Bize kahraman değil örgütlülük lazım

Date:

Share post:

Geçtiğimiz haftalarda ünlülerin merkezinde yer aldığı sansasyonel adli operasyonlara bir yenisi eklendi. Üstelik bu kez suçlamaların hedefinde, toplumun çoğunluğunca güvenilir olduğu düşünülen bir isim vardı.

Ünlü şarkıcı Haluk Levent, kurucusu olduğu Ahbap Derneği’ne yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alındı ve “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” ve “örgüt üyeliği” gibi iddialarla tutuklandı.

Bu iddiaların doğru mu yanlış mı olduğunu bilmesek de bildiğimiz şeyler var, onları konuşalım.

Öncelikle şunu belirtmek gerekir. Anayasasında “sosyal” olma niteliği taşıdığı belirtilse de Türkiye Cumhuriyeti devleti 1980 Askeri Darbesi ve sonrasındaki tüm hükümetler tarafından neoliberal politikalar çerçevesinde şekillendirilmiş ve zaten yetersiz olan tüm sosyal hakların günümüze dek kademe kademe budanmasıyla emekçiler güvencesiz, sosyal koruma imkânlarından yoksun, yardıma muhtaç hale getirilmiştir.

İkinci olarak, faaliyete başladıktan sonra mütevazı ölçekli “yardım”lara soyunan Ahbap gibi bir derneğin 6 Şubat depremi sonrasında milyarlarca lira bağış toplayabilecek güce ulaşmasını mümkün kılan bir diğer faktör de halkın büyük kesimleri nezdinde mevcut rejimin tüm kurumlarıyla güvenilmez bulunmasıdır. AKP-MHP iktidarının kamu kaynaklarını yağmalamak için hiçbir fırsatı kaçırmayacağına ilişkin meşru kanı, insanları birbirleriyle dayanışmaya en çok ihtiyaç duydukları kara günlerinde faaliyetleri şeffaf olmayan “yardımseverlere” yöneltmiştir. Ahbap veya herhangi başka bir kuruluşun bulaştığı olası suçlar, AKP-MHP’nin deprem sonrasında milyonlarca insanı günlerce çaresiz bıraktığı gerçeğini unutturamaz ve iktidarın bu gibi hadiseleri depremdeki yıkımın siyasi sorumluluğunu temize çekme fırsatı olarak kullanma girişimlerine geçit vermemek gerekir.

Üçüncü olarak, bu hayatı emekleriyle var eden işçilerin, emekçilerin tüm yaşamsal ihtiyaçlarını güven içinde karşılayabilmesinin yegâne yolu sosyal hakların genişletilmesini talep eden bir mücadeleyi yükseltmelerinden ve bizzat kendilerinin işyeri ve mahalle komitelerinde, sendikalarda, meslek örgütlerinde yaygın ve kitlesel ölçekte örgütlü olmasından geçer. Hayatın her alanında işçilerin, emekçilerin denetimini mümkün ve hatta kaçınılmaz kılacak bu örgütlenmelerin inşa edilmesi için atacakları her adım, emekçilerin onları uydurma kahramanlara sarılmaya iten çaresizliğini biraz daha azaltacaktır. Emekçilerin insanca koşullarda, güvenceli işlerde, güvenli konutlarda yaşayabilmesi için hayatın her alanını bizzat o emekçilerin denetlemesi ve nihayetinde bizzat emekçilerin yönetmesi dışında hiçbir çözüm önerisi gerçekçi değildir.

Öyleyse bize “kahraman” değil güçlü bir örgütlülük lazım. Çünkü biz emekçilere bu kıssadan düşen hisse; bir kahraman adayının daha “defolu” çıkmış olması değil sınıf mücadelesinin dışından sökün edecek bir çare beklemenin beyhude olduğudur.

Son Yazılarımız

spot_img