2020 ABD Ayaklanması ve işçi sınıfının yol haritası

6

Dünya kapitalizminin model ülkesi olarak bir asırdır pazarlanan “Amerikan Rüyası” şiddetli bir devrimci seferberlik dalgasıyla sarsılıyor. Bu dalga, hiç şüphesiz Şili’de, Irak’ta, Lübnan’da ve Hong Kong’da patlak veren devrimci süreçlerin var ettiği uluslararası atmosferin bir parçası. Ancak onlardan bir farkı var: Bu sefer ayaklanma, emperyalizmin merkez üssünde. 

2020 ABD Ayaklanması nitelik olarak 1930’ların militan işçi sınıfı mücadeleleri ile 1960’ların savaş karşıtı halk seferberliklerini geride bırakmış durumda. Irkçılık karşıtı isyan, 2008 krizinin devam eden sonuçlarının Covid-19 pandemisinin yarattığı sosyal yıkımla derinleşmesiyle beraber ABD’de eşi benzeri görülmemiş bir ulusal  harekete dönüştü. ABD sadece koronavirüs ölümlerinde dünyada birinci değil; polis zulmü ile cinayetlerinde de başı çekiyor. Bu iki olgu, mevcut ayaklanmanın çok yönlü politik doğasına ışık tutuyor. 

ABD’nin pandemi kayıpları, Vietnam Savaşı’nda verdiği kayıpları geçti. New York’ta kazılan toplu mezarlar, emekçilerin paraları kadar sağlık hakkına sahip olabilmelerini güvence altına alan barbarlığın en keskin ifadelerindendi. İşsizlik ile yoksulluk yardımlarına başvuranların oranı, 1929 Buhranı’nın istatistiklerini arkada bıraktı. 

Ancak Amerikan toplumunu derinlemesine saran problemler bunlarla sınırlı değil. Covid-19’un öldürücülüğü, siyahilerin arasında beyazların arasında olduğunun iki katı (ABD toplumunun yalnızca %13’ünün siyahilerden oluşuyor olmasına rağmen). Afro-Amerikanların ücretleri, beyaz işçilerin ücretlerinden üçte bir oranında daha düşük. İşsizlik siyahiler arasında daha yaygın. Siyasal üstyapı, kurumsal işleyiş, ekonomik çevrim; bütün bunlar sistematik ve yapısal bir ırkçılığa dayanıyor. 

Seferberliğin en önemli niteliklerinden birisi, iki partili aristokratik yönetim mekanizmasının tarihsel taraflarından olan Demokratik Parti’nin güdümüne girmemiş olması; bu sırada seferberliğin en önemli yönü ve görevi, ABD işçi sınıfının ırkçılık karşıtı bir politik eğitim sürecinden geçmesi olmayı sürdürüyor. Ancak bu militan eğitimin ülkenin yoksul beyazlarında karşılık bulabilmesi için, işçi sınıfı örgütlerinin birtakım programatik adımlar atması gerekli. Nedir bu adımlar?

Bütün işçi sınıfı örgütlerinin (sendikalar, partiler ve diğerleri), siyahilerin kendi kaderlerini tayin hakkını savunan siyahi örgütlerle dayanışmacı bir politik ilişkiler ağı geliştirmesi, siyahilerin barınma, eğitim, sağlık ve çalışma hayatı başlıklarında koşulsuz eşitliğe sahip olması, bütün göçmenlere ve mültecilere vatandaşlık verilmesi, ırkçı idam cezasının bütün eyaletlerde kaldırılması, hapishanelerin köleci toplama kampları olarak işletilmesinin durdurulması ve ABD’nin ülke dışındaki siyahi halklara dönük bütün emperyalist askerî, politik ve ekonomik müdahaleciliğine karşı çıkılması: Bu ve benzeri maddeler etrafında oluşturulacak bir program savunulmaksızın, beyaz ve siyahi işçi sınıflarının birliği ancak bir aldatmaca olur.  

Yorumlar kapalıdır.