Küresel yangın büyüyor, Türkiye’de fonlar patlıyor

Date:

Share post:

Tüm dünyada petrol arzı daralıyor. Akaryakıt fiyatları rekor kırıyor. Türkiye’de motorinin litre fiyatı 100 TL sınırını aşarken, Almanya’da benzin 2,30 avroya, ABD’de de ise dizelin galonu 6 doların üzerine çıktı. Bu sayılar bir ilk. Bu durumun zorunlu sonucu olarak elbette lojistiğin maliyetinin artmasıyla küresel enflasyonda hızlı bir artış kaçınılmaz.

ABD Merkez Bankası’nın (FED) ise bu duruma hemen ön alarak Trump’ın faiz indirim baskısına rağmen faizleri 25 baz puan artırdı. FED’in tam üç yıllık bir aranın ardından politika faizini yeniden artırma kararı alması, uluslararası piyasalarda ucuz para döneminin geldiğine ilişkin söylemlerin dillendirildiği bir dönemde oldu. Bu kararın Türkiye’ye de elbette bir etkisi olacak.

Tam seçim ekonomisine giriyoruz derken yaşanan bu faiz artışının Türkiye’de olası bir faiz indiriminin maliyetinin daha fazla olmasına yol açacağını söyleyebiliriz. Bunun yanında uzun süredir daraltılan ekonomiyle iyice finansallaşan spekülatif sektörlerde şişen serbest fonların patladığını ve milyarlarca liralık zararın ortaya çıktığını görüyoruz. Bu iki durum seçim için gaza basmaya niyetli iktidarın vites artıramadığı bir tablo ortaya koyuyor.

Tüm dünya ölçeğinde ekonomik durgunluk içinde artan enflasyonun (stagflasyon) en büyük sebebi enerji maliyetlerinin artışı. Jeopolitik açıdan petro-dolar sistemin çatırdıyor. Trump, kendi yaktığı ateşin içine düşmüş durumda.

Rusya-Ukrayna savaşında ağır darbeler alan Rusya’nın petrol ihracını durdurmasının etkisi sıcaklığını korurken, Yemen’deki Ensarullah güçlerinin Kızıldeniz’in giriş kapısı olan Babülmendep Boğazı’nı tam kontrol altına alması, dünya ticaretine ve enerji akışına Hürmüz’den sonra ikinci darbeyi vurdu. Süveyş kanalının da fiilen işlevsizleştirilmesi anlamına gelen bu kontrol dünya deniz lojistiğini topyekûn etkiliyor. İran ve Yemen’in direnişiyle ABD emperyalizminin ödediği fatura her geçen gün artıyor.

Bunun yanında Suudi Arabistan’ın Basra Körfezi’ni baypas ederek Kızıldeniz’e petrol taşıyan yegâne alternatifi olan Doğu-Batı Petrol Boru Hattı’nın ağır bir bombardımanla hem Yemen hem de Irak’tan atılan bombalarla vurulması, küresel petrol arzına son günlerdeki darbeyi indirdi. Milyonlarca varillik petrolün anında piyasadan çekilmesi nedeniyle petrolün varil fiyatlarında yaşadığı sıçrama rafineri maliyetlerinin, sanayide kullanılan enerjinin, tarladaki traktörün mazotunun ve amonyak hammaddeli kimyasal gübrenin fiyatlarının artması demektir. Bir önceki yazımda “İktidarın her seçim öncesi başvurduğu seçim ekonomisi, yani kredi musluklarını açmak, piyasaya karşılıksız likidite pompalamak ve geçici bir tüketim illüzyonu yaratmak bu kez geçmişteki gibi kolayca uygulanabilecek bir manevra alanı sunmuyor. Bunun nedeni, küresel krizin bu tür bir iç gevşemeye pek izin vermeyecek bir sertlikte seyretmesidir.” demiştim. Gidişat da bu durumu doğruluyor.

Patlayan fonlar

Dışarıda fırtına böylesine sertleşirken, Türkiye’nin iç finansal mimarisi de yıllardır biriktirdiği sahte zenginlik ve spekülasyon balonlarının patlamasıyla sarsılıyor. Mehmet Şimşek bir yıl önce serbest fonlardaki manipülatif hareketlere dikkat çekmiş ama her nedense geçtiğimiz aya kadar bir önlem alınmamıştı. Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) yeni hayata geçirdiği fon düzenlemelerinin ardından, piyasada yüksek getiri vaadiyle trilyonluk hacimlere ulaşan, kaldıraçlı işlemlerle ve karşılıksız borçlanma araçlarıyla şişirilen Tera fonlarının temerrüde düşmesi, finans sektöründe deprem etkisi yarattı.

Bu temerrüt zincirinin piyasayı kilitlemesi üzerine SPK, aralarında Tera Portföy’ün ve benzer fon yönetim şirketlerinin bulunduğu kurumlara ait tam 131 yatırım fonunu birden apar topar tasfiye etme ve Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu (TEFAS) işlemlerine kapatma kararı aldı. Yüz binlerce küçük tasarruf sahibinin “enflasyondan korunma” umuduyla yönlendirildiği, ancak arka planda holdinglerin ve rantiye çevrelerinin spekülatif borç çevirme mekanizması olarak kullanılan yüz milyarlarca liralık fon havuzları kilitlendi. SPK’nın 131 fonu tasfiye etmesi, bankacılık ve finans sisteminin altındaki çürük kolonların çatladığının, yerli sermaye birikim modelinin kendi yarattığı borç batağında boğulmaya başladığını gösteriyor.

Finansal araçlara yöneliş kendiliğinden ortaya çıkmadı. Sanayi uzun süredir reel anlamda yeterince büyümüyor. 2020-2025 döneminde Türkiye ekonomisi toplamda %35 büyürken sanayideki kümülatif büyüme %29,6’da kaldı. Finansın reel ekonomiden kopuk biçimde şişmesi, burada oluşan rantı enflasyondan korunmak isteyenler için cazip hâle getirdi. Ancak bu düzenin vardığı yer açık: Balinaların küçük balıkları yuttuğu, kazancın dar bir çevrede toplandığı dev bir finansal balon. Bu balonun patlamasıyla ortaya çıkan zararın ise hemen toplumsallaştırılacağını biliyoruz.

Türkiye burjuvazisi ve onun siyasal temsilcileri iki seçenekle baş başadır. Faizi yüksek tutsalar, batık fonlar, kilitlenen şirketler ve derinleşen iç pazar durgunluğu nedeniyle sermaye kesimlerinin çarkları duruyor, SPK’nın 131 fon tasfiyesinde görüldüğü gibi finansal sistem içten içe patlıyor. Faizi indirseler, bu defa kur patlamasıyla ve küresel enerji şokunun da etkide bulunduğu daha yüksek bir enflasyonla karşı karşıya kalacaklar.

Bu çıkmazın tek bir sınıfsal anlamı vardır: Kapitalizmin kendi yasalarıyla bu yangından çıkış yoktur! İktidar ister faiz artırsın ister faiz indirsin, uygulanan her reçetenin faturası işçilere, kamu emekçilerine, asgari ücretlilere kesilmektedir. “Rasyonel program” adı altında halkın boğazı sıkılırken, holdinglere vergi afları dağıtılmakta, Tera fonlarında olduğu gibi batık finansörlerin yükü kamu kaynaklarıyla süpürülmeye çalışılmaktadır.

Ne sermayenin faiz kumarının ne de onların emperyalist efendilerinin savaş faturasının kurbanı olacağız. Bu yıkım tablosuna karşı işçi sınıfının acil programı nettir:

Enflasyonla mücadele için: Tüm ücret ve maaşlara derhal üç ayda bir gerçek enflasyon oranında otomatik zam uygulanmalı, asgari ücret derhal insanca yaşanacak yoksulluk sınırının üzerine çekilmelidir.

Dış şoklardan etkilenmemek için: Enflasyonu harlayan petrol ve enerji tekelleri, rafineriler ve elektrik dağıtım şebekeleri derhal işçi denetiminde tazminatsız kamulaştırılmalıdır.

Finansal balonların önüne geçmek için: Finans oligarkları servetleri katlanırken patlayan fonların faturası emekçi halka kesilmek isteniyor. Banka ve finans sistemi kamulaştırılarak devlet denetimine alınmalıdır.

Bağımsız bir ekonomik plan için: Emperyalist finans merkezlerine ve tefecilere yapılan dış borç ve faiz ödemeleri derhal durdurulmalıdır.

Son Yazılarımız