Can ailesi yalnız değildir!

171

8 Mart’a çok az bir süre kala, oğlu Onur Yaser’in intiharıyla tanıdığımız Hatice Can’ın yaşamına son verdiği haberini aldık. Hatice Can, oğlu Onur Yaser’in karakolda gördüğü işkencenin ardından intiharına sebep olan devlet ve polis şiddetine karşı mücadele veren mücadeleci bir kadın, onurlu bir anneydi. İsmi, çocuklarını devlet şiddetine kurban verilen Berfo Ana’nın, Cumartesi Annelerinin, Roboski Annelerinin yanında anılacak, mücadelesi mücadelemizde yaşayacaktır.

Onur Yaser Can 2 Haziran 2010 tarihinde İstanbul’da narkotik polislerinin takibine alınmış ve esrar satın aldığı gerekçesiyle yakalanmıştı. Yasal zorunluluğa rağmen, yakalandığı ailesine bildirilmemiş, girişi doktor raporu alınmadan, ifadesi avukatı olmadan alınmıştı. Savcının gözaltında tutma kararı olmamasına rağmen, yasadışı bir şekilde nezarette tutulup, çırılçıplak soyularak, cinsel şiddete maruz bırakıldı. Acı içinde bağıran insan sesleri dinletilmiş, tokatlanmış, hakarete uğramıştı. Polislerin isteği doğrultusunda ifade vermesi ve muhbirlik dayatılmıştı. Çıkış Doktor Raporu, Yakalama ve Gözaltına Alma Yönetmeliği ve İstanbul Protokolüne aykırı olarak ifadesi işkence şüphelisi polislerin huzurunda alındı ve yine hiçbir yasal dayanak olmadan tekrar emniyete götürüldü. İfade ve tutanakların bir kopyası kendisine verilmedi. Ertesi gün ‘tarih hatası’ sebebiyle tekrar emniyete çağrıldı. İfadesine ve tutanaklara ekler yapıldı, zor ve tehdit yoluyla imzalatıldı. Günlerce teknik ve fiziki takip altında tutuldu. Avukatının dosyaya ulaşması, gizlilik gerekçesiyle engellenmeye çalışıldı. Yine yasal hiçbir gerekçe olmamasına ve hukuk dışı olmasına karşın üçüncü kez ifadeye çağrıldı. Onur Yaser, üçüncü kez ifadeye gideceğini öğrendiği 23 Haziran 2010’da kendini evinin penceresinden attı.

Aradan geçen 3.5 yıllık sürede Onur’a işkence yapan polisler sadece evrakta sahtecilikten yargılandı. Polisler hakkındaki soruşturma Fatih Cumhuriyet Savcılığı’nda yaklaşık 11 ay sürdü. Bu sürede, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı üç kez değişti. Savcılığın isteği üzerine, Nezaret Odası kameraları değil de yalnızca emniyetin giriş çıkış kameralarını inceleyen bilirkişiler, Onur Yaser’e işkence, cinsel istismar ve kötü muamele yapıldığına ilişkin bir kayda rastlamadıklarını belirttiler. Soruşturmayı tamamlayan Cumhuriyet Savcısı Muammer Akkaş bilirkişilerin bu raporu üzerine, dört polis hakkında işkence suçundan takipsizlik karar verdi. Aynı kararda, iki polis hakkında yalnızca resmi belgede sahtecilik suçundan fezleke düzenlendi.

Bugün bizler ise bir kez daha korunan polisler, işkenceciler yüzünden genç insanların ve ailelerin hayatlarına mal olan bir devlet kumpasıyla karşı karşıyayız. Biz kadınlar, “doğurun devlet bakar” kampanyalarıyla anne olmaya teşvik edilirken, çocuklarımızın devlet eliyle çaresizliğe, intihara sürüklenmesini kabul etmiyoruz. Hatice Can’ı ve oğlu Onur’u öldüren devlet ve polis şiddetidir. Aynı devlet Gezi Direnişi boyunca karakolda benzer şiddeti kadınlara karşı uygulamış, aynı hukuk kumpanyası Mehmet Ayvalıtaş’ın, Ethem Sarısülük’ün davalarında da karşımıza çıkmıştır. Bugün Hatice Can, 8 Mart’a günler kala devlet şiddetinin son kurbanı ve en güncel tezahürüdür. Bizler tüm kadınları yaşanan polis, devlet ve yargı şiddetine karşı 9 Mart’ta Kadıköy’e çağırıyoruz!

Erkek, devlet ve polis şiddetine karşı yaşasın kadın dayanışması!

Yorumlar kapalıdır.