurulmuş YÖK’ün 30. yılı. 30 yıldır sermaye sınıfı YÖK eliyle üniversitelerde düşünen, sorgulayan, üreten öğrencilere, akademisyenlere, üniversite çalışanlarına saldırmakta, bilimsel olmayan eğitim anlayışıyla gençliğin aklını zehirleyerek, onları bencilleştirmektedir. Üniversitelede neoliberal politikaların uygulanmasını amaçlayan YÖK ve uygulamaları esasında bütünlüklü bir yeniden yapılandırma sürecinin parçasıdır.

Toplumsal olarak saldırılar yoğunlaşır, işçi ve emekçilere yönelik sömürü politikaları azgınlaşırken, üniversite öğrencilerinin payına da gizli harç zamları düşmekte, öğrenciler üniversitelerinde müşteri olarak görülmektedir.

Geçtiğimiz sene Beşiktaş’ta düzenlenen Başbakan-rektörler zirvesinden mayıs ayı sonunda toplanan Uluslar arası Yükseköğretim Kongresi’ne kadar gelişen süreçhalen hafızalarımızda tazeliğini korumaktadır. Buralarda yaşananların “tek getirisi” taleplerini savunmak için sokağa çıkan öğrencilerin karşılaştıkları azgın polis terörü olmamıştır elbette.

Bugün bu toplantılarda konuşulanların bir bir uygulamaya konulduğunu görüyoruz. Girdiğimiz yeni dönemde, UYK eylemi de dahil birçok konuda üniversitelerde soruşturma saldırısı devreye sokuldu. Okuldan atma ve uzaklaştırma cezaları verildi. Giderek artan tutuklamalar da buna eşlik ediyor. Böylelikle gençliğin mücadelesi bastırılmak isteniyor.

Alınan kararların üniversitelere bir başka yansıması Bologna süreci kapsamında yoğunlaşan paralı eğitim uygulamalarıdır. Yeni döneme üniversite har(a)çlarına yapılan gizli zamlarla girdik. Başlatılan kampanyalar sonucunda YÖK geri adım attı. Ancak bunun somutta nasıl karşılık bulacağı halen belirsiz. Bizler düzenin sınırlarına uymayan parasız eğitim talebimizi ve kapıları emekçi çocuklarına açık üniversiteler için verdiğimiz mücadelemizi uzun soluklu bir biçimde sürdüreceğiz. Okulumuzu bitirdiğimizde de sorunlar sonlanmıyor. Mezun olduktan sonra önümüze üç kuruş maaşa sabahtan akşama kadar canımızın çıkarılması ya da diplomalı işsizlik gibi iki “seçenek” sunuluyor. Sömürü düzeni yalnızca öğrencilerin geleceğini karartmıyor. Bugün egemenler kölelik yasalarıyla işçi ve emekçilerin kıdem tazminatı hakkını gaspetmeye hazırlanıyor. Biz öğrenci gençlik olarak işçi sınıfı ile aynı kaderi paylaşıyoruz. İşçi ve emekçilerle birlikte mücadele edeceğiz.

YÖK 30 yıldır üniversitelerin üzerindeki bir kara bulut olarak varlığını sürdürüyor. Ancak her şeye rağmen üniversite gençliğinin mücadele ateşi on yıllardır söndürülemiyor. Yunanistan’dan Fransa’ya, İngiltere’ye, Şili’ye, İtalya’ya tüm dünyada gerçekleşen kitlesel eylem ve mücadele dalgası yükseliyor. Bu iki olgu egemenlerin korkularını büyütüyor.

Egemenlerin korkuları her geçen gün büyürken saldırganlıkları da artıyor. Bunun üniversitelere yansıması baskı ve terörün tırmandırılıp, sermayenin talanı için her geçen gün yeni düzenlemelerin hayata geçirilmesi olmaktadır. Bir yandan da kardeş halkları hedef alan füze kalkanı Kürecik’e yerleştirilmekte, Kürt halkına yönelik imha ve inkar politikaları devam etmekte, devletin yürüttüğü savaş politikaları tırmandırılmaktadır. HES’lerle doğa sermayenin talanına açılarak yok edilmeye çalışılmaktadır. Devrimci gençlik hareketimizin mücadele tarihinden de güç alarak bu girişimlerin karşısına dikileceğiz.

Üniversite öğrencileri olarak geleceğimizi elimize almak, özgürleşebilmek için devrim mücadelesini büyüteceğiz. YÖK’ün kaldırılmasının, daha doğrusu yeni ihtiyaçlara uygun bir merkezi mekanizmanın kurulmasının gündemde olduğu şu günlerde bizler bunun ne anlama geldiğini biliyoruz. YÖK’ü ve YÖK düzenini gerçekten kaldırıp, eşit, parasız, bilimsel ve anadilde eğitim hakkını elde etmek, üniversite kapılarının emekçi çocuklarına açılmasını sağlamak ancak bizlerin vereceği mücadele ile kazanılacaktır.

YÖK Karşıtı Birlik (Devrimci Gençlik, DÖB, Ekim Gençliği, Gençlik Cephesi, İşçi Cephesi, Kaldıraç, ÖEP, PDG, SDH, Sosyalist Dayanışma Gençliği, Sosyalizm Gençliği, TÜM-İGD, YDG)

Yorumlar kapalıdır.