Yolanda Gonzalez: İpi ilk göğüsleyenimizdi o!

131

Bask kökenli bir öğrenci lideri olan Yolanda Gonzalez, PST (Sosyalist İşçi Partisi)’nin ve Nahuel Moreno önderliğindeki uluslarası Troçkist akımın kararlı bir militanıydı. İspanya’da General Franco faşizminin sonunu getiren işçi ve öğrenci seferberliklerinin başlıca önderlerinden biriydi. 1979 yılının 5-6 ve 7 Aralık tarihlerinde gerçekleştirilen ve hükümetin tüm saldırı planlarını alaşağı eden kitlesel bir öğrenci grevini organize eden ve dahası, Ulusal Öğrenci Koordinasyonu lideri sıfatıyla bu grevin, yükselen işçi hareketiyle bütünleşmesini sağlayan o olmuştu.

Köhnemiş faşist devlet aygıtı bu yükselişe acımasızca bir yanıt verdi. Önce işçi ve öğrencilerin Madrid’de birlikte gerçekleştirdiği bir kitle gösterisine açılan yaylım ateşte iki genç devrimci yaşamlarını yitirdi. Ama asıl hedef bir türlü durdurulamayan gençlik hareketinin önderliğine ağır bir darbe indirmekti. 1 Şubat 1980 gecesi, “Yeni Güç” adlı faşist örgütün (Bu örgüt İspanya’da, “ulusal cephe” adıyla halen varlığını rahatça sürdürmektedir) taraftarları Yolanda Gonzalez’i Madrid’in Aluche semtindeki evinden kaçırdılar. Yolanda yoldaşın cansız bedeni ancak sonraki gün bulunabildi. Yolanda Gonzalez, faşist diktatörlüğün giderek yükselen kitlesel seferberlikleri karşısında hızla eriyerek, emaneten üstlendiği iktidarı burjuvazinin doğrudan temsilcilerine devrettiği, “Demokratik Geçiş” döneminin ilk kurbanlarından biriydi.

Yolanda’yı katleden Emilio Hellin ve Ignacio Abad’in yargılanma süreci ise, General Franco’nun yasal varisi sıfatıyla İspanya Kralı Juan Carlos’un “refakatinde” gerçekleştirilen bu “demokratik geçiş” sürecinin iki yüzlülüğüne dair açık bir örnek oluşturdu. Faşist katiller önce 43 yıl hapis cezasına çarptırıldılar ama arka plandaki faşist aygıtın araya girmesiyle 10 yıldan az bir süre hapis yattılar. Birkaç hafta önce El pais gazetesi usülsüzce salıverilişinin ardından Paraguay’a kaçtığı bilinen Emilio Hellin’in İspanya’da bulunduğunu ve dahası bir süredir yükselen emekçi mücadelelerine karşı oluşturulan “Terörle Mücadele” biriminde kontratlı olarak çalıştırıldığını tespit etti. Şu an tüm ülke düzeyinde bu iki yüzlü rejime karşı Yolanda için adalet talebiyle kitlesel seferberlikler gerçekleştiriliyor.

Yolanda’nın dava arkadaşı olan Rosa Torres’e göre, 33 yıl sonra Yolanda’yı yaşatabilmenin en uygun yolu onun yaşamını sakınmaksızın feda ettiği değerleri sürdürmekten geçiyor: “Yolanda bir genç, bir kadın ve bir Basklıydı. Yani savaşmak için üç temel nedeni vardı. Yolanda açısından bu üç neden tek bir hedefte bütünleşmişti; Devrim ve Sosyalizm uğruna, yani devrimci partinin inşası için mücadele…”

Yolanda Gonzalez’in 19 yıla sığdırdığı kısacık, ama örnek yaşamı bugün İspanya’daki devrimci hareketin tüm kesimleri için bir ilham kaynağı olmaya devam ediyor. Avrupa’nın diğer ucundaki yoldaşları olarak onun 33 yıl önce bizlere usulcacık teslim ettiği bayrağı hala aynı gururla taşıyoruz.

Yolanda Gonzalez cinayetinin katilleri ve politik sorumluları cezalandırılsın!

Yolanda,

Sosyalizme dek daima!

Yorumlar kapalıdır.