Her yer Soma, her yer katliam!

13 Mayıs 2014 tarihinde Soma’da ülke tarihinin en büyük işçi katliamlarından biri yaşandı. 301 madenci, patronun tedarik etmediği oksijen maskelerini takamadıkları, olmayan yaşam odalarına giremedikleri için hayatlarını kaybetti. O dönemde, iş güvenliği denetçilerinin çok taksi parası yazacağı gerekçesiyle gitmediği Eynez madeninin iş güvenliği koşullarını görmeden imza attığı, kamu kurumlarının sermayenin katliam koşullarına zemin oluşturduğu çok konuşuldu.

O büyük katliamın üzerinden 6 koca yıl geçti ancak iş sağlığı ve işçi güvenliği konusunda Soma Katliamı döneminden daha da gerideyiz. İş güvenliği denetimi özel şirketlere bırakılmış durumda. Bu şirketler, denetimini yaptıkları firmaların uygunsuz çalışma koşullarına göz yummak durumunda kalıyor. İşçi cinayetleri ise birkaç günah keçisine ihale ediliyor. Böylece patronlar, sebebi oldukları cinayetlerin sorumluluğunu da almıyor.

Bir süre önce Sakarya’da bir havai fişek fabrikasında yaşanan katliam da tam da bu koşullar altında gerçekleşti. Daha önce defalarca ölümlü vakaların yaşandığı bu fabrikanın; depolama, tesis güvenliği, temel iş güvenliği denetimleri özel bir şirket tarafından gerçekleştirildi. Zira patlama sonrası birkaç ustabaşı ve iş güvenliği uzmanı jet hızıyla gözaltına alınarak gerçek sorumlular korunmuş oldu. Katliamın üzerinden bir gün geçmemişken MÜSİAD patronlarının, tam tekmil bardak gibi dizilip Sakarya’da moral ziyafeti bahanesi ile derneğin üyesi olan patronu korumalarıyla, yaşadığımız kokuşmuşluk yüzümüze tokat gibi çarpmış oldu.

Soma artık hiç olmadığı kadar şehirlerimizin tepesine çökmüş durumda. Sermaye, düşen kârlılığını korumak için maliyet kalemi olarak gördüğü işçi sağlığı ve iş güvenliğini sağlamamayı tercih etmekte ve siyasi iktidar da çıkardığı yasa ve uygulamalarla bu duruma göz yummakta. Mevcut veriler de bu durumu ispatlıyor. İSİG Meclisinin verilerine göre pandemi koşullarında işlerin yavaşladığı dönemde yılın altı ayında 930 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Soma Katliamı’nın yaşandığı yıl 1886 işçiyi kaybetmiştik.

Mevcut durumun karanlık olduğu aşikâr ancak umut da Kafdağı’nın ardında değil. Pandeminin ve krizin bedelini ödememek, iş cinayetlerinde yitip gitmemek için tek çıkar yolumuz mücadele etmek. Sakarya’yı, Soma’yı, Ermenek’i tekrar tekrar yaşamamak için derhal işyerlerinde örgütlenmenin koşulları aranmalı. İş güvenliği, işçilerin denetimindeki komiteler tarafından gerçekleştirilmeli. Özel sektörün ücreti mukabili adrese teslim yaptığı denetimlerin sonlandırılması sağlanmalı.

Unutmayalım ki, patronların kârı hiçbirimizin canından daha kıymetli değil.

Comments are closed, but trackbacks and pingbacks are open.