Sağlık emekçileri “insanca bir yaşam için” ek bütçe talep ediyor

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası İstanbul-Aksaray Şubesi  “Hayat Pahalılığına Son, İnsanca Yaşayacak Gelir İstiyoruz” çağrısı ile Eyüp Devlet Hastanesi önünde 17 Temmuz Cuma günü saat 12.30’da bir basın açıklaması gerçekleştirdi. 

Sendika üyeleri, hastanede çalışan işçiler ve sağlık personelinin haricinde çevreden katılımın da olduğu basın açıklamasında şunlar ifade edildi: 

“TÜİK enflasyon rakamlarının açıklanmasının hemen ardından iktidara yakın medya her zaman olduğu gibi yine ‘Memura üç zam birden’, ‘en düşük  memur maaşı … TL’ oldu türünden kamuoyunu yanıltıcı ‘müjde’ manşetleri atmaya başlamıştır. Oysa milyonlarca insan sokakta, pazarda, mutfakta karşılaştığı hayat pahalılığı ile TÜİK enflasyon verileri arasında uçurum olduğunu, TÜİK’in pandemi sürecinde yaşanan işsizliği bile hesap oyunları ile nasıl düşük gösterdiğini görmektedir.” 

Maaşlarımız TÜİK enflasyonunu temel alan mutabakatlarla eritiliyor!

Basın açıklamasında siyasal iktidarın ekranlarda “işçiyi, memuru enflasyona ezdirmedik” gibi hikayeler uydurmaya devam ettiği ve “tarihî başarı” olarak niteledikleri nutukların gerçeklikle yakından ilgisinin olmadığı belirtildi:

“Oysa Türkiye’de ilginç bir durumla karşı karşıyayız. TÜİK tarafından açıklanan resmî enflasyonun yaşanan gerçek hayat pahalılığını yansıtmadığını herkes bilmektedir. Buna rağmen milyonlarca kamu emekçisinin, işçinin, asgari ücretlinin, emeklinin maaş-ücret artışında kimsenin inanmadığı bu veriler temel alınmaktadır.”

Bugüne kadar hükümetle yandaş konfederasyon yönetimi arasında varılan mutabakatlarda, yaşanan gerçek hayat pahalılığı ile hiçbir ilgisi olmayan resmî enflasyon verilerinin esas alındığı, sağlık alanında ücretlerin yoksulluk sınırının altında olduğu ve performansa dayalı ek ödeme uygulamalarının, zaten var olan eşitlik ve adalet uçurumunu derinleştirdiği belirtildi.

Hükümetin pandemi gerekçesi ile açıkladığı ekonomi paketlerinin sermayeye-patronlara “kalkan” olduğu ve bu yollarla emekçilerin ellerindeki son haklara da göz dikildiği dile getirilenler arasındaydı:

“Maaşlarında %4 ‘toplu sözleşme’ artışı ve buna ek olarak %1,75 enflasyon farkı yansıtılan kamu emekçilerine ‘sefalete devam’ denilmektedir. Öte yandan elbette ki geliri eriyen, yoksulluğu artanlar sadece kamu emekçileri değildir. Pandemi ile gittikçe derinleşen krizin yükü artan hayat pahalılığı ve işsizlikle dar gelirlilerin, ücretli kesimlerin omuzlarına yıkılmak istenmektedir.”

Basın açıklaması bitirilirken şu talepler sıralandı:

  • Kamu hizmetlerinin piyasalaştırılmasına ve özelleştirme soygununa son verilmesini,
  • Herkese ücretsiz, nitelikli, ulaşılabilir, anadilinde bir kamu hizmeti sağlanmasına öncelik verilmesini, 
  • Başta salgın koşullarından en çok etkilenen kadınlara olmak üzere, herkese yaşanabilir bir ücret düzeyinin altında olmamak üzere “temel bir yurttaşlık geliri” sağlanmasını,
  • Ücretli kesimler olarak bizlerin omuzlarına yıkılan vergi adaletsizliği yükünün hafifletilmesi için gelir vergisi adaletsizliğine son verilmesini – tüketimden alınan dolaylı vergilerin düşürülmesini -, kâr, faiz ve servet gelirlerine tanınan ayrıcalıkların kaldırılmasını, asgari ücretin vergi dışı bırakılmasını,
  • Belli bir servet düzeyinin üzerindeki zenginlerden servet vergisi alınmasını,
  • Otoyolların, köprülerin, şehir hastanelerinin müteahhitlerine parası bizim cebimizden çıkan hazine garantilerine son verilmesini,
  • Temel tüketim maddelerine son bir yıl içinde yapılan zamların geri alınmasını, söz konusu maddelerden alınan KDV’nin sıfırlanmasını,
  • Yoksulluk sınırı altında geliri olan hanelerin elektrik, doğalgaz, su, internet giderlerinin pandemi tehdidi ortadan kalkıncaya kadar hazineden karşılanmasını,
  • Yaşanan hayat pahalılığı karşısında çoktan hükmünü yitirmiş olan 2020-2021 yıllarını kapsayan toplu sözleşmenin iptal edilmesini,
  • Başta ILO sözleşmeleri olmak üzere uluslararası sözleşmelerle, evrensel sendikal hak ve özgürlüklerle uyumlu, grev hakkı ile tamamlanmış gerçek bir toplu pazarlık sistemine geçilmesini,
  • Yaşamaya devam ettiğimiz mali kayıpların maaşlarımıza yapılacak ek artışlarla telafi edilmesini, maaşlarımızda yapılacak artışlarda yaşanan gerçek hayat pahalılığının ve yoksulluk sınırında yaşanan artış oranının temel alınmasını,
  • İş güvencemizi ortadan kaldırmayı hedefleyen her türlü güvencesiz istihdam uygulamasına son verilmesini, herkese güvenceli iş ve güvenli gelecek sağlanmasını,
  • Kıdem tazminatı fonu, zorunlu Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ve Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) dayatmalarından vazgeçilmesini, yıllardır tahrip edilen kamusal sosyal güvenlik ve emeklilik sistemimizin güçlendirilmesini,
  • 3600 ek gösterge hakkımızın verilmesini,
  • Yıpranma tazminatının 5 yıla 1 yıl olarak düzenlenmesini,
  • Performansa dayalı, esnekleştirilmiş güvencesiz çalıştırmanın kaldırılmasını,
  • Ek ödemelerin maaşlara eklenmesini, emekliliğe yansıtılmasını, talep ediyoruz.

Basın açıklamasından kareler:

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.