Tek yol mücadeleyi birleştirmek!

180

Çeşmenin başına çöreklenmiş bir avuç kodamanı ve onların çevresindeki asalak takımını bir yana bırakırsak, bugün Türkiye’de kim hayatından memnun? Kim kendini güven ve huzur içinde hissediyor? Kim yarına umutla bakabiliyor? Sayısız araştırmanın gösterdiği üzere insanların çoğunluğu mutsuz ve umutsuz hissediyor ve milyonlarca insan ancak ucu ucuna, çoğunlukla da borç harçla günün sonunu getirebiliyor.

İşçiler, emekçiler, yoksullar, esnaflar, çiftçiler, köylüler, emekliler, gençler, kadınlar, göçmenler, azınlıklar, hatta çocuklar bile hayatından memnun değil. Hangi kesime kulak verseniz çaresizliklerini, şikâyetlerini, taleplerini duyuyorsunuz. Çeşmenin başına çöreklenmiş bir avuç kodamanın ve onların çevresindeki asalak takımının dışında bugün ülkenin doğru yolda olduğunu, hak ve adalet içinde yönetildiğini düşünen neredeyse hiç kimse yok.

Maske dağıtımını beceremeyen, aşı tedarikini eline yüzüne bulaştıran, işinden, gelirinden olan milyonlarca insana çare üretemeyen ama buna mukabil eldeki kamu kaynaklarını ısrarla bir avuç kodamana ve borazanlarına aktarmaktan vazgeçmeyen mevcut iktidar hiç kuşkusuz bugünkü tablonun ana sorumlusu.

Kolaya kaçarak “ama oyunu hâlâ iktidar partisine veren milyonlar var” demeyelim! Deniz çoktan bitmiş ve kara görünmüş olmasına rağmen iktidarın halen halk desteği varmış gibi görünmesinin tek nedeni acıların, dertlerin, mücadelelerin, beklenti ve taleplerin ortaklaştırılamıyor olması.

Halen yüzlerce irili ufaklı işyerinde ücretleri ve çalışma koşulları için işçiler mücadele halinde. Öğretmenlerden sağlıkçılara, öğrencilerden kadınlara, çiftçilerden esnaflara, işsizlerden emeklilere bugün sözünü söylemeyen, derdini, beklentisini duyurmak için harekete geçmeyen hiçbir kesim yok. Eksik olan temelde aynı olan bu beklenti ve taleplerin birleştirilememesi.

Hemen tüm kesimler kaynakların öncelikle emekçi halk kesimlerine ve zor durumdaki küçük üretici ve işletmelere verilmesini talep ediyor. İktidar ise kaynakları ısrarla hiçbir üretici ve katma değer yaratıcı niteliği ve niyeti olmayan bir avuç patrona aktarmaya devam ediyor. Durum bu kadar açık ve net.

Bu yağma ve soygun düzenine dur diyebilmek için mücadeleleri ve talepleri birleştirmek şart. Kimin çıkarı bu ülkenin emekçilerinin esenliğinden ve çıkarından daha öncelikli ve üstün olabilir ki?

Yorumlar kapalıdır.