Üç çocuk ısrarı

100

Kutsal analık halesi başımızda bir taç misali. Yaşamanın her geçen gün güçleştiği bu ülkede, ‘kendin doğur, kendin bak’ türünden bir üç çocuk söylemi basit bir nüfus politikası olmanın da ötesinde bir anlam ifade ediyor. Başbakan katıldığı düğünlerde yeni çiftlere bilhassa da ‘dişi kuş’lara ‘üç çocuk diyorum’ talimatını verirken, bir yandan da Aile Bakanı Fatma Şahin bu talimatı bilimsel verilerle meşrulaştırma çabasında. Bir kadın bakan düşünün ki, meclisteki bütçe görüşmelerinde elindeki tabloyla bizlere mühendis olduğunu da hatırlatarak -bilimselliğinin göstergesi (!)- “Bu eğri açılıyor, bu eğriyi hane başına kaç çocukla düzeltebiliriz, 65 yaş üstü kişiler yüzde 7 artıyor” demesini nasıl izah edebiliriz? Bunca telaşını, son yirmi yılda genç nüfusun azalması, milletinin yaşlanmasıyla açıklayan; bunun, “muhafazakâr bir erkek anlayışı değil, bilimsel bir politikayı” yansıttığını bizleri ikna etmeye çabalayan bir kadın bakan. Bu kez de vatan için kuluçkaya yatmamız, bedenlerimizi bir makine gibi üç çocuğa programlayarak seferber olmamız bekleniyor: Doğurmak, doğurmak ve doğurmak için.

Öncelikle çocuk yapmayı teşvik ederek ekonomiyi canlandırma siyaseti özel olarak kadın bedeni üzerindeki otoriter-denetimci siyasal bir anlayışın tezahürü. Evinde oturup çocuk doğurması beklenen kadın yoksullaşmaya karşı Erdoğan’ın sadakalarına razı olacak; eve kapandıkça daha çok kocasına, ailesine bağlı kalacak. Ayrıca, beş kişilik bir aile için yoksulluk sınırının 3 bin 750 lira olduğu bu ülkede, 701 lira asgari ücret alan bir kişinin üç çocuğuna nasıl bakacağını umursamadan. Bütçe görüşmelerinde “üç çocuk çok bilimsel” diye bağırırken insanın biraz olsun yüzünün kızarması gerekmez mi? Bakan Şahin o çocuklara kendi bakacakmış gibi “bakanlık bütçemi açacağım, gelin bu eğriyi düzeltelim” diye atlıyor. Daha önce de şiddet gören kadınlara ilk maddi yardımı kendi bakanlığının bütçesinden vereceğini de söylemişti.

Ayrıca nüfusun yaşlanmasını önlemek adına meşrulaştırılan üç çocuk siyaseti aslında ucuz emeğe dayalı sömürü düzenini garanti altına almaktan başka bir anlama gelmiyor. AKP hükümetinin üç çocuk gibi bir nüfus politikasına ihtiyacı var. Çünkü ancak bu sayede yedek işsizlerle bugünkü ağırlığını koruyabilir. Kadınların düşük ücretle, hem de ailelerini ihmal etmeden çalışmalarını bu şekilde sağlayabilir. Ücretlerin yükselmemesi için işi daha düşük bir ücretle yapacak başka kişilere ihtiyaç var. İşte üç çocuk bunu sağlayacak.

Yorumlar kapalıdır.