Tarihte bu ay | 17-25 Aralık 2013: Ayakkabı kutuları açılırken

668

17-25 Aralık 2013’te, Türkiye’de iktidarda olan siyasal partinin mensuplarıyla çeşitli iş çevreleri arasındaki kirli ve yoz ilişkinin bir fragmanı yayınlandı. Söz konusu olan filmin kendisi değil yalnızca bir fragmandı, çünkü ortaya dökülen rüşvet ve yolsuzluk buzdağının sadece görünen kısmıydı. Evet buzdağının sadece görünen kısmı gündeme gelse de 17 Aralık, Türkiye tarihinin en büyük yolsuzluk ve rüşvet skandalıydı.

Devlet iktidarı için kavgaya tutuşan iki burjuva fraksiyon (AKP ve Gülen Cemaati) birbirlerine karşı saldırıya geçerken, aynı zamanda birbirlerinin kirli çamaşırlarını da ortaya döktü. Elbette filler tepişirken, ezilen yine çimenler oldu. İşçi ve emekçilerin seçilenlerden hesap sorabilme mekanizmalarının olmadığı Türkiye’de, 17-25 Aralık’ta ufak bir kısmı ifşa olan yolsuzlukların üzerine gitmek isteyenler, vatan hainliği ile suçlandı.

AKP, operasyonu bir komplo, yolsuzluk iddialarını da bir “paralel devlet” yapılanmasının sinsi yalanları olarak lanse etmeye çalışsa da, her nedense Egemen Bağış Avrupa Birliği Bakanlığı görevinden alındı ve İçişleri Bakanı Muammer Güler, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar da bakanlık görevlerinden istifa etti.

Operasyon, aynı zamanda Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan, iş adamları Ali Ağaoğlu ve Rıza Sarraf’a da uğradı. İhalelere karıştırılan hilelerden alınan rüşvetlere dek ortaya saçılan belgeler, Türkiye’nin yönetiminden sorumlu politik kadroların oligarşinin cüzdanıyla beslendiğini ve “millet” için değil, işte bu cüzdan için yorulmak bilmeksizin çalıştığını ortaya koydu. Aslan’ın evinden çıkan ayakkabı kutusunun içine saklanmış 4,5 milyon dolar, oligarşinin cüzdanı için çalışan siyasilerin bu çabalarının aslında ne kadar kârlı olabileceğini gösteriyordu.

Yaklaşık bir sene sonra Türkiye’de yine bir “ayakkabı” gündemi olacaktı: Ama gündem bu sefer bir bankerin Türkiye halkını nasıl soyup soğana çevirdiği üzerinden değil, Ermenek’te maden enkazı altında kalmış bir işçinin babasının giydiği yırtık ayakkabılar üzerinden oluşacaktı. Süleyman Aslan’ın kutularından çıkan milyon dolarlar Ermenekli madencilerden çalınmıştı ve bu hırsızlığı organize eden de AKP’den başkası değildi. Adalet Bakanı Gül bugünlerde Türkiye’de hukukun üstünlüğünden ve adalet reformundan bahsediyor. Bakan Gül’ün adalet reformu, üyesi olduğu partinin üst düzey yetkililerinin yaptığı yolsuzluklar nedeniyle yargılanmalarını da kapsayacak mı? Hiç sanmıyoruz. 17-25 Aralık’tan sonra AKP Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) yapısında antidemokratik değişiklikler gerçekleştirmişti. HSYK bünyesinde Adalet Bakanı’na hakim, savcı ve adalet müfettişlerinin atanması ile disiplin soruşturmaları gibi birçok konuda geniş yetkiler verilmişti. Adalet Bakanı Gül’ün reformu, kendisinin HSYK üzerinde sahip olduğu antidemokratik yetkilerin tamamen geri alınmasını kapsayacak mı? Hiç sanmıyoruz.

Yorumlar kapalıdır.