Metal Grevi Ankara’ya Sıçradı

33

Bursa Renault fabrikasında başlayan metal direnişi Ankara Türk Traktör fabrikasına sıçradı. 21 Mayıs’ta greve başlayan işçiler direnişlerini fabrikanın önüne kurdukları çadırlarda sürdürüyorlar. Talepleri Bursa’daki diğer direnişlerinkiyle aynı, ücretlerde iyileştirme, eylemci işçilerin işlerinden atılmaması, sendika tercihlerine karışılmaması, çalışma koşullarının iyileştirilmesi.

Yemekhanenin iyileştirilmesi, zorunlu mesailerin kaldırılması, servis sorunu, sendikal tercihlere karışılmaması, direnişçi işçilerin işlerine devam etmesi, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve ücretlerde iyileştirme gibi birçok talepleri olduğunu belirten işçiler, Cumartesi (23 Mayıs) günü işverenle yapılan toplantıda ücretler hariç her konuda anlaşıldığını belirtiyorlar. Ücretler konusunda ise şu anda zam yapamayacaklarını ancak en kısa sürede bu konuda da taleplerinin karşılanacağı sözünü veren işverenin sözüne güvenmeyen işçiler Bosch sözleşmesinin şartları kendileri için de geçerli oluncaya kadar direnişlerini sürdürmeye kararlı. İşçilerden biri bu kararlılıklarını ‘Burada uzun süre kalacakmışız gibi hazırlanıyoruz, yağmurda çadırlarımız yeterli olmadığı için arkadaşlar barakalar inşa ediyor, bu da işveren taleplerimizi kabul edene kadar direnişi sürdürmekteki kararlılığımızın bir göstergesi.’ sözleriyle açıklıyor. İşverenin bir yandan kendileriyle müzakere ederken bir yandan da Türk Metal’le birlikte direnişi bölmeye çalıştığının altına çizen bir diğer işçinin, ‘Biz işverenle şartlarımızı konuşurken sendika ve işveren teker teker bizi arayıp işe dönmemizi istedi, bu da tutmayınca ailelerimizi arayıp tehdit ettiler ancak bunlar sadece bizim mücadele azmimizi arttırdı. Biz halimizden memnunuz, yerleşik düzene geçiyoruz, bu saatten sonra ölmek var dönmek yok.’ sözleri direnişçilerin kararlılığını gözler önüne sermekte. Adapazarı ve Ankara fabrikalarındaki işçilerin Türk Metal’den istifaları ise sürüyor. 3 yıllık sözleşmeyi reddeden, sendikanın bu sözleşmeyi kendilerinden habersiz imzaladığını ve bu şartların kendileri için kabul edilebilir olmadığını söyleyen işçilerin sendikaya öfkesi çok büyük. Bundan sonra kendi temsilcilerini kendileri seçmek istediklerini belirten işçiler, direnişe başladıklarından beri hiçbir sendikanın kendilerini ziyarete gelmediğinden, sadece Kamu-Sen’in yemek ve battaniye yardımı yaptığından yakınıyorlar.

Daha şimdiden birçok kazanım elde eden direniş -işverenin Türk-Metal’i aradan çıkartarak müzakereleri doğrudan işçilerin seçtikleri temsilcilerle yürütmesi bile başlı başına önemli- kendi içinde tehlikeler de barındırıyor. Türk-Metal’e duyulan öfke direniş süresince diğer sendikaların direnişe gösterdikleri kayıtsız tavrın da etkisiyle bir sendika düşmanlığına dönüşmekte. Türk-Metal’in gerici tutumuna karşı duyulan öfke ve yaşanan toplu istifalar ileri doğru atılmış bir adım. Ancak örgütlü işverene karşı işçilerin örgütsüz/sendikasız mücadelesi uzun vadede kazanımların korunması ve/ve ya yeni kazanımlar elde etmek için girişilebilecek mücadelelerin doğması ve sürdürülebilmesi/başarıya ulaşması açısından önemli zorluklar doğuracaktır. İşçi sınıfının bir mücadele aracı olarak sendikalara her zaman ihtiyacı olduğu unutulmamalıdır. Mücadelenin işyeri komitesi benzeri bir yapılanma ile başlatılması ve sürdürülmesi, mücadeleci ve kitlesel bir sendikal mücadelenin grev sonrası dönemde de sürdürülmesinin ön koşullarını yaratmakta. Bu noktada Marksistlerin tüm güçlerini mücadeleci işçilerin sınıf bilincini ilerletmeye seferber etmesi, mücadeleci işçilerin grev sonrası dönemde kitlesel, mücadeleci, işçi demokrasisi temelinde (yeniden?) örgütlenmiş sendikalara katılmaları için oldukça elzem. İşçi sınıfının günlük kazanımları için mücadele etmek her Marksist’in görevidir, ancak bunu yaparken resmin bütününe de bakmayı unutmamak lazım. Metal grevi kendi olası kazanımlarının ötesinde, sınıf mücadelesinin bütünü için de birçok fırsat sunmaktadır. Keza mücadele esnasında kurulacak/gelişecek bağlar devrimci partinin inşası adına önemli bir adım olacaktır. Bu direnişin tecrübelerini mücadelenin diğer alanlarına taşımak, devrimci partiyi bu ve bunun tecrübelerinden yararlanacak diğer mücadelelerin içinde inşa etmek Marksistler için kaçırılmaması gereken bir fırsattır. Özellikle de bir krizin arifesinde olduğumuz ve bunun gibi mücadelelerin artmasının muhtemel olduğu bir döneme girdiğimiz düşünüldüğünde.

Yorumlar kapalıdır.