General Motors’ta greve çıkan işçiler: “Kademeli ücretlere hayır!”

18 Eylül 2019 / Jane Slaughter, Chris Brooks

(https://www.labornotes.org/2019/09/gm-strikers-say-no-more-tiers)

General Motors’ta (GM) çalışan kırk dokuz bin otomotiv işçisi greve çıktılar. Bu 2007’de şirket ve sendikayı karşı karşıya getiren GM grevinden beri özel sektörde gerçekleşen en büyük grev.

55 fabrika ve parça merkezinde üretim durdu. Çeşitli analistlere göre grev, General Motors için günde 50 milyon dolarla 100 milyon dolar arası kar kaybına mal oluyor. Grevden önce şirketin yalnızca bu çeyrekte 3,5 milyar dolar kâr etmesi bekleniyordu.

GM’nin Detroit-Hamtramck montaj fabrikasında çalışan ve üç senelik kıdeme sahip işçi Shawn Edwards, “greve çıkmak aynı anda hem korkutucu hem de güç verici” dedi. “Korkutucu çünkü geçinmemiz gerekiyor ve ne kadar süre grevde kalacağımızı bilmiyoruz. Çok uzun olmasını istemiyoruz ama bir yandan da kendimizi göstermemiz gerektiğini farkındayız” diyerek devam etti.

“Grev güç verici çünkü beraberce direniyoruz” diyen Edwards, “milyarlarca dolar kâr sağlayan bir şirkete imtiyaz göstermeyi kabul etmiyoruz. Ve çünkü hepimiz birlikteyiz. Birlik olmanın ve sayıca fazla olmamızın verdiği bir güven var. Dayanışma içinde birlikte direniyoruz” diye ekledi.

Grevdeki işçiler, Birleşik Otomobil İşçileri’nin (United Auto Workers – UAW, General Motors işçilerinin bağlı olduğu sendikal konfederasyon, ç.n.) iki kademeli ücret sistemini kabul ettiği 2007 yılından beri kaybettiklerini geri kazanmayı umuyorlar. Bu kayıplar sonrasında gelen Büyük Durgunluk ve GM’nin iflası üzerine ABD hükümeti otomotiv endüstrisini kurtarma paketi çevresinde GM’ye kamu kaynaklarından aktarılan (bailout) 50 milyar dolar ve bir dizi imtiyaz içeren bir yeniden yapılanma paketi sunmuştu.

Şirket bu sayede kendini toparlayabildi ve son üç yılda 35 milyar dolar kâr etti. GM geçen yıl hiçbir federal gelir vergisi ödemedi ve şirketin CEO’su Mary Barra’ya 22 milyon dolar ikramiye verdi.

General Motors’un bir yandan fabrikalarını kadrolu ve sendikalı GM işçileri yerine ayni işi yapan düşük ücretli geçici işçiler, sözleşmeli işçiler ve GM Subsystems adlı bir yan kuruluşun taşeron işçileri ile doldurması, bir zamanlar özel sektörde örnek gösterilen bir toplu iş sözleşmesine sahip GM işçilerinin koşullarını giderek kötüleştirdi. Sendikalı işçi sayısı ve sendikal güçteki düşüsün bir göstergesi olarak 2007 grevini referans alabiliriz. UAW’ın 2007’de General Motors’ta gerçekleştirdiği iki günlük greve katılan sendikal işgücü 74.000 işçi, yani bugün grevdeki işçi sayısının iki katıydı.

General Motors ise zaten emeklerinin karşılığını tam olarak alamayan işçilerden daha fazla taviz talep ediyor ki bu şirketin UAW’ı kolay bir düşman olarak gördüğüne bir işaret. Kamuoyuna yansıyan ve üst düzey UAW liderlerinin koltuklarını tehlikeye atan sendika içi yolsuzluk skandalını da göz önüne alırsak çerçeve daha da netleşiyor.

Dolayısıyla güncel durum tüm işçilere GM işçilerinin her şeye rağmen — yalnızca yolsuzluk skandalı değil, aynı zamanda bir toplu iş sözleşmesi kampanyası için sendikanın hiçbir hazırlık yapmamış olması —birlik içerisinde greve çıktıklarını gösteriyor. Greve varan süreçte sendikal liderlik toplu iş sözleşmesi hedefleri konusunda sessiz kalırken, otomotiv işçileri hangi talepler için mücadele etmeye hazır olduklarına karar verdiler.

16 Eylül’de GM’nin Detroit montaj fabrikasında greve çıkan işçiler tek bir ağızdan önceliklerinin geçici ve ikinci kademe işçiler için eşitlik talebini olduğunu söylediler.

Böl ve kazan

Bugün, bir GM tesisinde sözleşmeli çalışan bir temizlik görevlisi saatte 15 dolar gibi düşük bir ücret alıyor. Ancak geçmişte temizlik görevlileri GM’nin doğrudan kadrolu çalışanlarıydı; dolayısıyla mevcut toplu iş sözleşmesi kapsamında saat başına günümüzde yaklaşık 31 dolar kazanan birinci kademe “kıdemli” çalışanlardan sayılmış olacaklardı. Temizlik işleri genel olarak montaj hattında yıllarca çalışmış ve bedenleri yıpranmış yüksek kıdemli çalışanlara ayrılmıştı. Günümüzde ise GM’nin ikincil gördüğü bu tip işler, örneğin üretim hattını beslemek için parçaları sıralamak gibi, taşeron işçiler tarafından yapılıyor.

Örneğin GM’nin Tennessee’deki Spring Hill tesisinde çalışan 5.200 işçinin tamamı UAW üyesi. Ancak bu işçilerin yalnızca 3.600’ü GM toplu iş sözleşmesi kapsamında. Diğerleri “tedarikçi ortaklar” olarak kabul edilen sahadaki bağımsız şirketler için çalışıyorlar.

Detroit şehrinin dışındaki GM Teknoloji Merkezi’nde çalışan işçi Jessie Kelly işyerindeki yaklaşık 1.300 işçinin GM için çalıştığını, kalan 550 temizlik ve makina işçisinin işvereninin ise Aramark (ABD’deki büyük şirket ve kurumlara özellikle servis ve temizlik sektörlerinde taşeron işçi sağlama konusunda neredeyse tekele sahip bir şirket, ç.n.) olduğunu söyledi.

Detroit-Hamtramck’ta doğramacı olarak çalışan Michael Mucci ise geçmişte babasının yaptığı işi yapıyor. Ama babasının işvereni General Motors’tu; kendi işvereni ise “patronlarım aslında babamın patronlarıyla aynı” dese de Aramark.

Otomobil şirketlerinin uzun süredir sahip olmak istediği imtiyazlar çerçevesinde Aramark aslında kimseyi doğramacı olarak işe almıyor. Tüm ustalık gerektiren işlemler “mekanik” veya “elektrik” kategorileri altına yediriliyor.

Kalıcı geçicilik

GM, “kalıcı geçici” (permatemps) olarak adlandırılan ve kadrolu işçilerle aynı işi çok daha düşük ücret (yaklaşık 15 dolar civarında) ve düşük ek ödenek ve sosyal yardım karşılığında yapan işçilere bel bağlayarak çalışma koşullarını daha da kötüleştiriyor.

Eski bir geçici çalışan olan Kelly “Geçici işçi olarak kesinlikle hiçbir hakkınız yok” diyor. Buna rağmen işçiler yıllarca geçici kalabiliyorlar. Geçici işçilerin yılda yalnızca üç gün, o da ön onay olması koşuluyla, ücretsiz izin hakları var ve yeri geldiğinde haftada yedi gün çalışmaya zorlanabiliyorlar. Birçok geçici işçi, ayni Kelly gibi, sonunda GM’nin “ilerleme halinde” (ikinci kademe) olarak adlandırdığı seviyeye terfi ettirilebileceği umuduyla yıllarca bu koşullara katlanıyor.

UAW 1853 No’lu Spring Hill Şube Başkanı Michael Herron bu durumu, “Şubat ayının son haftası olan kâr paylaşımı ödeneklerinin verildiği hafta tüm yıl boyunca yan yana aynı işi yapan iki işçiden biri 11.000 dolarlık ek ödenek alırken, diğeri hiçbir şey alamıyor” olarak açıklıyor. 

Geçici işçi alımına yıllar önce ilk izin verildiğinde otomobil üreticileri Üç Büyükler (Ford, GM ve Chrysler) bu işçilerin sadece izindeki işçilerin yerini dolduracaklarını söylemişlerdi. Fakat şimdi GM’nin mavi yakalı işgücünün %7’sini “geçici kalıcı” işçiler oluşturuyor. Herron’a göre, Spring Hill’de 200’den fazla “geçici kalıcı” işçi var.

Herron, “bu işçiler diğer işçiler izne çıkabilsin diye sadece 90 günlük bir boşluğu doldurmuyorlar” diye ekliyor. “Üç yıl boyunca her hafta aralıksız çalıştılar. Bu yüzden diğer işçilerle aynı haklara sahip olmalılar.”

İşverenin çukuru

Grevdeki otomotiv işçileri, işveren GM’nin kazdığı çukurdan çıkmaya çalışıyorlar, ancak sendika önderliğinin onlara bir yardım eli uzatmak adına çok bir şey yaptığını söyleyemeyiz. Sendikanın uluslararası önderliği grev öncesinde üyelere enerji vermek ve işverene baskı uygulamak için hiçbir toplu is sözleşmesi kampanyası düzenlemedi ya da açıkça herhangi bir talep dile getirmedi. Örneğin, grevin resmi pankart ve afişlerinde talepler yerine sadece basitçe “UAW Grevde” yazıyor. Detroit-Hamtramck montaj fabrikasındaki grevi desteklemeye gelen bir kişiye kendi yaptığı “Dayanışma” pankartını indirmesi söylendi; sendika sadece resmi pankartların kullanılmasına izin verdi.

Hiçbir tesiste greve dair bir rozet, vs. dağıtılmadı. UAW üyelerle herhangi bir görüş alışverişi yapmadı, ya da toplu iş sözleşmesine dair işçiler arasında eylem ekipleri oluşturmadı; üyeleri toplu iş sözleşmesine dair son durumdan haberdar edecek bültenler de yoktu. “Grev hazırlığı,” fazla mesainin durması, kamuoyunu haberdar etme, açık pazarlık gibi birçok sendikada yaygın olan taktiklerin hiçbiri uygulanmadı.

UAW yetkilileri senelerdir yaptıkları gibi kartlarını takım elbiselerine yakın tutup, ellerine işçilerin değil sadece işverenin göz atmasına izin verdiler. Flint montaj fabrikasında malzeme denetimcisi olarak çalışan Sean Crawford’a göre üyeler genel durumu sadece medyadan takip edebildikleri kadar biliyorlardı. 

Ve grev, UAW yetkililerinin bir kısım General Motors işçisini arkadaşlarının oluşturduğu grev hattını geçmeye, dolayısıyla grev kırıcı olmaya yönlendirmesi üzerine kotu bir başlangıç yapmış oldu.    

Michigan ve Ohio’daki beş GM fabrikasında çalışan ve UAW üyesi yaklaşık 850 temizlik görevlisi yaklaşık bir yıldır sözleşmesiz çalışıyorlardı. 14 Eylül saat 11:59’da, yani mevcut UAW toplu iş sözleşmesinin sona erdiği anda onlar da iş bıraktılar. Ancak (UAW yetkilileri tarafından) kendilerine greve rağmen ertesi gün işe gitmeleri söylendi. Onlar ancak 24 saat sonra, yani bir günlük daha üretimin sonrasında, greve katıldılar.   

Grev hattını geçmemek için izin hakkını kullanan Crawford, “Greve çıkmak için daha kötü bir başlangıç düşünemiyorum” dedi. “Grev kırıcılar şimdi hayatlarının sonuna kadar yaptıklarıyla yaşamak zorundalar.”

General Motors’un muazzam kâr oranları göz önüne alındığında, UAW aslında aynı Teamsters’ın 1997 yılındaki UPS grevinde “Amerika part time çalışmayacak” sloganıyla yaptığı gibi bu grevi büyük şirketlerin açgözlülüğüne karşı çıkan ulusal bir referanduma dönüştürme ve halkı işçileri ve taleplerini desteklemeye çağırma potansiyeline sahipti. Benzer bir şekilde yakın bir zamanda öğretmenler “öğrencilerin hak ettikleri okul” talebini yükselttiler. Ancak maalesef ki UAW grev başlayana kadar hiçbir şekilde otomotiv işçilerinin sorunlarını halkın arkasında durabileceği taleplere dönüştürme girişimde bulunmadı.

Daha fazla taviz

GM sendika üyelerinin sağlık sigortası için ceplerinden daha fazla para ödemelerini isterken enflasyondan oranından düşük oranda maaş artışı teklif ediyor: birinci ve üçüncü yılda %2 zam ve ikinci ve dördüncü yılda ise maaşların %2’si oranında ikramiye. Bunlar yetmezmiş gibi GM’nin teklifi işçilerin canına tak eden kademeli ücret sistemine dair hiçbir degisiklik sunmuyor.

Şirketin bu sert duruşunun bir göstergesi de grevdeki işçilerin sağlık sigortaları için ödeme yapmayı bırakması oldu; aslında işverenin yapması gereken bu ödemeyi şimdi UAW, o da sadece kısmen karşılayacak. Önceki yıllarda, otomotiv şirketleri grevler esnasında sigorta ödemelerini yapmaya devam ediyorlardı.

Grevi zorlaştıran bir diğer durum ise UAW’nın üst seviye liderlerinin bulaşmış olduğu yolsuzluk skandalı. Sendika Başkanı Gary Jones ve eski Başkan Dennis Williams’ın evleri 28 Ağustos’ta FBI tarafından arandı.

Jones’ın sendikanın başına geçmeden önceki sağ kolu Vance Pearson kişisel lüks ihtiyaçları için sendika fonları kullanmaktan yargılanıyor. Genel kani sırada Jones ve Williams’ın olduğu yönünde. Şimdilik mahkeme belgelerinde isimleri “UAW Yetkilisi A” ve “UAW Yetkilisi B” olarak geçiyor.

Buna rağmen UAW yürütme kurulu üyesi olarak kalmaya devam eden ve GM ile toplu iş sözleşmesi görüşmelerine katıldığı bildirilen Pearson, yakın zamanda suçlanan veya suçu kanıtlanan altıncı UAW yetkilisi. Bir diğeri sendikanın başkan yardımcısı, bir üçüncü ise sendikanın General Motors’tan sorumlu üst düzey yetkililerinden biri.  

GM işçisi Crawford grev başlarken şunu söyledi: “Evet, UAW’da yolsuzluk diz boyu. Bu inanılmaz düzeyde iğrenç bir durum. Ama bu grev bununla ilgili değil. Bu grev bizimle ilgili. Üyesi olduğumuz sendikayı temizleyebiliriz ve temizleyeceğiz de. Ama şu an kazanmamız gereken daha acil bir kavgamız var.”

Kelly’nin de görüşü aynı şekilde ilk hedeflerinin GM olması gerektiği yönünde: “Sendikadaki bir kişi görevini kötüye kullandıysa, sendikadaki gelecekleri zaten belirlenmiş demektir. Ama bizim geleceğimiz belirli değil, bizimki hala havada asılı. Tek yapabileceğimiz, birbirimiz için burada olmak, çünkü dikkatimiz dağılırsa ve yanlış savaşa odaklanırsak…GM kazanacak.”

Sayısız kepenk indirme ve işten çıkarma sonrasında çalıştığı üçüncü GM fabrikası olan Detroit yakınlarındaki Romulus Engine’den bildiren Mitch Fox, yetkililerin bu itibarsızlığının grev için itici bir güç olabileceğini düşünüyor: “Tüm bu yolsuzluk suçlamalarını göz önüne alırsak, belki de sendika yetkilileri bizim gözümüzde itibarlarını geri kazanmak için biraz daha fazla çaba harcarlar; umarım durum böyle gelişir.”

Hayır oyu mümkün

Eğer geçmiş toplu iş sözleşmelerini bir gösterge olarak alırsak, Jones’un müzakere ettiği bir sözleşme paketinin zayıf ve yetersiz bir paket olacağına şüphe yok. Ve eğer UAW’nin beklentisi grevin GM’den ziyade kendi üyelerini yıpratmasıysa, sendikal liderler kendileri için büyük bir anlaşma ikramiyesi ve işçiler için daha da fazla ücret katmanını içeren bir öneriyi kabul edeceklerdir.

Bu durumda, General Motors’ta grevi sürdüren işçilerin geriye tek bir silahı kalıyor: hayır oyları. Onlar da Chrysler işçilerinin 2015’te yaptığını yapabilir: iki kademeli ücret sistemini kapsayan bir toplu iş sözleşmesini reddetmek için örgütlenmek.

Chrysler işçileri o dönemde sendikanın hiçbir desteği olmaksızın broşürler ve tişörtler bastırmışlar, taktik paylaşmak için Facebook grupları oluşturmuşlar ve resmi sendika toplantıları dışında kendi toplantılarını örgütlemişlerdi.

UAW çatısı altında kimsenin imkân vermediği bir duruma imza atan Chrysler işçileri Williams’ın kendilerine sunduğu toplu is sözleşmesi paketini 2-1 oranında reddederek kısmi de olsa bir zafer kazanmışlardı. Hem de Williams’ın “iki kademeli ücret sistemini sona indirmek bir hayal” açıklamasına rağmen. İşçilerin ret oylarıyla birlikte Chrysler teklifini revize etmek zorunda kalmış ve sonuç olarak ikinci kademe işçilerin sekiz yıl içerisinde birinci kademe işçi seviyesine yükselmesini garantileyen dört senelik bir sözleşme imzalanmıştı (her ne kadar imzalanan sözleşme ikinci kademe işçilere emeklilik ve eşit sağlık sigortası sunmamışsa da). Chrysler’deki ret oynamasından kısa bir süre sonra, belki de bu “hayır” oylarından cesaret alan General Motors ustaları da kendi toplu iş sözleşmelerini %60 gibi bir oranla reddetmişlerdi (Üretim işçileri ise %58 ile “evet” oyu kullanmıştı).

Yani 2015 yılında otomobil üreticilerinin bir elleriyle verdiklerini diğer elleriyle aldıklarını ve fark ettirmeden geçici işçi oranını artırdıklarını söyleyebiliriz.

Son olarak Crawford’un cümleleriyle bitirelim: “Tüm GM işçileri/UAW üyeleri için eşitlik sağlamayan hiçbir sözleşme teklifine evet oyu vermeyeceğim. Bu temel bir ilkedir. Sendika kelimesinin anlamı budur. Bu ilkeyi hayata geçirmek için elimize bir fırsat daha geçmeyebilir.”

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.