Trump neden İran’a musallat oldu?

ABD’nin İran Devrim Muhafızları komutanlarından Süleymani’yi katletmesinin nedeni, ne Süleymani’nin sadece eli kanlı bir terörist olması, ne Washington’a karşı suikast planları yapıyor olması, ne İran’ın atom bombası geliştirmesi, ne de başka bir şey. Süleymani’nin yerini bir başka komutanın alacağını gayet iyi biliyor Trump. Trump’ın gerçek amacı, sembolik bir liderini öldürerek İran’ı kışkırtmak, onu savaş olmasa bile ciddi bir çatışmaya sürükleyerek mollaların iktidarını yıkmak.

Ama dikkat, Trump mollaların antidemokratik rejiminden nefret ettiği için yapmıyor bunu. Onun asıl derdi, İran’ın bağımsız bir ülke olması. Oysa emperyalist sermaye İran’a istediği gibi girip çıkmak, onun petrol kaynaklarını kendi denetimi altına alabilmek, İranlı emekçilerin ucuz işgücünden yararlanıp onları sömürmek, maliyesini ve ticaretini kontrol edip kendi denetimi altına almak istiyor. Yani İran’ın bağımsız bir ülke olmaktan çıkıp emperyalizmin yarısömürgesi olmasını istiyor.

Trump, eski ABD başkanı Obama’nın İran’a uzlaşmacı davrandığını söyleyip onu eleştiriyor. Oysa Obama da aynı amacı güdüyordu, sadece farklı bir yöntemle. Obama, Avrupa Birliği’ni de yardımına alarak İran rejimini küresel dünya ekonomisi içine yerleştirmek ve bu yolla bu ülkenin sınırlarını daha geçirgen hale getirmesini sağlamak istiyordu. Bir bakıma havuç politikası izliyordu. Trump ise bunun işe yaramadığını söyleyip sopa politikası uygulamaya başladı. Yani Obama ile Trump arasındaki fark sadece yönteme ilişkin. Yoksa ikisinin de amacı aynı; ABD emperyalizminin çıkarlarını İran’a empoze etmek.

Mollalar da matah değil

İran’ın bağımsız bir devlet olması, mollaların kurduğu İslamcı faşist rejimin eli kanlı olmadığı anlamına gelmiyor. 1979’da iktidara geldiklerinden beri mollalar, devrimi gerçekleştiren bütün işçi örgütlerini yakıp yıktılar, onların önderlerini idam ettiler, idam etmeye de devam ediyorlar. Bugün rejimi protesto eden gençleri öldürüyorlar, hapishanelere atıp işkencelerden geçiriyorlar. Üstelik neoliberal kapitalizmin tüm kurallarını uygulayarak emekçi kitleleri açlığa, yoksulluğa mahkum ediyorlar. Grevleri yasaklıyorlar, sendikacıları tutukluyorlar, halkı yoksulluğa sürüklüyorlar.

Ama bugün özellikle işsizliğe ve güvencesiz çalışmaya mahkum edilen genç emekçiler, geleceklerinden yoksun bırakılan ve baskılanan öğrenciler, tesettür altında karanlığa ve kölece bir yaşama mecbur bırakılan kadınlar… hepsi birden mollaların diktatörlüğüne artık başkaldırıyorlar.

İsyanlar yayılacak

Kuşkusuz ABD emperyalizminin İran’ın bağımsızlığına yönelik saldırılarına karşıyız, karşı durmalıyız. Ama aynı zamanda mollaların diktatörlüğüne isyan eden İran halkını da destekliyoruz. Kapitalist mollalar er geç emperyalizmle anlaşacaktır, oysa İran’ın gerçek bağımsızlığı bu baskı rejiminin yıkılarak yerine emekten yana demokratik ve laik bir iktidarın kurulabilmesine bağlıdır.

Bu arada, Trump’ın İran’daki rejim karşıtı protestoları desteklediğine ilişkin açıklamaları tam bir ikiyüzlülük. Mollalar kitleleri kırmaya hiçbir zaman ara vermediler ki… Demokratik ve ilerici güçler de her koşul altında mücadele etmeyi sürdürdüler.

Şimdi ABD yönetiminin protestocuları destekliyor görünmesinin asıl nedeni, ayaklanan İranlı emekçi halkların başlatacağı bir devrimin, İran’ı kapitalist dünyadan çekip çıkarma ihtimali karşısında duyduğu korku. Bu yüzden daha şimdiden devrimci kabarışı kontrolü altına alıp bu ihtimali ortadan kaldırmak istiyor. Üstelik devrimci dönüşümler ihtimali sadece İran’da değil, tüm bölgeye yayılan devrimci isyanlarda bulunuyor. Irak’ta, Lübnan’da, Sudan’da, Cezayir’de emekçiler ayaklanma halinde. Bu devrimci dalga emperyalizmi korkutuyor.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.