Almanya eyalet seçimleri: Devrimci alternatifsizlik

Geçtiğimiz Ağustos ayında Almanya’nın Brandenburg ve Saksonya eyalet seçimlerinde potansiyel oy dağılımını gösteren anketlerin aşırı sağcı Almanya için Alternatif (Alternative für Deutschland/AfD) partisinden yana olması, iktidar koalisyonu da dahil pek çok kesimi endişelendirdi. Korkunun ecele faydası olmayacak ki AfD iki eyalette de, seçimi kazanamasa da, oylarını ciddi şekilde yükseltti. Saksonya eyaletinde muhafazakâr Hristiyan Demokrat Parti (CDU) %32 ile 1990 yılından beri en kötü seçim sonucunu görürken, AfD oy oranını %17,6 artırdı ve %27,3 ile ikinci parti oldu. İktidar koalisyonunun başını Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) çektiği Brandenburg’ta da SPD bu eyalet için tarihindeki en kötü seçim sonucuyla %27,2 ile birinci oldu. Karşılığında ise AfD oylarını %10,5 artırdı ve %22,7 ile ikinciliğe oturdu. AfD’nin oy artışı, burjuva medyada, Nazizm’in hortlaması, Almanya’nın kronik sorunu faşizmin ve neonazizmin yükselişi olarak yorumlandı.

Eyalet seçimlerine gidilirken...

Sosyal demokratların desteği ile iktidara tutunan Hristiyan demokratlar 2017’deki son genel seçimlerden sonra halkın desteklemediği koalisyon hükümetlerini sürdürmüşlerdi. Bunun üzerine oy oranı %12,6’yı bulan AfD ana muhalefet haline gelmişti. İktidar koalisyonu ise yaptığı anlaşmalarla AfD’ye devlet aygıtı ve kolluk kuvvetleri içerisinde etki alanı sağlamak zorunda kalmıştı.

AfD’nin göçmen karşıtı politikası hem Hristiyan demokratlar hem Sosyal demokratlarda, parti içerisinde dahi destek bulmuştu. Sol Parti’de (Die Linke) dahi göçmenlerin kabul edilip edilmeyeceği tartışma konusu olmuştu. Bununla da kalmamış, geçtiğimiz Haziran ayında Hristiyan Demokrat Birlik Partisi üyesi Walter Lübcke, AfD ile bağlantısı resmi kanallarca inkâr edilse de alenen ortada olan bir faşist tarafından katledilmişti. Walter Lübcke’yi faşist çetelerin hedefi haline getiren şey ise göçmenlerin ülkeye girişini destekliyor olmasıydı.

2010’dan beri neredeyse düzenli olarak azalan işsizlik oranına, istikrarlı enflasyon ve faiz oranlarına ve ekonomik büyümesine rağmen ekonomik bozulma kendisini tüketici güven endeksinde ele veriyor. Son bir yıldır düzenli olarak düşen tüketici güven endeksi, son verilere göre %34 azalma ile -3,9 seviyesine gelerek halkın ekonomik sıkıntılar yaşamaya başladığının bir göstergesi oluyor. Deutsche Bundesbank verilerine göre geçtiğimiz Nisan ayından itibaren %2,79 artışla sıçrama yapan işsizlik de halkın ekonomik kaygılarını derinleştiriyor.

Bu şartlar altında popülist söylemleri ile AfD, ayrıcalıklarını kaybetmek istemeyen başıboş küçük mülk ve iş sahiplerini başta göçmenler olmak üzere, işçi sınıfına ve kadın hareketine karşı cephe alarak örgütlemeye başlamış gözüküyor. AfD henüz militan işçi mücadelelerini küçük burjuva kitle hareketiyle bastırmış, bu çeşit çeteleri tam olarak organize edebilmiş bir yapı olmasa da ileride bir devlet rejimi olarak faşizmin bayrağını taşıması muhtemel olan bir parti.

Kapitalistlerin kâbusu mu hayali mi?

Hristiyan ve Sosyal demokratların seçim sonuçları karşısındaki endişelerinin gerçek olmadığını iddia etmek için elimizde bir neden yok. Onlar ne iktidarlarından olmak istiyorlar ne de lümpen bir küçük burjuva güruhun çeteler oluşturmasını, devleti ele geçirmesini arzuluyorlar. Onlar işçinin her gün olağan şekilde sömürülmesini, göçmenlerden bir kısmının alınıp fazlalıkların kaderlerine terk edilmesini, çarkların olağan şekilde dönmesini istiyorlar. Fakat tarih, salt insan iradesiyle şekillenmiyor. Kapitalizmin ve sınıflar mücadelesinin birtakım içsel kanunları var. Kriz dönemleri bu yasaların belirgin hale geldiği zamanlar.

Bugüne kadar olmadığı gibi bugün de yaklaşan tehlike burjuvazinin hezeyanları, sivil toplumun iç çekişleri, yeşillerin ağlamaları ile çözülemez. Çözüm Avrupa’nın pek çok ülkesinde görülmeye başlayan bu faşist çeteleşmeye karşı işçilerin uluslararası birlikteliğidir. Sendikalar, işçi partileri ve fabrika/işyeri komiteleri, cinayetler işlemeye başlamış bu yapılara karşı göçmenler ile dayanışma içinde örgütlenmeli, cenaze alaylarını kalabalıklaştırmakla kalmayıp fiziksel, örgütsel ve ideolojik olarak faşist çeteleri dağıtmalıdır.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.