1 Mayıs’a neden gitmeliyiz?

25

Sanayi Devrimi’nden sonra fabrikalar işçi ihtiyacını gidermek için kol emeğine ihtiyaç duydu. Bu ihtiyacın ucuz yoldan halledilmesi gerekiyordu. Kurulan düzenin adı “kapitalizm” idi.

Kapitalizm işçi emeğini çalmaya başladığında artık işçiler kendi küçük atölyelerinde değil fabrikalarda çalışmak zorundaydı. Çünkü fabrikalar, küçük atölyelerin karşısına bir dev gibi dikilmişti. Küçük atölyelerinde çalışan, kendi işinin sahibi olan küçük üreticiler artık işçi olarak fabrikalarda çalışmak zorundaydı. Çünkü fabrikalarla rekabet etme şansları yoktu.

Günümüzde kapitalizm, dünyanın dört bir yanını işgal etmiş durumda.

İşçi kendi emeği ile geçinmeye çalışırken sermaye sahipleri, sermayelerini daha çok, daha çok biriktirdiler. Zenginler çoğaldıkça açlık da çoğaldı. Herkese yeten ekmek, kimseye yetmez oldu. Böylece işçi sınıfı doğmuş oldu.

Fabrikalar arttıkça işçilerin sömürülmesi de o derece arttı. Önce sadece erkekler çalışırken artık kadınlar ve çocuklar da bu sömürü çarkına dahil oldu. Mesai saatleri çok uzun ve yorucuydu. 15-16 saate varan çalışma saati sonunda işçiler bitkin düşüyor, üstelik kazançları ile doğru dürüst beslenemiyorlardı.

İlk kez Avustralya’nın Melbourne kentinde taş ve inşaat işçileri sekiz saatlik iş günü için Melbourne Üniversitesi’nden Parlamento Evi’ne kadar bir yürüyüş düzenlediler. Bu işçi sınıfının sekiz saatlik iş günü için ilk kitlesel direnişiydi.

Derken 1 Mayıs 1886’da Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu önderliğinde işçiler günde 12 saat, haftada 6 gün olan çalışma takvimine karşı, günlük 8 saatlik çalışma talebiyle iş bıraktılar. Bu gösteriye tam yarım milyon işçi katıldı. Böylece 1 Mayıs işçinin ve emekçinin bayramı olarak kutlanmaya başlandı.

1 Mayıs’ta biz işçiler 1 Mayıs alanında olmalıyız. Çünkü birçok bedel ödeyerek elde ettiğimiz haklarımız elimizden birer birer alınıyor. Mesela kıdem tazminatı; iktidar bu tazminata göz dikmiş durumda. Taşeron sistemi yaygınlaştırılıyor. Özel istihdam büroları kurulması için yasa çıkartılıyor. Artık esnek çalışma iyice yaygınlaştırılacak. 1 günlük, 2 günlük işlerde çalışmak zorunda kalacağız. Üstelik kazancımızın bir bölümü bu özel istihdam büroları tarafında gasp edilecek. Güvencesiz çalışma dayatılacak, iş ve işçi cinayetleri gittikçe daha da çoğalacak.

Adana’da Ahmet Yıldız adında 13 yaşındaki ilköğretim 7. sınıf öğrencisi pres makinesinin altında kalarak hayatını kaybetti. 13 yaşındaki bir çocuğun pres makinesinde çalışmasına izin vermek, tasarlayarak cinayet işlemektir.

“Evden çalışma” adı altında iş olduğunda işe çağrılacağız, iş olmadığında ise evde iş bekleme durumuna düşeceğiz. Ücretler daha da düşecek…

1 Mayıs’a gitmemiz için daha sayamayacağımız kadar çok sebebimiz var.

İşimize, emeğimize sahip çıkmak için. Bu kapitalist düzenin bizleri daha fazla sömürmesine engel olmak için, işçi sınıfının birliği için 1 Mayıs alanında olmalıyız.

Kürt halkının özgürlüğü için, kadına şiddetin engellenmesi için1 Mayıs alanında olmalıyız.

LGBT bireylere yapılan haksızlığa ve onlara dönük yapılan saldırılara karşı durmak için 1 Mayıs alanında olmalıyız.

Parasız eğitim, parasız sağlık hakkı için 1 Mayıs alanında olmalıyız.

Nükleer santrallere, hidroelektrik santrallerine, çevre kirliliğine karşı gelmek için 1 Mayıs alanında olmalıyız.

Küresel sermayeye ve küresel kapitalizme karşı isyanımızı dile getirmek için 1 Mayıs alanında olmalıyız.

Halkların kendi kaderini tayin hakkı için 1 Mayıs alanında olmalıyız.

İşimiz, ekmeğimiz, geleceğimiz için haydi alanlara.

Yorumlar kapalıdır.