Trump’ın Filistin halkına karşı “Yüzyılın Planı”na HAYIR!

İşçilerin Uluslararası Birliği – Dördüncü Enternasyonal (İUB-DE)

ABD devlet başkanı Trump ve İsrail başbakanı Netanyahu Washington’da birlikte yaptıkları bir açıklamayla “Yüzyılın Anlaşması” adını verdikleri bir plan ilan ettiler. Netanyahu planın derhal uygulamaya konacağını açıklayarak bunun Filistin halkıyla görüşülecek bir öneri değil, tam tersine emperyalizmin ırkçı ve faşist İsrail devletine yeni bir canice saldırı için verdiği destek olduğunu ortaya koydu.

Trump’ın bu projesi amacı bakamından emperyalizmin bugüne kadar yapmış olduğu bütün önerilerin ötesinde bir niteliğe sahip. Bu plan, Trump’ın ABD senatosunda politik bir yargı sürecinden geçtiği ve seçim sürecine girildiği; Netanyahu’nun ise yolsuzluktan mahkûm olduğu ve önceki seçimlerde hükümet kurulmasına yeterli parlamenter çoğunluğun oluşmaması nedeniyle mart ayında bir yıl içindeki üçüncü seçimle karşı karşıya bulunduğu bir dönemde ortaya atıldı.

Trump, Siyonist devletin Batı Şeria’da kurduğu yerleşimlerin üzerinde egemenliğini tanımakta, Kudüs’ün İsrail’in başkenti olmasını ve Ürdün Vadisi’nin Siyonist devlet tarafından ilhakını kabul etmektedir. Planda İsrail vatandaşı 300 bin Filistinlinin farazi Filistin devletine gönderilmesi öngörülmekte ve anlaşmanın sığınmacı statüsü dışında bıraktığı 6 milyon Filistinlinin geri dönüş hakkı reddedilmektedir. Aynı zamanda yerleşim yerlerinin kurulması sırasında Filistinlilerden çalınan mülklerin asıl sahiplerine iadesi veya herhangi bir ekonomik tazminatın ödenmesi de reddedilmektedir. İsrail’in izni olmadan sözde Filistin devletine girişleri bile yasaklanmaktadır. Filistinli tutukluların serbest bırakılması öngörülmemekte ve İsrail “Yahudi devleti” olarak tanımlanarak İsrail vatandaşı Hıristiyan veya Müslüman Filistinliler bu ırkçı tanımı kabul etmeye ve desteklemeye mahkum edilmekte, Dürziler ise ikinci sınıf vatandaş haline getirilmektedir.

 Bunların karşılığında, Güney Afrika’daki ırk ayrımına dayalı “bantustanlar” benzeri, sınırları veya hava ve deniz sahaları üzerinde kontrolü olmayan bir farazi Filistin devletinin kabulü öngörülmekte. “Askersizleştirme” başlığı altında da Filistinliler Siyonist saldırılar karşısında silahsızlandırılmaktadır. 1967’deki sınırlarına göre Batı Şeria’da geniş alanlar ellerinden alınan Filistinlilere bunun karşılığında çöllük bölgelerdeki iki karış toprakta kurulacak bir sözde Filistin devleti vaat edilmekte. Gazze ise kuşatma altında kalmayı sürdürecektir. BDS hareketi (İsrail’e Boykot, Tecrit, Yaptırımlar) gibi ulusal ve ırkçılık karşıtı talepler dile getiren girişimlere herhangi bir desteğin verilmesi de anlaşmanın ihlali olarak kabul ediliyor.

Bu barbarca plan Trump’ın Filistin konusundaki emperyalist ve ırkçı saldırganlık politikasının bir uzantısıdır. Son üç yılda ABD hükümeti Siyonist güçlerin Golan Tepeleri’ndeki yasadışı işgalini onaylamış ve Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak kabul ederek büyükelçiliğin bu kente taşınacağını ilan etmiştir. Filistin’in Washington’daki diplomatik misyonunu kapatmış ve Birleşmiş Milletler’in Filistin’deki mülteciler bürosuna verdiği insani yardımı ve desteği kesmiştir. Aralık 2019’da BDS’ye karşı adli süreç başlatarak bu hareketin İsrail’e karşı eleştirilerini suç olarak kabul etmiş ve bunu Yahudi düşmanlığı olarak ilan etmiştir.

ABD’nin İsrail’i koşulsuz destekleme geleneksel politikasının bu biçimde derinleştirilmesi, Irak ve Afganistan’da aldığı yenilgiler sonrasında bölgede sarsılan etkisini yeniden kazanma girişiminin bir parçasıdır ve İsrail’deki büyükelçisi David Friedman veya Trump’ın damadı ve bölgedeki özel temsilcisi Jared Kushner gibi aşırıcı Siyonistlerin ABD hükümeti içindeki etkilerini yansıtmaktadır. Aynı şekilde, yeni Mesih’in geleceğine dair teolojik iddialarla İsrail devletini destekleyen fanatik Evanjelistlerin de hükümet içinde güçlendiklerine işaret etmektedir.

Trump ve Netanyahu’nun bu açıklamaları El Fetih ve Hamas tarafından reddedilmiş ve Filistin halkı arasında protestolar yaygınlaştırmıştır. İki gün içinde yüzlerce kişi Siyonist saldırganlar tarafından yaralanmıştır. Netanyahu, İsrail ile iyi ilişkileri olan Putin’i ziyaret etmek için Rusya’ya gitmiştir. Avrupa hükümetlerinin çoğu suskun kalarak suça ortak olurken Britanya hükümeti daha da ileri giderek planı desteklediğini açıklamıştır. Mısır ve Suudi Arabistan diktatörlükleri de plana destek vererek Filistinlileri pazarlık masasına oturmaya davet etmişlerdir.

Biz İşçilerin Uluslararası Birliği-Dördüncü Enternasyonal olarak ABD emperyalizminin ve Siyonizmin Filistin halkına karşı başlattıkları bu yeni saldırıyı şiddetle lanetliyoruz. Trump’ın bu canice planı gerçekten adil bir çözüm için verilen mücadeleyi, Filistin topraklarının tümünde laik, demokratik ve ırkçı olmayan tek bir Filistin devletinin kurulması mücadelesini güçlendirmelidir. Tüm dünya halklarını Filistin halkıyla uluslararası ölçekte dayanışmaya çağırıyoruz.

Kahrolsun Trump-Netanyahu planı! Bütün desteğimiz Filistin halkına! Sömürgeci İsrail devletiyle bütün diplomatik, ekonomik ve kültürel ilişkiler kesilmelidir!

İşçilerin Uluslararası Birliği-Dördüncü Enternasyonal (İUB-DE)

30 Ocak 2020

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.