Kendini yakmak!

“Borcunu ödeyemeyen emekli kendini yaktı!” “Başkentin ortasında kendini yaktı!” “Ankara’da ‘işsizim, açım’ diyen bir kişi kendini yaktı!” “Üzerine benzin döküp kendini yaktı, hastanede öldü!” “Gaziantep’te işsizlikten kendini yakan gencin ailesi konuştu!” “Taşeron işçi Ataşehir Belediyesi önünde kendini yaktı!” Bu tip haberler uzayıp gidiyor… Bunlar işsizlikten, yoksulluktan çaresiz kalıp kendini yakan işsiz işçinin, yoksul emeklinin ardından atılan kimi haber başlıkları… Biri bu yılın Ocak ayında, biri Nisan’da, öbürü henüz bir hafta önce, Eylül ayında oldu…

Ateş düştüğü yeri yaktı. Aileleri dışında çoktan unutuldular; emin olabiliriz!

Düzenin zaten umurunda değil. Umurunda olsa Türkiye’de dört milyon iki yüz elli üç bin işsizin olduğu açıklandığı gün devletin başı, “Herkes iş bulacak diye bir kural yok” deyivermezdi! Öyle değil mi?

Peki, nasıl olacak? İnsanlar ağaç kabuğu mu kemirecek? Ya da kendini mi yakacak?!

Ha evet, bir mermi kaç lira, değil mi? Milliyetçi, muhafazakâr devlet erkânımızın işsizlikten, yoksulluktan, ekonomik krizden çok daha mühim işleri var!

Örneğin müstakbel başkan yardımcıları için alındığı söylenen milyar liralık son model Mercedes’ler gibi! İtibardan tasarruf olmayacağını öğrenmedik mi hâlâ?

Yine de sormadan edemiyor insan! Bizim vergilerimizle sürdürdüğünüz saltanatı, sadece bir an için, bir yana bırakalım. Doğrudan işçinin emekçinin “ihtiyat akçesi” anlamına gelen İşsizlik Sigortası Fonu’ndaki paramızı neden patronlara bedava dağıtıyorsunuz? Neden zaten yüz milyarlarca liralık ihaleler verdiğiniz haramilerinizin yarattığı kamu açıklarını bizim işsizlik fonumuzla yamamaya çalışıyorsunuz?

Soruyoruz çünkü aş-iş, patlıcan-biber derdindeki faniler olarak bu doymak bilmezliğinizi anlayamıyoruz!

Sadece İşsizlik Sigortası Fonu dahi birazcık usulüne uygun, birazcık  “Yağma Hasan’ın böreği” demeden kullanılsaydı işçiler, emekçiler kendilerini “işsizim, açım, adalet istiyorum” diye yakmazlardı!

Kendimizi yakmayalım işçi-emekçi kardeşlerim! İşsizliğimizin, yoksulluğumuzun nedeni kapitalizmdir. Gelin emeğin, insanın, doğanın, börtü-böceğin düşmanı olan kapitalizmi yakalım! Çare örgütlenmekten, birlikten, dayanışmadan geçiyor… Gelin kenetlenelim…

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.