İsyan dalgası İran’da

İran’daki halk isyanı üzerine İranlı aktivist Frieda Afary’nin Ortadoğulu ve Kuzey Afrikalı Sosyalistler İttifakı’nın internet sitesi için yazdığı makaleyi paylaşıyoruz.

İran’da ülke genelindeki toplumsal protestolar, demagojik rejimin yıkılmasını istiyor

Bu yıl Sudan ve Cezayir’in ardından Irak ve Lübnan’daki halk ayaklanmaları; İran’da özellikle işsizler ve öğrenciler olmak üzere kitleleri, Aralık 2017-Ocak 2018 ayaklanmasından bu yana ilk defa tekrardan büyük kitleler halinde sokağa çıkıp İslam Cumhuriyeti’nin sona ermesini talep etmeleri için cesaretlendirdi.

Ülke genelinde protestoları tetikleyen, 15 Kasım Cuma günü birdenbire benzin fiyatının %300 oranında artırıldığının duyurulması oldu. İran’ın bölgedeki askeri ve siyasi müdahalelerinin, nükleer ve füze geliştirme programlarının ve ABD tarafından dayatılan ağır yaptırımların bedeli yüzünden halihazırda açlık koşullarında yaşayan çoğu İranlı için bu artış oldukça yüksek.

15 Kasım’dan bu yana 31 eyaletin 22’sinde (100 şehirde) ve bazı kırsal bölgelerde on binlerce kişi ülke geneline yayılan protestolar sergilemekte. Çevik kuvvet polisleri ve güvenlik güçleri, protestocularla çatışma içerisinde. Uluslararası Af Örgütü’ne göre yüzü aşkın kişi hükümet tarafından katledildi, yüzlercesi yaralandı ve binden fazlası tutuklandı. Hükümetin keskin nişancıları bina çatılarında konuşlanıp göstericileri doğrudan başlarından vuruyor. Göstericileri vurmak için askeri helikopterler de kullanılıyor.

Karakollar, bankalar, bazı kamu binaları, birkaç dini eğitim merkezi ve Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney’in posterleri ateşe verildi. Göstericiler yolları kapattı. Şu sloganlar atılıyor: “Benzin fiyatı artıyor, yoksul daha da yoksullaşıyor”, “Katil Hamaney. Hükmün sona erdi”, “Diktatöre ölüm”, “Demagojik hükümete son.” Bazı parlamento üyeleri protestolar sırasında istifa etti.

Protestolar Huzistan’ın Ahvaz şehrinde başladı. Geçtiğimiz hafta Ahvaz’da, tutukluğunun ardından salıverildikten hemen sonra hayatını kaybeden muhalif şair Hasan Heydari için protestolar düzenlenmişti. Arap azınlık nüfusunun yüksek olduğu ve petrol üretimi yapılan Huzistan çevre kirliliğinden petrol üretimine, kuraklıktan baraj inşaatı kaynaklı sellere kadar çeşitli çevre sorunlarıyla boğuşan ve aynı zamanda emek mücadelelerinin de merkezi olan bir eyalet. Huzistan’daki Arap halkı geçen yıl ayrımcılığa ve çok sayıda sivil toplum aktivisti ve yazarın yargısız infazlarına karşı da protestolar düzenlemişti.

Huzistan’dan gelen son raporlara göre “İran rejimi, Ahvaz bölgesinde Farsça Chamran olarak bilinen Koura ve Farsça Shahrak-e Mamku olarak bilinen Jarahi şehirlerinde silahsız protestocuları hedef aldı. Rejim güçleri silahsız protestoculara karşı ağır makineli tüfekler kullandı ve her iki şehri de kuşatarak, aralarında kadınların bulunduğu en az 20 Ahvazlı silahsız protestocuyu öldürdü. Bu katliamda, Jarahi şehrinin Tanida mahallesinde elinde yalnızca sopa ve taş olan protestocularla İslam Devrimi Muhafızları’nın ağır silahlı askerleri arasında şiddetli çatışmalar gerçekleşiyor. Sivil Besiç eşkıyaları ve Halk Seferberlik Birimi’nin (Hashd al Shaabi) Iraklı milisleri de aynı şekilde rejim tarafından makineli tüfekler ve diğer silahlarla donatılarak Devrim Muhafızları’na yardım ediyor.” (https://www.dusc.org/en/article/4944?fbclid=IwAR3rYELR1gz0Zc_g8pMyeadaN68UlxOsdsTgXzuBCwRZUQ9tVne_ulz_B94)

Şiraz ve büyük çoğunluğunu Kürt nüfusun oluşturduğu Kirmanşah’ta da yoğun protestolar gerçekleşmekte. Kirmanşah’ın bazı bölgeleri Kasım 2017 depreminde zarar görmüş ancak hükümet yardımlarının azlığı nedeniyle henüz zararlar giderilememişti. Depremzedeler halen daha çadırlarda yaşıyor.

Tüm bu protestolar karşısında Hamaney, halkın kemer sıkması ve benzin fiyatına yapılan artışı kabul etmesi gerektiğini söyledi. Protestocuları dış güçlerin azmettirdiği “şeytani haydutlar” olmakla suçladı. Hükümet internet erişimini kesti, dolayısıyla içeriden rapor almak neredeyse imkânsız. Yakın zamanda kefaletle geçici olarak serbest bırakılan İranlı sosyalist gazeteci, işçi ve kadın hakları aktivisti Sepideh Gholian tekrar tutuklandı. İranlı siyaset bilimi doktora öğrencisi Saha Mortezai de diğer öğrencilerle beraber tekrar tutuklandı.

Güvenlik güçleri Tahran Üniversitesi’nin kampüsünde gösteri yapan öğrencilere saldırmakta. Öğrencileri içeride tutarak saldırıların kolaylaştırılması için üniversite kapıları kapatıldı. Tahran’ın bazı bölgelerinde ve başka şehirlerde ise öğrenciler bulundukları bölgenin kontrolünü ele alabilmiş durumda.

İşçi protestoları ve eylemleri son iki yıldır İran’da sıklıkla gerçekleşmekte ve sonuç olarak işçiler, öğretmenler ve emekçi aktivistler tutuklanıp çoğu zaman ağır kefaletlerle geçici olarak serbest bırakılmakta. Şu ana kadar ödenmeyen ücretlerin talep edilmesine odaklanan ve devlete ait kurumların “özelleştirilmesine” karşı çıkan işçi protestolarının bir genel grev çağrısına ve doğrudan devleti karşılarına almaya doğru ilerleyip ilerlemeyeceği ise henüz belli değil.

İranlıların bölgede ve tüm dünyada çoğunlukla gençliğin başını çektiği kitlesel protestolarla dayanışma göstermesi büyük bir gereklilik. Hem Irak hem de Lübnan’da protestocular yozlaşmış, otoriter ve mezhepçi hükümetlerin son bulmasını talep etmekteler. Öyle ki bu hükümetler, ya Lübnan’da olduğu gibi Hizbullah vasıtasıyla İran’dan büyük ölçüde etkilenmekte ya da Irak’ta olduğu gibi İslam Devrimi Muhafızları ve Şii milis grupları vasıtasıyla doğrudan İran tarafından kontrol edilmekte. New York Times’da, İran’ın Irak hükümetine müdahalesi hakkında sızdırılmış belgelere dayalı yakın zamanda yayımlanan bir haber, İran Devrim Muhafızları Ordusu komutanı Kasım Süleymani’nin Irak’ta verdiği emirlerin boyutunu ortaya koymakta. Haber, İran’ın ve Şii milislerin Irak hükümeti liderlerinin ve yönetiminin belirlenmesine ve Irak’taki kitlesel protestoların bastırılmasına ne kadar dahil olduklarını su yüzüne çıkarıyor. Rapor ayrıca ABD’nin 2003’teki Irak işgalinin aslında İran’ın Irak’ta baskın bir rol edinmesine nasıl yardımcı olduğunu da gösteriyor. (https://theintercept.com/2019/11/18/iran-iraq-spy-cables/)

İran’daki mevcut protestoları desteklediğini iddia etmesine rağmen Trump yönetimi, savaş tehditleri ve ağır yaptırımlar yoluyla İranlı kitlelere dönük gaddarlığını ve acımasızlığını göstermiş oldu. Erdoğan, bin Selman, Netanyahu, Esad ve Putin gibi baskıcı liderlerle ittifak içinde olan Trump, ne Esad rejimine ve köktendincilere karşı savaşan Suriyeli Kürtleri ve Suriyeli Arapları ne de Kürtler gibi kendi kaderini tayin hakkı talep eden Filistinlileri veya Taliban’a karşı savaşan Afganistanlı kadınları önemsiyor. ABD emperyalizminin önceki yönetimler altında desteklediği gaddarlık ve acımasızlık Trump yönetimi altında en uç noktasına ulaştı.

İran rejimi Çin’in kendisini iflas durumundan kurtarmasını ve verimli, askerileştirilmiş bir devlet kapitalizmi rejimine dönüştürmesini umuyordu. Yakın zamanda İran Çin’le bir anlaşma imzaladı. Anlaşmaya göre Çin, İran’da 400 milyon dolarlık petrol, gaz ve altyapı yatırımları yapacak ve bunun yanı sıra üçte bir piyasa faiz oranında petrol karşılığında 5000 kişilik askeri gücünü ülkede konuşlandıracak. Dolayısıyla Çin, İran’a bölgedeki hegemonyasını genişletebileceği bir yer gözüyle bakıyor.

Bu gerçeklik karşısında, Çin’in baskıcı rejimine karşı Hong Konglu protestocularla, işçi mücadeleleriyle, Çin topraklarındaki siyasi tutuklular ile kadın hakları ve çevre aktivistleriyle dayanışmak İranlılar için büyük bir gereklilik.

Aynı şekilde tüm dünyada işçilerin, feministlerin ve gençliğin de İran’daki mevcut kitlesel protestolarla ve kitlelerin rejimin yıkılması talebiyle dayanışma göstermesi büyük önem taşıyor. Ne yazık ki, ABD’deki ve başka yerlerdeki bazı sosyalistler İran rejiminin tarafını tutmakta. Öyle ki bazıları, muhaliflerle buluşup siyasi tutukluların serbest bırakılmasını talep etmek yerine, Dışişleri Bakanı Zarif’le tanışmak ve kendisini övmek için İran’ı ziyaret etti.

Bu gibi sosyalist çevrelerin İran protestolarıyla dayanışma göstermeye yanaşmadığı ya da “antiemperyalist” olduğunu öne sürdükleri İran rejiminin tarafını tuttuğu şartlar altında, İran’daki sosyalist aktivistlerin ve sürgündeki İranlı sosyalistlerin sosyalizmi bir alternatif olarak öne sürmesi çok daha zor. 

Bugün dünya tarihinde, krizlerin şiddetinin ve kapitalizmin barbarlığının çeşitli ülkelerde kitleleri açlığa ve baskılara karşı gelmek için sokağa ittiği kritik bir dönemden geçiyoruz. Bulunduğumuz ülkelerden Ortadoğu ve Kuzey Afrika, Çin, Şili, Haiti ve diğerlerine kadar ırkçılık karşıtı, işçi, feminist ve çevre mücadelelerini birbirlerine bağlayacak dayanışma eylemlerine ihtiyacımız var. Çin ve İran’daki gibi neoliberal politikalara ve devlet kapitalizmi modellerine karşı çıkmalıyız.

Frieda Afary

19 Kasım 2019

Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki feminist siyasi tutsaklarla dayanışma kampanyasının broşürü için bkz.

Ortadoğu ve Kuzey Afrika’nın yanı sıra Çin, ABD ve Venezuela’dan sosyalist aktivistlerin canlı sohbetleri için bkz.

https://www.allianceofmesocialists.org/livestream-dialogue-on-international-youth-struggles-and-socialism/

https://www.allianceofmesocialists.org/livestream-dialogue-on-kurdish-self-determination-and-socialism/

https://www.allianceofmesocialists.org/livestream-dialogue-between-chinese-algerian-iranian-venezuelan-and-u-s-labor-activists-on-international-labor-solidarity/

https://www.allianceofmesocialists.org/livestream-dialogue-between-sudanese-algerian-african-american-syrian-and-iranian-socialist-feminists/

https://www.allianceofmesocialists.org/livestream-facebook-dialogue-between-venezuelan-syrian-and-iranian-socialists-on-the-challenges-of-offering-an-emancipatory-alternative-sunday-july-21-2019/

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.