Kadın cinayetleri önlenebilir!

Emine Bulut 18 Ağustos günü öldürüldü. 23 Ağustos’ta sosyal medyaya düşen görüntüler sonrasında haberdar olduk. Ağustos ayında öldürülen 49 kadından sadece biriydi. Belki öldürülen diğer kadınlar gibi iki satıra sığdırılacaktı ama sosyal medyada yayılan son görüntüleri ile toplumsal bir etki, bir yüzleşme yarattı. Erkek şiddeti en çıplak haliyle hayatlara, vicdanlara dokunurken, kadınların “artık yeter” sesi daha da güçlendi.

Ama yetmedi! Emine Bulut’un ardından onlarca kadın daha erkekler tarafından öldürüldü. Eşleri, boşandıkları eşleri, ayrılmak istedikleri erkek arkadaşları tarafından…

Bu cinayetler önlenemez miydi? Elbette önlenirdi.

Kadın cinayetlerinin hemen hemen hepsi bir şiddet sürecinin sonunda yaşandı. Kadınlar karakola gitti, şikâyet etti, korunma kararı çıkarttı… Bu cinayetlerin hiçbiri öyle bir anda olmadı. Kasten, önceden tasarlayarak, planlanarak işlendi. Belki duygusal şiddetle başladı, tehditle devam etti, fiziksel şiddete döndü… Hiçbiri bir anda olmadı!

Peki, öyleyse neden önlenmedi? Yasalar mı yetersizdi?

İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi ve Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair 6284 sayılı kanun önleyici tedbirler ve yaptırımlar sunuyordu.

Ama etkin şekilde uygulanmadı. Neden uygulanmadı? Kadınların şikâyetleri, korkuları, talepleri neden karşılık bulmadı? Bırakın karşılık bulmasını, görmezden gelindi, “eve git, kocandır” dendi, kadına dönük erkek şiddeti çeşitli bahanelerle meşrulaştırıldı ve en önemlisi cezasız bırakıldı.

Kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddetle, erkek egemen sistem arasında doğrudan bir bağ kurmaktan her zaman kaçınıldı. 17 yıllık AKP iktidarı boyunca ve bugün Başkanlık rejimince yeni-muhafazakâr politikalar ile kadının eşitsiz konumu açıkça pekiştirildi. Bir yandan kadına yönelik şiddet kınanırken mesela, bir yandan Kadın Bakanlığı kaldırıldı; söylemler ve uygulamalarla kadının “rolü, görevi ve haddi” her daim bildirildi! Çok öteye gitmeyelim, henüz Emine Bulut cinayetinin üzerinden bir ay geçmeden, eğitimde toplumsal cinsiyet eşitliğini geliştirme projesi henüz uygulanmadan kaldırıldı… Çünkü biliyoruz ki özelde bu rejim, en genelde ise kapitalist sistem, erkek egemenliğinden besleniyor, doğrudan bunun üzerinde yükseliyor. Bu yüzden, vicdana gelip birtakım tedbirleri uygulamaya koymayacak, hiçbir zaman koymadı. Kazanımlar, her zaman mücadele ile elde edildi.

Şimdi kadın cinayetlerine karşı da bu mücadeleyi büyütme, sesimizi daha çok yükseltme zamanı!

Kadın örgütleri, feministler, kadın cinayetlerine ve erkek şiddetine karşı mücadelede ortaklaşan tüm kadınlar, Kadınlar Birlikte Güçlü koordinasyonuyla 28 Eylül’de (25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü’ne yaklaşık 2 ay kala) “Kadın Cinayetlerini ACİL ÖNLE!” kampanyasını başlattı. Bu süre boyunca işyerlerimizde, mahallelerimizde, okullarımızda, bulunduğumuz her alanda bu sesi duyurmamız, devlet tarafından gerekli önlemlerin alınması, yasaların uygulanması, sığınma evlerinin açılması, kadın cinayetlerini besleyen sistemle mücadele için taleplerimizi yaygınlaştırmak büyük önem taşıyor. Çünkü kadın cinayetleri önlenebilir!

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.