Krizde öncelik emekçiler ve yoksullar olmalı! Kaynaklar emekçiler için kullanılsın!

80

Emekçiler için durum vahim. Günde 39 liranın yaralara merhem olması mümkün değil, olmuyor da. Üstelik 39 lira kötünün iyisi. Milyonlarca işsizin, yoksulun böyle bir geliri dahi yok. Gelirsiz yaşanamayacağına göre buna bir hal çare bulunması şart. Peki, çözümü kim üretecek? İktidar mı? Onlar 39 lirayla bütün krizlerin teğet geçtiği masalını anlatmaya devam ediyorlar. 39 lirayla kriz teğet geçer mi? Patronlar için evet, emekçiler için hayır!

İktidar her durumda önceliği sermayeye verdi, veriyor. Kaynağı da, teşviki de, muafiyeti de patronlara sağladı, sağlıyor. Emekçinin işsizlik fonu dahi patronlara kaynak oluyor. Kuşkusuz bu ülkenin emekçileri ne 39 lirayı ne de bu iktidarı hak ediyor. Emekçi de, üreten de alın terinin karşılığını alabilmeli. Herkes onurlu bir şekilde insanca yaşayabileceği bir gelire sahip olabilmeli. Bugünlerde olduğu gibi “kriz var, pandemi var” denilerek hiç kimseye “başının çaresine bak” denilmemeli.

Niçin denilmemeli? Çünkü her 100 kişiden 70’i zaten “normal koşullar” altında dahi hayatını ancak borçla sürdürebiliyorken “herkes başının çaresine baksın” demek toplumu çökertmek anlamına gelir. Ailelerin toplu intiharlarına dek uzanan bu trajik gerçek birçok kez yaşandı. Şimdi işsizliğin ve yoksulluğun genelleştiği ve derinleştiği bir anda milyonlar için gelirsizlik çok daha can yakıcı ve acil bir toplumsal sorun haline gelmiş durumda.

İktidar günde 39 lirayla bu acil ve hayati sorunu çözdüğünü varsayıyor. Bu arada işsizlik fonunda birikmiş 130 milyar lira ya patronlara kaynak ya da boşalmış hazinenin ucuz faizli tahvili oluyor. Yetmiyor, deveyi havuduyla yutmuş patronların tek kalemde milyarca liralık vergileri siliniveriyor. Öbür yandan eğer emekçiysen faturasını ödeyemediğin elektriğin, ölsen bile kesiliyor. Pandemi döneminde dahi mal ve hizmetlere zam üstüne zam devam ediyor.

Kaşıkla verilenin kepçeyle geri alınmasının sonucu daima aşırı yoksullaşmadır. Göstermelik desteklerle gelir kaybı ve yoksullaşma önlenemez. İktidar pandemi süresince 5,5 milyon aileye 1000 liralık maddi destek yapıldığını söylüyor. Türkiye’de hane başı kişi sayısı ortalama dörttür. Bir aileye 1000 lira verildiyse bu, dört ayda kişi başı 250 lira verildiği anlamına gelir. İşte destek bu, günlük kişi başı 2 lira! Yazının başında günlük 39 liranın bu yüzden kötünün iyisi olduğunu belirtmiştik.   

İktidara sorarsanız kaynağı patrona verme sebebi, patron kazansın ki işçi de kazansın! Sanayinin çarkları dönsün ki iş de olsun, aş da! Kısacası patron ne kadar kazanırsa işçi de o kadar kazanır! Bu piyasacı iddia sadece yanlış değil, aynı zamanda büyük bir yalan. Örneğin, dünyanın en zengin insanı Jeff Bezos’un şirketi Amazon’da bile işçiler tuvalete dahi gidemeyecek oranda yoğun çalışıyor. Birçoğu yaşanabilir düzeyin altında maaş aldığı için devlet yardımına başvurmak zorunda kalıyor!

Çok açık, emekçiler sadece işsiz kaldıklarında yaşam zorluğuna düşmüyorlar. Çalıştıkları süre boyunca da sürekli bir gelir yetersizliğiyle baş etmek zorunda kalıyorlar. Bu yüzden milyonlarca çalışan emekçi “normal” zamanlarda da yoksulluk koşullarında yaşıyor. Emekçilerin kendileri için bir ihtiyat akçesi oluşturması, “işsiz kalırsam bu zor zaman kaynağımı harcarım” deme gibi bir şansları yok. İşte tam da bu yüzden kriz koşullarında öncelik emekçiler ve yoksullar olmalı!

Bu amaçla öncelikle işsizlik fonu sadece emekçiler için, tam ve etkin şekilde kullanılmalı. Fondan patronlara ve başka mecralara kesinlikle kaynak aktarılmamalı. Kayıtlı olsun ya da olmasın tüm çalışanlar işsizlik fonundan yararlanabilmeli. İşsiz kalan çalışanın gelir kaybı tam olarak karşılanmalı. İşsizlik ödemesi iş bulana kadar kesintisiz devam etmeli. İşsizlik fonunun yetersiz kalmasına karşı ve tüm yoksulların desteklenmesi için ayrıca bir acil yardım fonu oluşturulmalı.

Acil yardım fonu hangi kaynakla kurulacak? Bizzat ekonomi bakanı pandemi sürecinde destek miktarının çarpan etkisiyle 600 milyar lirayı geçtiğini açıkladı. İşsizlik fonunda 20 yılda toplanan para 130 milyar lira. Demek ki sadece bakanın açıkladığı 600 milyarın dörtte biriyle mevcut işsizlik fonu büyüklüğünde bir acil yardım fonu kolaylıkla oluşturulabilir. Sorun kaynakta değil sınıfsal niyette. Öncelik emekçilerden ve yoksullardan yana olmalı…

Yorumlar kapalıdır.