Hükümet sallantıda, alternatif ne?

4

Kamuoyu yoklamalarının son verileri, Cumhur İttifakı’nın yapılacak bir seçimde meclisteki çoğunluğunu kaybedebileceğine işaret etmekte. Gerçi bu durum, Tek Adam sistemine göre meclisten bağımsız olan hükümetin düşmesini zorunlu kılmaz. Ama rejimin altını boşaltır. Dolayısıyla AKP-MHP cephesi bugünlerde epey endişeli.

Bununla birlikte, olası bir seçimi Cumhur İttifakı’nın kaybetmesi, onun karşısındaki muhalefet güçlerinin oylarının toplamına bağlı. Bu nedenle de AKP ve MHP son dönemlerde, yeni kurulan Gelecek ve Deva partileri de dahil olmak üzere muhalefet partileri üzerindeki saldırılarını ve baskılarını artırarak, rakip ittifakın dağılması için gayret sarf ediyor. HDP’yi terörist, CHP’yi de teröristlere arka çıkan partiler olarak karalamaya çalışıyor.

Böylesi gelişmeler karşısında CHP de, hem sağını (İYİ, Saadet, Deva ve Gelecek partileri) hem de solunu (HDP ve sosyalist partiler), bir Demokrasi İttifakı çerçevesinde bir arada tutma gayretinde.

Siyaset alanındaki bu gelişmelere işçi ve emekçi yığınların çıkarları açısından bakıldığında birkaç ciddi sorunla karşılaşıyoruz. Elbette RTE iktidarının uzaklaştırılması çok önemli; ancak, muhalefet partileri arasında, neoliberal kapitalist politikaları sonuna kadar savunan patron partileri var. Oysa sınıfımızın çıkarları bu politikaların derhal terk edilmesinde yatıyor.

İkinci bir sorun: Hemen hemen tüm muhalefet partileri “aman provokasyona gelmeyelim, sokağa çıkmayalım” diyorlar. Oysa rejimin istediği tam da bu. Hükümet korkutarak, yıldırarak, emekçi ve demokratik kesimlere yasal ve demokratik eylem haklarını kullandırtmamaya çalışıyor. Oysa muhalefet kesimlerinin demokratik eylem ve seferberlik haklarını kullanmaları bugün hükümetin tüm saldırılarını geriletmek ve halk kesimlerine güven aşılamak açısından çok önemli.

Ve üçüncüsü, herkes bu hükümetin demokratik seçimlerle iktidarı terk etmemek için elinden geleni yapacağını düşünüyor. O halde önlemimiz ne?

Dolayısıyla biz sosyalistler, kapitalist bir Demokrasi İttifakı’ndan ziyade, halka önderlik edecek bir İşçi-Emekçi İttifakı’nın kurulması gerektiğini düşünüyoruz. Eğer başta sendikalar olmak üzere tüm işçi ve emekçi örgütleri ve partileri bir araya gelip, emekçilerin acil taleplerinden oluşan bir program etrafında birleşebilirlerse, sadece bu baskıcı hükümetten kurtuluşun değil ama aynı zamanda daha eşitlikçi bir sistemin kurulmasının yolu da açılmış olur.

Yorumlar kapalıdır.