İsrail’in Filistin topraklarına yönelik yeni ilhak girişimine HAYIR!

Katil Benjamin Netanyahu’nun önderliğindeki Siyonist İsrail Devleti, 1 Temmuz itibariyle 1967’den beri işgal altında olan Filistin topraklarının bir kısmının daha ilhak edilmesi planını uygulamaya koymaya çalışacak. Bu, Ocak 2020’de Trump ile yapılan anlaşmanın yerine getirilmesi çerçevesine oturtuluyor. Planın tamamı Batı Şeria’daki kimi yerleşim bölgelerinin Siyonist egemenlik altına girmesi, Kudüs’ün Siyonist devletin başkenti olması ve Ürdün Nehri Vadisi’nin ilhak edilmesinden oluşuyor. Bu plan çerçevesinde İsrail’in ilhak edeceği bölgelerde yaşayan 300.000 Filistinliye İsrail vatandaşlığı verilmeyecek ve “sözde” Filistin vatandaşı olarak kalmaya devam edecekler.

İşçilerin Uluslararası Birliği – Dördüncü Enternasyonal (İUB-DE) olarak bir kez daha Yanki emperyalizminin ve Siyonizm’in Filistin halkına karşı başlattığı bu yeni saldırganlığı kınıyor ve reddediyoruz. Uluslararası örgütümüzün konuyla ilgili 30 Ocak 2020 tarihli bildirisinden şu anda uygulamaya konulmaya çalışılan Trump-Netanyahu anlaşmasına dair bazı bölümleri aşağıda tekrar paylaşıyoruz. (1)

“ABD devlet başkanı Trump ve İsrail başbakanı Netanyahu Washington’da birlikte yaptıkları bir açıklamayla “Yüzyılın Anlaşması” adını verdikleri bir ‘barış’ planı ilan ettiler. Netanyahu’nun planın derhal uygulamaya konulacağını açıklaması, bunun Filistin halkıyla görüşülecek bir öneri değil, tam tersine emperyalizmin ırkçı ve faşist İsrail devletine yeni bir canice saldırı için verdiği destek olduğunu ortaya koydu (…)”

“Trump, Siyonist devletin Batı Şeria’da kurduğu yerleşimlerin üzerinde egemenliğini tanımakta, Kudüs’ün İsrail’in başkenti olmasını ve Ürdün Vadisi’nin Siyonist devlet tarafından ilhakını kabul etmektedir. Planda İsrail vatandaşı 300 bin Filistinlinin farazi Filistin vatandaşlığına geçmesini öngörülmekte ve anlaşmanın sığınmacı statüsü dışında bıraktığı 6 milyon Filistinlinin geri dönüş hakkı reddedilmektedir. Aynı zamanda yerleşim yerlerinin kurulması sırasında Filistinlilerden çalınan mülklerin asıl sahiplerine iadesi veya herhangi bir ekonomik tazminatın ödenmesi de reddedilmektedir. İsrail’in izni olmadan sözde Filistin devletine girişleri bile yasaklanmaktadır. Filistinli tutukluların serbest bırakılması öngörülmemekte ve İsrail ‘Yahudi devleti’ olarak tanımlanarak İsrail vatandaşı Hıristiyan veya Müslüman Filistinliler bu ırkçı tanımı kabul etmeye ve desteklemeye mahkum edilmekte, Dürziler ise ikinci sınıf vatandaş haline getirilmektedir.”

“Bunların karşılığında, Güney Afrika’daki ırk ayrımına dayalı bantustanlar benzeri, sınırları veya hava ve deniz sahaları üzerinde kontrolü olmayan bir farazi Filistin devletinin kabulü öngörülmekte. ‘Askersizleştirme’ başlığı altında da Filistinliler Siyonist saldırılar karşısında silahsızlandırılmaktadır. 1967’deki sınırlara kıyasla Batı Şeria’da geniş alanlar ellerinden alınan Filistinlilere çöllük bölgelerdeki iki karış toprakta kurulacak bir sözde Filistin devleti vaat edilmekte. Gazze ise kuşatma altında kalmayı sürdürecektir. BDS hareketi (İsrail’e Boykot, Tecrit, Yaptırımlar) gibi ulusal ve ırkçılık karşıtı talepler dile getiren girişimlere herhangi bir desteğin verilmesi de anlaşmanın ihlali olarak kabul ediliyor.”

“Bu barbarca plan Trump’ın Filistin konusundaki emperyalist ve ırkçı saldırganlık politikasının bir uzantısıdır. Son üç yılda ABD hükümeti Siyonist güçlerin Golan Tepeleri’ndeki yasadışı işgalini onaylamış ve Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak kabul ederek büyükelçiliğin bu kente taşınacağını ilan etmiştir. Filistin’in Washington’daki diplomatik misyonunu kapatmış ve Birleşmiş Milletler’in Filistin’deki mülteciler bürosuna verdiği insani yardımı ve desteği kesmiştir. Aralık 2019’da BDS’ye karşı adli süreç başlatarak bu hareketin İsrail’e karşı eleştirilerini suç olarak kabul etmiş ve bunu Yahudi düşmanlığı olarak ilan etmiştir (…)”

“Avrupa hükümetlerinin çoğu suskun kalarak suça ortak olurken Britanya hükümeti daha da ileri giderek planı desteklediğini açıklamıştır. Mısır ve Suudi Arabistan diktatörlükleri de plana destek vererek Filistinlileri pazarlık masasına oturmaya davet etmişlerdir.”

“Biz İşçilerin Uluslararası Birliği – Dördüncü Enternasyonal (İUB-DE) olarak ABD emperyalizminin ve Siyonizmin Filistin halkına karşı başlattıkları bu yeni saldırıyı şiddetle lanetliyoruz. Trump’ın bu canice planı gerçekten adil bir çözüm için verilen mücadeleyi, Filistin topraklarının tümünde laik, demokratik ve ırkçı olmayan tek bir Filistin devletinin kurulması mücadelesini güçlendirmelidir. Tüm dünya halklarını Filistin halkıyla uluslararası ölçekte dayanışmaya çağırıyoruz.”

İşçilerin Uluslararası Birliği – Dördüncü Enternasyonal (İUB-DE)

30 Haziran 2020

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.