Dr. Irmak Saraç: Koruma değil tedavi üzerine kurulu bir sağlık sistemi ile karşı karşıyayız

224

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Irmak Saraç ile 28 Mayıs Kadın Sağlığı Hareketi Günü vesilesiyle Türkiye’de kadın sağlığı ve sağlık hizmetleri üzerine konuştuk. Kadın Dayanışması olarak gerçekleştirdiğimiz sohbetin tamamına kadindayanismasi.net üzerinden ulaşabilirsiniz.

Merhaba Irmak, bugün kadın sağlığı dediğimizde daha çok üreme sağlığından bahsedildiğini  görüyoruz. Erkek egemen sistemin beslediği bu anlayış karşısında sen bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı olarak “kadın sağlığını” nasıl açımlarsın?

Dünya Sağlık Örgütü sağlığın tanımını; fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan iyi olma hali olarak tanımlıyor ama genel olarak sağlığa bakış açısı hastalıkların tedavisi yönünde oluyor. İlk anlayışta birinci basamak yani koruyucu sağlık hizmetlerinin ön plana çıkması; sağlığın hasta olmamak üzerine kurgulanması gerekir. Ancak sistem, özelleştirmelerin de etkisi ile koruma değil tedavi üzerine kurulu bir sistem haline dönmüş durumda ve koruma önlemleri ikincil planda kalıyor.

Bu kadın sağlığı için de geçerli. Tabii ki üreme sağlığı, cinsel sağlık bunun önemli bir parçası ama aynı şekilde ev içindeki, işyerindeki koşulları, bu koşulların fiziksel ve psikolojik sağlığına etkileri de belirleyici. Hangi şartlarda yaşıyor? Düzgün beslenebiliyor mu, iyi uyuyabiliyor mu, ne kadar hareket edebiliyor, ne kadar dinlenebiliyor? Sosyoekonomik olarak daha zor durumda olan insanların yaşadığı bölgelerde Covid-19 çok daha fazla görüldü. Çünkü daha kalabalık ev ve mahallelerde daha yakın temaslı yaşıyorlar, toplu taşımayı daha fazla kullanıyorlar, işyerlerinde gerekli tedbirler alınmıyor.

Türkiye’de kadınlara sunulan sağlık hizmetlerini bu açıdan nasıl değerlendiriyorsun?

Aile hekimliği ile birlikte sistemi değiştirdiler. Eskiden üreme sağlığı açısından kadınlara hizmet sunan ayrı merkezler vardı: Ana çocuk sağlığı ve aile planlaması merkezleri (AÇSAP). Aile planlaması yöntemleriyle ilgili hem danışmanlık hem de yöntem sunuluyordu. Her tür yönteme ulaşım mevcuttu. Aile hekimliklerine geçildikten sonra bu sistem çok ciddi olarak aksadı. Sonuçta gebeliği önleyici yöntemler cinsel sağlık ve üreme sağlığının da aslında vazgeçilmez bir parçası. Biz sağlık hizmeti derken de en temelde bu haklara ulaşabilme durumundan bahsediyoruz. Şu anda maalesef bunlara ulaşılamıyor.

İyi giden şeylerden biri rahim ağzı kanseri tarama programıydı, şimdi pandemi nedeniyle bunda da aksamalar oldu. Çünkü aile hekimlerinin iş yükü çok arttı. Ayrıca kendilerini korumak için hastalarla daha az temas etmek istiyorlar. Pandemi sonuçta beklenmedik bir şey, tamam, ama şunu da gördük ki sistemin adaptasyon yeteneği zayıf.

Devlet hastanelerinde durum nasıl?

Devlet hastanelerinde de aile planlaması hizmetleri uygulanmıyor çünkü oralarda da AÇSAP kliniklerinde uygulanıyordu. Oradan sorumlu doktorlar emekli olunca yerlerine yenileri atanmadı ve de normal poliklinik yapan hekimler de performans sistemiyle çalıştırıldıkları için performansı çok düşük diye buna vakit ayırmak istemiyorlar.

Tüm bu sistemin değişmesi kürtaj tartışmalarıyla benzer zamanlarda başladı. Aile hekimliğine geçiş daha önce oldu; ancak bunun aile hekimliğine entegrasyonu, bu yöntemlerin temin sorunları bir arada oldu. Nasıl ki kürtajı fiili olarak ortadan kaldırdılar, bu hizmetleri de zamanla ulaşılamaz hale getirdiler. Aslında burada çok ciddi bir eşitsizlik var. Ulaşılamaz diyoruz ama kime ulaşılamaz? Parası olmayana!

İllüstrasyon: Bianca Bagnarelli

Yorumlar kapalıdır.