Fransa, Hindistan, Hong Kong: 21. yüzyılda grev ve sendika

Fransa’da emeklilik yaşının yükseltilmesine ve emeklilik sigortası hakkının çalışarak edinilen puanlara, yani performans odaklı bir sisteme odaklanmasına karşı ülkedeki sendikal konfederasyonların yaptığı genel grev çağrısı karşılık buldu. 5 Aralık gününden bu yana Fransa’da ulaşım pek az çalışıyor, devlet daireleri boş kalıyor, okullarda dersler işlenmiyor ve aynı zamanda petrol rafineleri de işlemiyor. Bu, Fransa için son 25 senenin en büyük genel grevi. Macron şimdiden emeklilik planında birtakım düzeltmelere gideceği sözü verse de işçiler bunu kabul etmiş değil. Genel greve, tabanındaki işçilerin zorladığı üç büyük konfederasyonla beraber hükümet yanlısı sendikal birlik de dahil olmak zorunda kaldı. Grev milyonlarca işçiye yayılırken, yüz binlerce emekçi de durumu protesto etmek için sokaklara döküldü.

Hindistan’da on milyonlarca işçi, genç ve tarım emekçisi 8 Ocak’ta iktidardaki Bharatiya Jananta Partisi’nin liberal politikalarını protesto etmek için ulusal çapta greve çıktı. Başbakan Modi’nin emek reformalarına, greve çıkmayı zorlaştıran kararnamelerine, demiryollarını ve kömür madenlerini özelleştirmesine ve iş dünyasının vergilerinde %8’lik bir indirime gitmesine karşı ülkedeki 10 sendikal konfederasyon 12 maddelik bir talepler listesiyle bir günlük grev kararı aldı. Talepler arasında işsizlere iş sağlanması, işçilere sosyal hak ve güvencelerinin tanınması, asgari ücretin ve emeklilik maaşının yükseltilmesi var. Greve ulaşım sektöründe çalışan 35 milyon işçi, banka emekçileri, devlet memurları ve başka birçok sektörden çalışanlar katıldı.

Hong Kong’da, Çin’in müdahaleciliğine karşı ve demokratik haklar için aylardır süren protestolar, eylemcilerin kazanmak için örgütlenmek zorunda olduklarını anlamasıyla yeni bir boyuta sıçradı. Veriler binlerce Hong Konglu işçinin sendikalarda örgütlenmeye başladığını ve en az 40 yeni sendikanın kurulduğu ortaya koyuyor. Eylemciler aylar süren şiddetli çatışmaların ertesinde protestolara bir “öfke ve ümitsizliğin” hakim olduğunu ve insanların yeni arayışlara girdiklerini kaydediyor. Hong Kong Sendikalar Konfederasyonu, bir sendikanın nasıl kurulabileceğine dair kurslar düzenlemeye başladı. Konfederasyona göre 40 yeni sendika kuruldu ve düzinelercesi de yolda. Bu üç ayrı örnek bize ne anlatmaktadır? 21. yüzyıla girerken liberaller ve sekter solcular bir araç olarak sendikanın işlevinin kalmadığını ve grevlerin de etkili olamayacağını söylüyorlardı. Ancak anlaşılan, hakları için mücadeleye atılan işçiler için gidilecek ilk adres, bir ekonomik mücadele aygıtı olarak sendikalar olmayı sürdürüyor. Sendikaları kullanmasını bilen işçiler, bu araçlar sayesinde ulus çapında örgütlenerek, milyonlarca sınıf kardeşiyle koordinasyon kurarak grevler örgütlüyorlar. Sendikalar bir araç olarak ve grevler de bir eylem biçimi olarak, 21. yüzyılda da hâlâ işçi sınıfının çıkarına hizmet edebilir ve ediyorlar. Yeter ki işçiler ve emekçiler bir mücadele aracı olarak sendikaları kendileri yönetmeye başlasın ve onu, grevlerinde başarıya ulaşabilmek için mücadeleci bir biçimde kullanabilsin. Ancak sendikası üzerinden bir grevi yönetmeyi tecrübe edip öğrenen bir işçi, zamanı geldiğinde burjuva siyasal düzene karşı kendi çıkarlarını korumak amacıyla nihai eyleme geçebilir.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.