Özgür Gündem’e geçici kapatma kararı!

89

Bugüne değin defalarca kez kapatılan, bombalanan, 486 sayısı hakkında dava açılan, gazete çalışanları toplam 147 yıl hapis cezasına mahkûm edilen ve 89 çalışanı öldürülen Özgür Gündem Gazetesi İstanbul 8. Sulh Ceza Amirliği’nin kararı ile bir kez daha geçici olarak kapatıldı.

Gazetenin kapatılmasının yanı sıra, eski genel yayın yönetmeni Eren Keskin ile gazete yazarlarından Aslı Erdoğan, Filiz Koçali ve Ragıp Zarakolu’nun evlerine baskınlar düzenlendi. Gazete çalışanları tutuklandı.

Özgür Gündem’e OHAL’e dayanarak yapılan bu saldırı aslında hükümetin Kürt sorununu nasıl çözmek istediğini gözler önüne seriyor. Darbe ile hiçbir ilişkisi olmayan Özgür Gündem’in kapatılması ve çalışanlarına yönelik vahşi polis operasyonları, Hakkâri ve Şırnak’ın şehir merkezi olmaktan çıkarılması, HDP’li belediyelere kayyum atanmasının tartışılması gibi gündemlerle iç içedir.

Darbenin ardından devlet bir yeniden yapılanma sürecine girdi. Bu sürecin yöneticisi konumunda olan Erdoğan’ın önünde halen taleplerinin karşılanmasını bekleyen bir Kürt halkı var. Ancak sarayın inşa etmek istediği yeni düzende kendi taleplerini savunan Kürt halkına yer yok! Özgür Gündem baskını işte bunun açık bir ifadesidir.

Darbenin ardından her cephede savaşamayacak durumda olan Saray, Özgür Gündem’e yönelik bu suçu işlerken yalnız değildi. Araları hiç iyi olmamasına rağmen sarayı ziyaret eden Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nun ziyaret değerlendirmesinde kullandığı sözlere bakalım: “Dikkat edin, FETÖ 40 yıllık projeyse, PKK da 35 yıllık projedir. Bunların yaşamı çok yerde çakışmaktadır. PKK ve FETÖ’nün destek aldıkları yerler de aynıdır.” Darbenin ardından bir FETÖ-PKK paketi kurabilecek cürete Erdoğan bile sahip olamamıştı.

Fırsattan istifade edip Kürt halkının her türden demokratik talebi kriminalize edilmeye çalışılıyor. Bu kez bu işi saray tek başına değil, “ulusalcılardan” aldığı destek ile sürdürüyor. “Ulusalcıların” samimiyetsizliği o denli açık ve suça ortak olma iştahları o denli kabarık ki Türkiye’de terörden bahsederken artık IŞİD’den bahsetmek akıllarına bile gelmiyor.

Bu süreç içerisinde PKK’nin yeniden eyleme geçmesi ve yalnızca yoksul erlerin değil çoğunluğu Kürt, yoksul emekçi halktan insanların da ölümüne sebep olması ise kabul edilemez. Doğrudan Öcalan ve HDP tarafından da pek çok kez eleştirilen PKK’nin bu yöntem ve araçlarıyla Kürt sorununun çözülmediği ve çözülmeyeceği ortada. PKK’nin son eylemleri Kürt halkına hiçbir fayda sağlamazken yalnızca Kürt halkına yönelik baskıların artmasına sebep oluyor. Bu yüzden PKK’nin işçi emekçilere ve Kürt halkına büyük zarar veren yıkıcı eylemlerinden derhal vazgeçmesi, bu eylemlerini geri dönüşsüzce sonlandırması gerekmektedir.

Saray HDP’yi de saf dışı bırakarak makbul Kürtlerle, hangi hakkın bahşedileceğini yine sadece kendisinin karar vereceği bir çözüm sürecinin hayalini kuruyor. Bu hayale ortak olanlar da hukuksuz ve insafsızca işlenen suçların sorumluluğunu taşıyor. Tüm bunlara rağmen baskılar ne özgür basın taraftarlarını ne de Kürt halkını susturamıyor. Gazetenin kapatılmasının ardından Özgür Gündem için yüzlerce kurumsal dayanışma mesajı yayımlandı ve kapatma kararını kınayan eylemler gerçekleşti.

İşçi Demokrasisi Partisi olarak Özgür Gündem’in yanındayız! Sarayın ve suç ortaklarının baskı dolu yöntemlerine karşılık da Kürt halkının tüm demokratik haklarının yanında olmayı sürdüreceğiz!

 

Yorumlar kapalıdır.