Okur mektubu: Patronun “adaleti”

Merhaba Gazete Nisan‘ın sevgili okurları ve yayın ekibi. Bir önceki yazımda, çalıştığım perakende sektöründeki sorunlardan bahsetmiştim. Bu yazımda, son günlerde başımdan geçen olaylardan ve işyerindeki sendikalaşma sorunlarından bahsedeceğim.

Çalıştığım mağaza üç vardiyalı sistemle çalışan bir işyeri olduğu için bir hafta içinde üç vardiyada da çalışabiliyorsunuz. Bu durumda tek yaptığınız hafta boyunca eve git, uyu, uyan ve tekrar işe git… Kendinize ayıracak zamanı geçin, uyuyacak vakit bulamıyorsunuz çoğu zaman. İşe geç kalmamak için uyumadan işe gidiyordum.

Ayrıca mağazada adaletsiz bir vardiya yazımı vardı. Evim işyerine bir buçuk saat uzaklıktaydı, bu nedenle mağaza müdürüne transfer talebimi dile getirdim. Transferim verilene kadar vardiyaların daha adaletli yazılmasını istedim. Mağaza müdürü bana kendi “adalet” sisteminin böyle olduğunu, transfer için eleman eksik olduğunu ve gelecek ay da eleman eksik olursa transferimi vermeyeceğini bildirdi. Transfer konusunda öne sürdüğü nedenlerin çözümü çok basit çünkü çekmecede bir sürü CV var ve mağaza her zaman hep eksik elemanla çalışıyor. Eğer ben transfer olsam bile benim yerime eleman bulmaları en fazla iki günlerini alır. Bu taleplerim karşılanmayınca iş bırakma eylemi gerçekleştirdim ve eylemin beşinci gününde mağaza müdürü telefonla arayarak hiçbir talebimi karşılamayacağını, eğer sonraki gün işe gitmezsem işten çıkışımı vereceğini söyleyerek beni dinlemeden telefonu kapattı.

İşe ihtiyacım olduğundan, mecburen sonraki gün işe gittim ve iş bırakma eylemine gittiğim için savunma yazdım, 5 gün çalıştıktan sonra işten çıkarıldım. Bunlar dışında perakende sektöründe sendikalaşma büyük bir ihtiyaç. Çok sayıda mağaza var. Bir kişi işten çıkarılsa bile, nasıl olsa bir sürü marka olduğundan “Gider başka bir markada çalışırım” diye düşünüyor. Yine bir sürü alternatif markanın olması ve ortalama çalışma süresinin kısa ve esnek olması (birkaç ay) sebebiyle kötü çalışma koşullarına itiraz edemiyoruz. Sektörde çalışan işçilerin sınıf bilincinin olmaması da sendikanın tutunamamasına yol açıyor. Oysaki en önemli örgütlenme aracımız sendika olmalı.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.