Filistin halkına destek için uluslararası birleşik kampanya

193

İşçilerin Uluslararası Birliği – Dördüncü Enternasyonal’in (İUB-DE), Filistin halkına destek için uluslararası birleşik kampanya çağrısını paylaşıyoruz.

“Nehirden denize” uzanan tarihi Filistin topraklarında 18 Mayıs günü gerçekleşen genel grev, on binlerce Filistinliyi seferber etti. Tüm şehirlerde gerçekleşen kitlesel eylemler polis müdahalesiyle karşılaştı. Kadınların önemli bir ağırlığa sahip olduğu gençlik örgütlerinin yaptığı çağrı, tüm Filistinli gruplardan destek alarak Filistinlilerin birliğini sağladı: Uzun yıllardır ilk kez Filistinliler işgal altındaki topraklarda ve tarihi Filistin’de (İsrail sınırları dahilindeki bölgelerde) ayağa kalktı; komşu ülkelerdeki mülteci kamplarındaki Filistinliler de dayanışma sergiledi.

Filistin halkı böylece, Siyonist devletin Gazze’de düzenlediği canice hava bombardımanlarında 70’i çocuk 248 kişinin ölümü, 1000’den fazla evin yıkılması ve 17 klinik ve hastanenin hasar görmesi karşısında, yekvücut olup tepkisini ortaya koydu.

Gazze’de 11 gün süren bombardımanların ardından ateşkes ilan edilince kutlamalar gerçekleşti. Uzun soluklu bir mücadele sürdüren binlerce Filistinli, İsrail’i bombardımanı son vermeye mecbur bıraktıkları için kısmi bir zafer kutlaması gerçekleştirdi. İsrail bir kez daha, Filistin direnişini ezmeyi başaramadı.

İsrail güçleri Gazze’yi işgal etme tehdidinde bulundu, ancak sınırda kaldı ve içeri giremedi. Ve bu, gerek Filistin’de gerek dünyada, Filistin halkını korumak için gerçekleştirilen dev seferberlik sayesinde mümkün oldu. Öyle ki, İtalyan liman işçileri, İsrail’e giden gemilere mal yüklemeyi reddetti.

Yaşanan bu süreç, Siyonist devlet ve hükümetin krizini pekiştirdi. Bu durum, Netanyahu’nun hükümetten uzaklaştırılmasıyla somutluk kazandı.

Mayıs 2021, Filistin halkının mücadele tarihinde bir dönüm noktası olabilir. Kudüs’te gençlerin İsrail polisiyle çatışması, Şeyh Jarrah ve Silvan mahallelerindeki aileleri evlerinden kovup bu bölgeyi İsrailli yerleşimcilere açma çabasına karşı direnç, Gazze’deki direniş ve İkinci İntifada’dan bu yana Batı Şeria’da gerçekleşen en büyük gösterilerin kanla bastırılması, zincirleme bir reaksiyon olarak karşımıza çıkıyor. Donald Trump döneminde İsrail zafer nidaları atıyordu, ancak Filistin direnişi bugün hâlâ çok canlı ve kendini ifade etmenin yolları arıyor.

Siyonist devletin kanla bastırma çabasına rağmen mücadele sürüyor. İsrail’de son haftalarda, protestolara katıldıkları gerekçesiyle 2 binden fazla Filistinli genç gözaltına alındı. Batı Şeria’da, Nablus’un güneyindeki Beyta’da yeni bir İsrail yerleşiminin kurulup Filistinli ailelerin binlerce zeytin ağacının gasp edilmesi nedeniyle başlayan kitlesel protestolarda, dört genç hayatını kaybederken onlarca kişi yaralandı.

Aşırı sağcı Naftali Bennett liderliğindeki bir koalisyondan oluşan yeni İsrail hükümeti, Filistin halkının maruz kaldığı baskılar, aşağılanma ve ıstırabı olsa olsa daha da artıracak. Göreve başlamasının ertesi günü Bennett, Kudüs’teki bayrak yürüyüşüne izin verdi; oysa daha bir ay önce gerilimin aşırı yükseleceği gerekçesiyle söz konusu yürüyüş yasaklanmıştı. Neticede, İsrail polisinin koruması altındaki bin kadar İsrailli aşırı sağcı, “Araplara ölüm” sloganlarıyla Kudüs’te yürüyüş yaptı. Yeni hükümetin ilk işi Gazze’yi bombalamak oldu. Gazze şeridi hâlâ sıkı bir abluka altında; bölgeye mal ve insan girişi yasak, balıkçılar ise denizde altı deniz milinin ötesine açılamıyor.

Filistin’de yeni bir nesil bayrağı devralıyor. Bu insanlar, işgalin meşrulaştırılmasına ve işgalin içerideki uzantısı olarak Filistin Ulusal Yönetimi’nin kurulmasına yol açan 1993 Oslo anlaşmalarından sonra doğdu; Filistin Ulusal Yönetimi bütün bu yıllar boyunca eylemleri bastırmak ve aktivistleri tutuklamak suretiyle baskıya ortak oldu. Söz konusu “barış” süreci yalnızca, Filistinlilerin maruz kaldığı işgal ve yağmanın yoğunlaşmasına hizmet etti: Doğu Kudüs’te 1993’te yaklaşık 150.000 İsrailli yerleşimci varken, bugün bu sayı 220.000’i geçti. Batı Şeria’daki İsrailli yerleşimci sayısı ise aynı dönemde iki katına çıkarak 440.000’e ulaştı. Oslo anlaşması sonucunda Gazze bir açıkhava hapishanesine dönüştü, Batı Şeria ise duvarlar, yollar ve yerleşimlerle birbirinden koparılmış yalıtık Filistin kasaba ve şehirlerinden ibaret hale geldi.

Eski Filistin liderliği tamamen gözden düşmüş durumda. 86 yaşındaki Mahmud Abbas, gerçek anlamda var olmayan ve sadece bir tür iç baskı gücü olarak işleyen bir devletin cumhurbaşkanlığı koltuğuna yapışmış halde. El Fetih adına bu makamda bulunsa da, aslında yasal görev süresi 10 yıl önce sona erdi; haziran ayında yapılacağı duyurulan seçimleri bir kez daha erteledi. El Fetih’te onun koltuğuna geçen Muhammed Dahlan ise, kısa süre önce İsrail ile normalleşme anlaşması imzalayan Birleşik Arap Emirlikleri’nde yaşıyor artık. Hamas lideri İsmail Haniye, 2019 yılında Gazze’den ayrılıp Katar’a yerleşti. Tarihi Filistin’de ise, İsrail parlamentosunda sandalyesi bulunan İslamcı partinin lideri Manur Abbas, İsrailli yerleşimcilerin temsilcisi Bennet’in koalisyon hükümetine katıldı. Oslo ihanetinden sonra doğan yeni nesil, işte böyle bir bağlamda sahneye çıkıyor.

Gelinen noktada, AB ve ABD’nin tüm beyhude propagandasına rağmen, Oslo sürecinin bir çıkmaz yol olduğu ve kurumsallaşmış apartheid rejimi üzerine kurulu ırkçı bir devlet olan İsrail’le barış içinde yaşamanın mümkün olmadığı apaçık ortaya çıkmış durumda. Bölge halkları ve tüm dünya için bir tehdit olan bu devlet, çok fazla ıstıraba neden oldu. Bu nedenle de gerçekten adil bir çözüm olarak, Filistin’in tüm tarihi topraklarında ırkçı olmayan, laik ve demokratik tek bir devletin kurulması mücadelesini savunmaya devam ediyoruz.

Ancak Filistin halkının karşısında bulunan güç, herhangi bir işgalci devlet değil. Joe Biden’ın 1986’da kongre üyesiyken yaptığı bir konuşmada söylediği gibi, “Eğer İsrail olmasaydı, ABD’nin bölgedeki çıkarlarını korumak için İsrail’i icat etmesi gerekirdi.” Gerçekten de İsrail, büyük stratejik öneme sahip Ortadoğu bölgesinde emperyalizmin uçak gemisidir. Bu nedenle Filistin halkına destek, salt bir uluslararası dayanışma meselesi değildir, dünyanın her köşesinde devam eden antiemperyalist mücadelelerin parçasıdır. İşçilerin Uluslararası Birliği – Dördüncü Enternasyonal olarak uluslararası eylem birliğini yükselterek, Özgür Filistin’e giden yolda, aşağıdaki talepler üzerinden Filistin halkına destek çağrısı yapıyoruz:

İşgal güçleri tarafından hapse atılan tüm Filistinli tutsaklar derhal serbest bırakılmalıdır.

Hükümetler Siyonist İsrail devleti ile diplomatik ve ticari ilişkilerini kesmelidir.

Yaşasın Filistin halkının cesur mücadelesi!

İşçilerin Uluslararası Birliği – Dördüncü Enternasyonal (İUB-DE)

21 Haziran 2021

Yorumlar kapalıdır.