Torba Yasa: Bir eliyle verdiğini öbür eliyle alma sanatı!

66

Tam adı; ‘İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması İle Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun.’ Bu ucu bucağı olmayan 148 maddelik kanun, 10 Eylül’de TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi ve 11 Eylül’de Resmi Gazete’de yayınlandı.

Kanun; madencilikten tüp bebek sayısına, vergi prim ve borçlarından öğretmen atamalarına kadar birbiriyle alakasız birçok farklı konuyu tek bir başlık altında topluyor. Kamuoyunda ‘Torba Yasa’ olarak anılma nedeni de bundan kaynaklanıyor.

Öncelikle 550 milletvekilinin yarısından azının (248) oylamaya katıldığını ve sadece 17 ret oyunun çıktığını kayıt altına alalım. Belli ki meclisin yarısı bu kanundan memnun, diğer yarısının ise umurunda bile olmamış.

Oysa 6552 numaralı bu kanun özellikle Soma katliamından sonra gündeme gelmişti. O dönem herkes işin peşini bırakmayacak gibi görünüyordu. Yani bu kanunun her şeyden önce iş cinayetlerini önleme konusunda etkin bir sonuç üreteceği iddia ediliyordu. Torbanın içine tıkıştırılması gerçek niyeti gösterse de “önyargılı” olmayalım, bakalım sonuç üretmesi mümkün mü?

Soma katliamı gerçekleştiğinde ortak kanı neydi? Madencilik gibi hayati işler taşeron sistemi üzerinden yürütülürse iş cinayetleri kaçınılmaz olur! Torba Yasa’nın henüz 3. Maddesi şöyle:

MADDE 3
– 4857 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“İşverenler, alt işverene iş vermeleri hâlinde…”

Devamına gerek yok, madenlerde taşeron sistemine devam!

Tamam, taşeron çalışacağız ama daha kısa! Çünkü kanunun 7. Maddesine göre madenciler artık öyle uzun saatler çalıştırılamayacak! İnanalım mı? Bakalım:

MADDE 7 – 4857 sayılı Kanunun 63 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Yer altı maden işlerinde çalışan işçiler için yer altındaki çalışma süresi; haftada en çok otuz altı saat olup günlük altı saatten fazla olamaz.”

Hemen sevinmeyelim! Kanun 4. Maddede patronlar için zaten önlemini aldı:

MADDE 4 – 4857 sayılı Kanunun 41 inci maddesinin sekizinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.

“Bu Kanunun 42 nci ve 43 üncü maddelerinde sayılan hâller dışında yer altında maden işlerinde çalışan işçilere fazla çalışma yaptırılamaz.”

Maden işçileri 36 saatten fazla çalıştırılamazlar ama! Sağlam bir ama var. Nedir 42 ve 43. Maddeler? 43. Madde seferberlik gibi olağanüstü koşullara işaret ediyor. Pekiyi, 42. Madde?:

Başlık, zorunlu nedenlerle fazla çalışma;

MADDE 42 – Gerek bir arıza sırasında, gerek bir arızanın mümkün görülmesi halinde yahut makineler veya araç ve gereç için hemen yapılması gerekli acele işlerde, yahut zorlayıcı sebeplerin ortaya çıkmasında, iş yerinin normal çalışmasını sağlayacak dereceyi aşmamak koşulu ile işçilerin hepsi veya bir kısmına fazla çalışma yaptırılabilir…”

Madencilik gibi yer altı işlerinde (zorlayıcı sebepler gibi) neredeyse rutin olan bu gerekçelerle 36 saatlik çalışmanın uygulanmayacağı bilmek için müneccim olmaya gerek yok. Hele taşeron çalışma düzeninin sürdüğü koşullarda. Bir diğer ihtimal de bu şartları ağır bulan maden sahiplerinin üretimi durdurarak madenlerini kapatması, işçileri işten çıkarması olabilir. Nitekim kanunun yayınlanmasının ardından Zonguldak’ta 22 özel maden işletmesinde üretimin durdurulduğu ve yaklaşık 4 bin 500 madencinin işine son verildiği haberleri basına yansıdı.

Bütün bu örnekler madencilik gibi tüm yer altı işlerinde taşeron sistemine son verilmesi, tüm madenlerin işçi denetiminde kamulaştırılması ve üretimin doğrudan işçilerin denetim ve yönetimi altında sürdürülmesi gerektiğini gösteriyor. Bu olmadığı sürece kanunla işçilere verilmiş gibi görünen haklar amalarla uygulanmaz kılınacak. Hükümet işçilere bir eliyle verdiğini öbür eliyle almaya devam edecek!

Yorumlar kapalıdır.