Halkın sağlığı istifa ve siyasi ikballerden daha önemlidir!

Tek Adam rejimi olarak ifade edilen oluşum (koalisyon), içinde çok fazla ve farklı gücün yer aldığı bir mücadele ve hükmetme alanı. Etkinlik düzeyleri ve beklentileri farklı güçlerden oluşan bu alan, çoğunlukla (partiyi ve Sarayı da aşan) sınırları belirsiz bir genişliğe ve derinliğe sahip. İçişleri Bakanı Soylu’nun istifası bu spekülatif gerçeği bir kez daha tartışmaya açtı.

Tartışmanın ilk ortak çıktısının Soylu’nun şimdi hiç olmadığı kadar güçlendiği iddiası olması bu topraklarda bazı şeylerin (anlık ve yüzeysel analiz gibi) hiç değişmediğini de bir kez daha gösterdi. Oysa AKP’nin, birçoğunun ismi çoktan unutulmuş, “hiç olmadığı kadar güçlü” isimler enkazı üzerine yükseldiğini hatırlamak dahi istifanın önünü-arkasını anlamak-açıklamak açısından yol gösterici olabilirdi. Kuşkusuz bu durum sadece AKP’ye özgü de değil, içinde bulundukları koşullarca sınırlanan ve belirlenen benzeri tüm fırsatçı-eklektik siyasal-sosyal kurum ve aktörler için de geçerli. Ötesi, Soylu’nun Erdoğan’a rağmen ve fakat ironik şekilde onun onayıyla da istifa sürecinden güçlenerek çıktığı ifadesi, Erdoğan’ın son 20 yıllık kudretli yolculuğu ve geldiği nokta düşünüldüğünde, istifa sürecinin ne derece değişken ve kırılgan bir zemin üzerinde gerçekleştiğine dair belki daha fazla fikir sunabilir. Parça-bütün-devamlılık ilişkisi açısından kimin kime ne kadar bağlı ve bağımlı olduğu göz ardı edilmemeli. Geçmişte ve bugün ismi geçen aktörlerden herhangi biri (yuvadan atılmadan önce) kendi kanaatleriyle uçabileceğini düşünseydi zaten bunu yapardı. Dolayısıyla kendi başarısız projelerini ve geçmişlerini şimdi başkalarının kurulu tezgâhlarında bir başarı hikâyesine dönüştürmeye çalışanların, güç ve nüfuz mücadelesi verdikleri bu yeni adresleri dışında, bir hükümlerinin olup olmadığı, sınanmayı bekleyen bir tecrübe olarak durmaya devam ediyor. Şu an için daha fazlası değil!

İstifa, ciddiyet ve sorumluluk!

Sokağa çıkma yasağının ilanındaki sakillik, plansız-programsız hareket etmekten öte, her şeyin en iyisini bildiğine inanan benmerkezci kibirden ilham almakta. Bu anlamıyla, karar sahibinin kişisel özelliklerinin değil sağcılığın memleket için en iyisini bilme ve isteme zannının hastalıklı bir yansıması söz konusu. Tam da bu yüzden istifa kararının nedeni ve muhatabı sokağa çıkma yasağını iki saat önce duyarak ekmek-su almak için markete-fırına hücum eden yüz binler değil, istifa sahibinin kendi âlicenaplığı ve reis olarak sunulmakta. Bu nedenle burada yanılan, yanlış yapan, üzülen, sorumluluğu üstlenen ve bundan dolayı hesap veren bir anlayış görmüyoruz. Tersine adeta taltif edilerek “daha da güçlendiği” söylenen fırsatçı bir konum sağlamlaştırma karşımıza dikiliyor. Sanki bütün mesele Soylu’nun siyasi ikbaliymiş, başta o iki saatlik hengâmede virüs kaptığı-yaydığı tartışmasız düzinelerce insanın hali pür melali ve geri kalan her şey önemsizmiş gibi!

Oysa an itibariyle Türkiye’de vaka sayısı 65 bini, ölüm sayısı 1400’ü geçmiş durumda. Test sayısına göre değişmekle birlikte her gün vaka sayısına ortalama 4 bin, ölüm sayısına 100 kişi eklenmekte. 30 Büyükşehir ve Zonguldak’ta giriş-çıkışlar kapatılmış durumda. Çok sayıda yerleşim yerinde karantina uygulanıyor. Milyonlarca çalışan işsiz kaldı. Milyonlarcası virüs tehdidi altında çalışmaya devam etmek zorunda kalıyor. Faaliyetine ara vermek zorunda kalan yüz binlerce işyerinin akıbeti belirsiz. Ticaret geriliyor. Ekonomik kriz derinleşiyor… Bu şartlar altında normal zamanlarda önemsiz gibi görünen hatalar ölümcül sonuçlara yol açabilir. Nitekim salgının başlangıç sürecinde bu hatalar (umre gibi) yapıldı ve bedeli büyük oldu. Dolayısıyla istifayı siyasi ikbal ve güç-nüfuz mücadelesi üzerinden ele alarak kendilerine yontanlar bu nedenle büyük bir kötülük içindeler.

Salgının aşılması, iş-aş sorunlarının çözülmesi için her zamankinden daha fazla ciddiyet ve sorumluluk gerekiyor. İktidarda bunu görmüyoruz… Belediyeler, sendikalar, TTB gibi mesleki kurumlar salgınla mücadele sürecine derhal dâhil edilmelidir. Bu kurumların tümünün dâhil olduğu bir koordinasyon oluşturulmalı ve süreç bu ortaklık zemininde şeffaflık içinde yönetilmelidir…

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.