Ayrılık kaybettirir! Birlik kazandırır!

Onat Kutlar, o güzelim şiirlerinden birinde şöyle diyor:

“Sordum kendi kendime, ne yapılabilir çamurdan? 

Heykel! 

Acılardan? Aşk. Yoksulluklardan 

bir devrim bile yapılabilir. Ama hiçbir şey

hiçbir şey yapılamaz ayrılıklardan.”

Neden?

Çünkü ayrılık demek, örgütsüzlük, güçsüzlük demek! Ayrılık demek, hakkını hukukunu savunamamak, koruyamamak demek! Ayrılık demek, sesinin gür çıkamaması, duyulmaması demek! Ayrılık demek, yalnız olmak, dikkate alınmamak demek! Ayrılık demek, hep kaybeden olmak demek!

Çünkü ayrılık olursa güçler bölünüyor. Güçler bölünürse mücadele zayıflıyor. Mücadele zayıflarsa saflar dağılıyor. Saflar dağılırsa inanç da, kararlılık da azalıyor. Ve yenilgiler geliyor…

Örnek mi?

Milyonlarca işçi ve emekçiyi ilgilendiren son kamu toplu iş sözleşmeleri işçilerin, emekçilerin aleyhine imzalandı. Zam oranları resmi enflasyon oranlarının dahi altında kaldı.

Kısacası bu sözleşmelerle alım gücü daha da düştü, işçi emekçi daha da yoksullaştı. Üstelik çalışma koşulları her geçen gün daha da zorlaşmaya, kötüleşmeye devam ediyor.

Peki, durum böyleyken, nasıl oldu da işçi ve emekçileri memnun etmeyen, etmesi de mümkün olmayan bu komik oranlı, acımasız toplu sözleşmeler imzalanabildi, imzalanabiliyor?

Çünkü bugün işçi ve emekçiler hem ideolojik-politik, hem sosyal-kültürel hem de örgütsel açılardan iktidarın, sermayenin ve sendikal bürokrasinin öncülük ettiği çeşitli gerici anlayışların kısmi etkisi ve büyük baskısı altında bulunuyor. Bu şekilde işçi ve emekçilerin aleyhine sözleşmeler imzalanabiliyor.

Sonuçta işçi ve emekçiler bu sözleşmelerden, kendilerine reva görülen üç kuruşluk zamlardan, düşük ücretlerden tabii ki mutlu olmuyor! Ve nihayetinde son sözü daima daha örgütlü olan söylüyor. Ve maalesef bugün sermaye güçleri, tüm zayıflığına rağmen, işçi ve emekçilerden daha organize durumdalar.

Lakin bu pamuk ipliğine bağlı güç dengesi işçi ve emekçilerden yana değişebilir. Yeter ki ayrılıklara son verilsin, tüm sınıf güçleri emek eksenli birleşik ve örgütlü mücadeleci bir zeminde buluşsun. O zaman bakalım, deveyi havuduyla birlikte yutma pratiğini, itibardan tasarruf olmaz diye yutturmaya çalışan burjuva kapitalistler ne yapıyor…

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.