25 Kasım’ın ardından: Taleplerimiz de mücadelemiz de ortak!

Bugün tüm dünyada, kadınlar en temel haklarını korumak için bile mücadele etmek zorunda: yaşam haklarını! Bu nedenle, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü, kadına yönelik şiddetin her türüne ama en çok da kadın cinayetlerine yönelik öfkenin her dilde dile geldiği gün oldu.

Türkiye’de fiziksel, cinsel, psikolojik ve ekonomik şiddet yolu ile sindirilmeye çalışılan; hükümetin haklarına dönük saldırılarına maruz kalan; bu mücadeleleri ise failleri koruyanlar tarafından kriminalize edilen kadınlar, tek umutları olan birlik ve dayanışmaya olan güvenlerini bir kez daha gösterdiler.

Var olan tüm yasalara rağmen önlenmeyen ve günden güne artan kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet karşısında Türkiye’nin hemen her ilinde ortak haykırış “Yaşamak İstiyoruz” oldu. En kitlesel eylemlerden biri ise yine İstanbul’da gerçekleşti. 25 Kasım Kadın Platformu’nun çağrısıyla, kaymakamlığın yasaklama kararını geri aldırarak, Taksim-Tünel’de toplanan kadınlar “Bir kişi daha eksilmeye tahammülümüz yok,” diyerek İstanbul sözleşmesinin ve 6284 no’lu yasanın uygulanması, kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddet karşısında acil önlemlerin alınması için çağrıda bulundu.

Tıpkı Türkiye’deki gibi bu 25 Kasım’da da Fransa’dan Guatemala’ya, İtalya’dan Paraguay’a dünyanın dört bir yanında kadınlar sokaklardaydı. Şili’de iki aydır ülkeyi sarsan kitlesel eylemlerde ön planda olan kadınlar ekonomik krize ve erkek-devlet şiddetine karşı taleplerini yineledi. “Piñera defol” sloganını 25 Kasım’da da kullanan kadınlar, polis tarafından katledildiği öne sürülen Daniela Caracaso (La Mimo), polis şiddetini belgelediği için evinde ölü bulunan gazeteci Albertina Martínez Burgos ve yine protestolarda hayatını kaybeden, tecavüze uğrayan, işkence gören herkes için adalet talep ettiler.

Arjantin’de “erkek şiddetine karşı haklarımız için sokaktayız” diyen kadınlar, Piñera’ya karşı mücadele eden Şilili kadınlarla ve Bolivya’da hükümet saldırılarının hedefinde olan yerli, işçi ve köylü kadınlarla dayanışma seslerini yükseltti. Yasal ve parasız kürtaj hakkı taleplerini tekrarladılar ve IMF için değil, erkek şiddetiyle mücadele için bütçe talep ettiler. Katalonya’da öne çıkan talepler kadına yönelik fiziksel ve psikolojik, devlet eliyle veya siyasi yoldan her türlü şiddetin ve gelir eşitsizliğinin son bulmasıydı.

Dünyanın farklı noktalarında da olsak, gerici hükümetlerin saldırıları karşısında kadınlar olarak taleplerimiz ve mücadelemiz ortaklaşıyor. Bir kişi daha eksilmek istemiyoruz, ekonomik krizin faturasını ödemek istemiyoruz. Kadın ve trans cinayetlerinin, çocuk istismarının önlenmesini istiyoruz. Bu nedenle, erkek egemen kapitalist hükümetlere, tüm ataerkil saldırılara karşı dayanışmamız, örgütlenmemiz ve mücadelemiz devam edecek.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.