İşçilerin dövüldüğü sistemde yargı reform tutmaz

Hükümetin “Yargı Reformu Stratejisi” adını verdiği belge kapsamındaki ilk paket 24 Ekim 2019 tarihinde yürürlüğe girdi. Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan bu paket, yargı reformu stratejisi noktasında atılan ilk adım. İktidar, bu yeni düzenlemelerin ülkedeki yargı sisteminin düzeltilerek daha güvenilir duruma getirilmesine ve insan haklarının ve ifade özgürlüğünün iyileştirilmesine yönelik olduğunu iddia ediyor. Durum hakikaten öyle mi?

Anayasa Mahkemesi üyelerinden başlayarak bütün hakimlerin ve savcıların seçimini Tek Adam’ın iradesine bağlı olmaktan çıkaracak, onların bağımsızlığını gerçekten olanaklı kılacak bir düzenleme olmadığı sürece, ülkede yargıya ve esas olarak adalete olan güvenin tesis edilemeyeceği çok açık. Dolayısıyla bugün, yargıya yönelik atılması gereken en önemli adım yargı bağımsızlığını teminat altına almak, mahkemelerin bağımsız bir şekilde kamu vicdanını temsilen karar verebilmesini sağlamaktır.

Öte yandan af paketi denen ikinci “yargı reformu” paketinin de yolda olduğu belirtiliyor. Bu tasarı yasalaştığında 38 bin kadar adli tutuklunun salıverileceği söyleniyor. Oysa, tasarı “terör suçu” diye adlandırdığı suçları kapsam dışında bıraktığından 130 dolayındaki gazeteci ve binlerce siyasi tutuklu bu uygulamadan yararlanamayacak. Ve hükümetin uygulamalarına karşı çıkan, onu eleştiren herhangi biri her an “terörist” suçlamasıyla karşı karşıya kalabiliyor. Son seçim döneminden hatırlıyoruz: AKP+MHP ittifakına oy vermeyecek herkes hain ve terörist ilan edilmişti.

Ülkede adaletin olmadığı o kadar açık ki: Örneğin, Soma madencilerinin Ankara’ya yürümesine izin verilmiyor; dört aydır ücretleri ödenmeyen Eskişehirli metal işçilerine polis saldırıyor; iktidara yakın olmayan bir parti basın açıklaması yapmak isterse biber gazları ve coplarla karşılaşıyor…

Hatta sendikalaşmak istedikleri için işten atılan işçiler protesto direnişi yapmak isterlerse başlarına neler gelebileceğini iyi biliyorlar. Ve de tabii yıllar süren tazminat davalarının emekçileri nasıl yoksulluğa sürüklediğini unutmayalım.

Bütün bunların yaşandığı bir ülkede Tek Adam iktidarının çıkaracağı her “yargı reformu” dışarıya karşı makyaj yapmanın ötesine geçmeyecektir. Gerçek adalet için önce Tek Adam rejimine son vermek gerekir.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.