Arjantin’de Sol Cephe pandemi ve krize karşı Latin Amerika ve Birleşik Devletler Konferansı düzenliyor

Güney ve Kuzey Amerikalı devrimci sosyalistler sınıf mücadelesinin dinamikleri ve devrimci alternatiflerin yaratılması üzerine tartışacak

Arjantin’in dördüncü büyük politik gücü olan ve dört büyük Troçkist partinin eylem birliğini ifade eden FIT-U (Solun ve İşçilerin Cephesi – Birlik), bir Latin Amerika ve Birleşik Devletler Konferansı organize edeceğini duyurdu. Konferansta her iki kıtadan da öncü işçiler, devrimci Marksist örgütler, sosyalist partiler, sendikalar, kadın hareketi temsilcileri, ekolojistler ve devrimci aydınlar mevcut küresel kapitalist kriz ve dünyayı saran ayaklanma dalgasına dönük olarak geliştirilebilecek politik ve örgütsel öneriler üzerine tartışacaklar. 

İşçi Demokrasisi Partisi’nin de bir parçası olduğu İşçilerin Uluslararası Birliği – Dördüncü Enternasyonal’in (UIT-CI) Arjantin seksiyonu olan Sosyalist Sol (IS), FIT-U’nun kurucu bileşenlerinden birisi olması itibariyle, söz konusu konferansın çağrıcıları arasında yer alıyor. Aşağıda okuyucularımızla paylaştığımız metin UIT-CI’nin internet sitesinde (http://www.uit-ci.org/) yayımlanmış olan konferans duyurusunun Türkçe çevirisidir. 

***

● Krizin faturası kapitalistlere!

● Emperyalizm Latin Amerika’dan dışarı!

● IMF’ye hayır, dış borçların ödenmesine hayır!

● Yaşasın işçilerin ve güvencesiz gençliğin mücadelesi! İşten çıkarmalara ve ücret kesintilerine hayır! Kahrolsun ırkçılık, polis şiddeti ve baskısı!

● Pandeminin ve kapitalist krizin karşısında işçiler kendi çözüm önerilerini üretmeli!

Arjantin’deki FIT-U partileri 1 Ağustos’da çevrimiçi bir Latin Amerika ve Birleşik Devletler Konferansı düzenleme kararı aldı. Konferans 30 ve 31 Temmuz’da yapılacak olan üç tartışma başlığı altında ilerleyecek. Bu Konferans, senenin başında FIT-U partileri tarafından üzerinde anlaşılmış, ancak pandemi krizi dolayısıyla ertelenmiş inisiyatifi yeniden ele alıyor. Bu bağlamda ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki isyan süreci de düşünüldüğünde, Konferans aynı zamanda ABD’den mücadele örgütlerini de ağırlayacak.

Bu Konferans’ı yeniden toplamamızın politik ve programatik zemini, “Latin Amerika’da yeni bir ihtimal ve sosyalist ve devrimci bir çözüm ihtiyacıdır” başlıklı deklarasyonda, “FIT-U tarafından örgütlenen Latin Amerika Konferansı ertelendi” metninde, “Uluslararası Emek Bayramına Dair FIT-U Deklarasyonu”nda ve bu metinde ifade edildi. Bu yazılarda, toplanacak olan örgütlerle aramızdaki önemli anlaşmaları ve farklılıkları ifade etmiştik. Halihazırdaki yeni çerçeve, FIT-U partileri tarafından başlatılan kıtasal inisiyatife yenilenmiş bir anlam katıyor. 

Gezegeni sarsmış ve Donald Trump’ı köşeye sıkıştırmış olan Birleşik Devletler’deki ayaklanmanın, dünyadaki kitleler üzerinde dayanışma eylemleri doğurması ve uluslararası durumu belirlemesi bakımından olumlu bir etkisi oldu. George Floyd’un vahşice katledilmesinin karşısında patlak veren öfke ve polis şiddeti ile ırkçılığın reddi, pandemi ile derin ekonomik durgunluğun etkilerinin birbirlerine karışmasıyla kitlelerin büyüyen hoşnutsuzluğu ve umutsuzluğu ile birleşti. Tarihin en büyük kapitalist krizinin ABD’deki etkisi neredeyse 49 milyon işçiyi sadece 16 haftada işsizlik yardımına başvurmak zorunda bıraktı. Kıt ücretler ve özel sağlık sistemi, evsizleri, işsizleri, güvencesizleri ve kayıt dışı işçileri ölüme taşıdı. Bunların hepsi, orada yaşanmakta olan büyük halk ayaklanmasını hazırlayan etkenlerdi. Demokrat Parti bu kitlesel protesto hareketini, radikalleşmesini engellemek adına Kasım’daki seçimlerde düzenin adayı olan Joe Biden’a oy verilmesi üzerinden bölmeye çalışıyor. Ayaklanma yalnızca Trump hükümetine büyük bir darbe değil, ama aynı zamanda bütün Latin Amerika hükümetlerine daha da kötülerine hazır olmaları gerektiğini söyleyen bir uyarı, çünkü bu hükümetler Amerikan emperyalizmine borçlular ve bu ayaklanma Latin kıtasındaki bütün halklar için bir eylem ve mücadele çağrısı. 

Pandemi, işçiler ile halk kitlelerinin sağlığı ve hayatı ile kapitalist sistemin arasındaki çelişkinin altını çizdi. Milyon dolarlık kurtarma paketlerinin önceliği sermayeydi. Nüfusa ekonomik yardımlar önemsiz bir seviyeye indirildi. Dünya koronavirüsle talan edilmiş ve kötüleşen bir sağlık sistemiyle yüzleşti. Bu sağlık sistemleri, seneler boyunca bütün hükümetler tarafından uygulanmış kemer sıkma politikalarının yarattığı sert kesintilerin kurbanlarıydı. Bu sırada aynı hükümetler özel sağlık sektörü kârlarına izin verdiler ve desteklediler. Pandeminin tam ortasında önceliği işgal eden kapitalist kârlardı. İşçiler üretime zorlandı ve hayatları ile fiziksel koşulları umursanmadı. Yoksulluk ile aşırı yoksunluk koşullarının virüsün yayılımı için bereketli bir alan sunduğu Latin Amerika’da durum daha da kötüleşti. Yoksul mahallelerde virüs bir katliam yarattı. Koronovirüsün patlak vermesi, zaten seyir halinde olan kapitalist krizi derinleştirdi. Dünya, yalnızca 1929’daki çöküşle kıyaslanabilecek olan bir krize doğru ilerliyor. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) şimdiden 480 milyon işsizden bahsediyor. Büyük işletmelerin, bankaların ve çokulusluların kurtarılması, daha fazla kemer sıkma, işten çıkarma, büyüyen yoksuluk, toplumsal eşitsizlik ve eşi benzeri görülmemiş bir ekolojik yıkımla finanse edilmek isteniyor. Kapitalizmin, kökleri 2008’in Büyük Durgunluğu’nda yatan derin bir kriziyle yüz yüzeyiz. İşçi sınıfının ve gençliğin geniş kesimleri bu sistemin işlemediği yönündeki sonuca varmaya başlıyor. 

Kurtarma paketlerini takip eden yeni spekülatif döngü, Latin Amerika’ya sermaye ihracını durdurmadı. Bu süreç, hükümetlerin düzmece ve yüksek faizli borçları ödemeyi sürdürmesi ve alacaklılara ödeme garantisi verilebilmesi için IMF’nin kalkanı altında işletilen kemer sıkma politikalarıyla birleşti. Özellikle Çin’e karşı ABD emperyalizminin sürdürdüğü ticaret savaşı kapsamında, ABD kıtamızdaki egemenliğini yalnızca ekonomik haraçlarla değil ama aynı zamanda doğrudan müdahaleyle de güçlendirmeye çalışıyor. Bu doğrudan müdahalenin örneklerinden biri olarak Venezuela’ya karşı sürdürülen agresif politika gösterilebilir. Maduro rejimiyle olan derin ayrımlarımız bir kenara, bu müdahaleyi reddediyoruz. Aynı zamanda, ihtilaflı olsalar da, hem ABD hem de Çin’in bölgemizin doğal ve stratejik kaynaklarını, hammadde işleyen kapitalist şirketlerin ortaklığı aracılığıyla ele geçirmeye çalışmalarını da kabul etmiyoruz. 

Bu bağlamda Latin Amerika pandeminin ve toplumsal krizin bir diğer merkezi haline dönüşmüş durumda. Aşırı sağcı Bolsonaro hükümetinin altında Brezilya pandemiden en çok etkilenen ülkelerden biri oldu. Sağ hükümetlerin yönetimde olduğu Şili, Peru, Bolivya ve Ekvador da bu virüsün kamçısından büyük ölçekte etkilendi. “Ulusal halk hükümetlerinin” bulunduğu Meksika ve Arjantin’deki yönetimler, tümüyle tükenmiş bir sağlık sisteminin şartlarıyla ve toplum krizle yüzleşmek adına büyük işverenlerin çıkarlarına aykırı hareket etmekten bir hayli uzak durmayı tercih ettiler. Aksine, Lopez Obrador’un Trump’la gerçekleştirdiği görüşmeden ve Alberto Fernandez’in akbaba fonları ile IMF’nin talimatlarına boyun eğmesinden de anlaşılacağı üzere, bu hükümetler emperyalizme bağımlılık çizgilerini sürdürdüler. Fernandez aynı zamanda iş çevreleriyle, krizin faturasını işçilerin ödeyeceği anlamına gelen bir “sosyal pakt” gerçekleştirme uğraşında. 

Bu panoramanın ışığı altında şu açık ki, 2019’da Latin Amerika halk ayaklanmalarına sebebiyet veren bütün toplumsal koşullar daha da akutlaşmış vaziyette. Şili’deki yeni protesto dalgasının, IMF taraftarı Lenin Moreno hükümetinin yönetimindeki Ekvador’daki seferberliklerin, darbeci ve komplocu Añez hükümetine karşı Bolivyalı kitlelerin büyüyen hoşnutsuzluğunun, Brezilya’da Bolsonaro’ya karşı yükselen öfkenin, Kolombiya’daki öğrenci hareketinin tepkisinin, 22 Haziran’dan beri Paraguay’daki yeni durumun, Nikaragua eylemlerinin kaldığı yerden devam etmesinin ve Arjantin’de işçi ve gençlik direnişinin gelişimini sürdürmesinin gösterdiği üzere, sömürülenlerin büyük mücadeleler ile ayaklanmalarının yeni bir aşaması açılmış durumda. 

Latin Amerika ve Birleşik Devletler Konferansı böylesine bir tarihsel anda toplanıyor. Bu tarihsel an işçilerin önüne büyük görevler koyuyor, emekçi halkı vuran pandemiye ve kemer sıkmaya karşı yakıcı önlemler için mücadeleye çağırıyor. Krizin faturasını kapitalistlerin ödemesi için ve işçilerin yönetimindeki sosyalist bir dünya perspektifi için mücadele etmeliyiz. Bizler sınıfçı solu, mücadeleci işçi hareketini, ayaklanan gençliği, feminist ve çevreci aktivistleri ve adanmış aydınları, sınıf bağımsızlığı, işçi hükümeti ve Latin Amerika’nın sosyalist birliği gibi yönlendiri ilkeler temelinde sınıf mücadelesinin dinamikleri ve devrimci alternatiflerin yaratılması üzerine tartışmak için bu Konferans’ın bir parçası olmaya çağırıyoruz.

Program:

Tartışma: “Dünya krizi ve imparatorlukta ayaklanma”. Perşembe, 30 Temmuz, 18.30 (GMT-3) [Türkiye saatiyle Cuma, 31 Temmuz, 00.30]

Tartışma: “Kapitalist kriz ve pandemi karşısında Latin Amerika emek hareketi”. Cuma, 31 Temmuz, 17.00 (GMT-3) [Türkiye saatiyle Cuma, 31 Temmuz, 23.00]

Tartışma: “Latin Amerika’da durum”. Cuma, 31 Temmuz, 19.30 (GMT-3) [Türkiye saatiyle Cumartesi, 1 Ağustos, 01.30]

● Latin Amerika ve Birleşik Devletler Çevrimiçi Konferansı. Cumartesi, 1 Ağustos, 14.00 (GMT-3) [Türkiye saatiyle Cumartesi, 1 Ağustos, 20.00]

Sol Cephe – Birlik (FIT-U)

PTS – PO – Sosyalist Sol (IS) – MST

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.